Puan vermedi·440 syf.··
2026 4076. kitabı
Okurken kendimi oldukça karanlık ama bir o kadar da gerçekçi bir dünyanın içinde buldum. Kitap, büyük bir şirketin her şeyi kontrol ettiği bir sistemi anlatıyor ve bu durum bana günümüz dünyasını fazlasıyla düşündürdü. Özellikle tüketim kültürü ve insanların farkında olmadan nasıl bir düzenin parçası hâline geldiği çok çarpıcıydı. Ana karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar hikâyeye derinlik katıyor. Sadece bir distopya okumadım; aynı zamanda insan psikolojisine dair güçlü gözlemler de gördüm. Bazı bölümler gerilim açısından oldukça sürükleyiciydi ve merak duygusu sürekli canlı kaldı. Yazarın dili akıcı ve sade. Olaylar hızlı ilerliyor ama arka plandaki mesaj da net bir şekilde veriliyor. Kitabı bitirdiğimde “Acaba biz de böyle bir sistemin içinde miyiz?” diye düşünmeden edemedim. Genel olarak Depo, hem aksiyon hem de düşündürücü yönü olan bir roman. Distopya sevenler için etkileyici ve biraz da rahatsız edici bir okuma deneyimi sunuyor.
DepoRob Hart · İthaki Yayınları · 2021141 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 54. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 14:38
Kitap Yorumu : Rapunzel / L. P. SICARD Özet; Rob ve Paul uzun yıllardır birlikte avlanan iki yakın arkadaş. Ama çıktıkları bir av gününde işler tamamen değişiyor. Rob'un fazla miktarda aldığı k*kain ve bira, uzun süredir bastırdığı karanlık tarafını açığa çıkarmasına neden oluyor. Bir insanın — hatta bir canlının — ölümünden aldığı haz ve sonrasında yaptıkları gerçekten rahatsız ediciydi. Okurken "bu kadarını yapmaz" dediğim noktaları geçti resmen. Jacinthe ise küçük yaşta annesini kaybetmiş bir kız. Annesinin ölümünden sonra sürekli sarhoş olan babası Richard'la yaşamaya devam etmiş. Bir gece arkadaşlarıyla birlikte, yıllar once yüzlerce çocuğun öldüğü yanmış bir hastaneye giriyorlar. Ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor... Jacinthe gözlerini bir hücrede açıyor. Üstelik yalnız da değil.Bulunduğu yerde onun gibi tutsak edilmiş birçok kız var. Ve hepsinin korktuğu tek bir isim var: "Pite..." yani "Cadı." Yaşadığı dışlanmışlık ve travmalar yüzünden özellikle uzun saçlı kızlara korkunç şeyler yapan biri... Jacinthe kaçmaya çalışırken onu kurtaracağını düşündüğü Rob'la karşılaşıyor ama yolun sonunda kendisini, farkında olmadan Pite'nin bulunduğu karanlığın tam ortasında buluyor. • Yorum; Ben zaten normalde kısa saç insanıyımdır ama bu kitaptan sonra saç uzatma fikrinden tamamen uzaklaştım sanırım... 9° Pite'nin yaşadıkları için içimde bir noktada empati kurmaya çalıştım. Çünkü yaşadığı dışlanmışlık gerçekten ağırdı. Ama o kızlara yaptıklarını okumak...gerçekten mideme oturdu. Bazı sahnelerde tüylerim diken diken oldu. Uyuyan Güzel ve Külkedisi'nden sonra bunun da karanlık olacağını biliyordum ama bu kitapta beni en çok etkileyen şey; kötü karakterin doğrudan "kötü" olmamasıydı. Onun nasıl dönüştüğünü, nasıl kırıldığını, nasıl canavara dönüştüğünü okumak çok
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025228 okunma
Reklam
AĞIR SPOİLER İÇERİR
9/10
·368 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:33
Yani kitapla ilgili kabul ettiğim, kabul edemediğim şeyler var. Aşırı bir sayıda polisiye okuduğum için her türlü sona şahit oldum. Bir cok tahmin yaptim ki tutanlar oldu tutmayanlar oldu. Böyle bir son ile ilk kez karşılaşıyorum. Bunu cok iyi ya da çok kötü anlamda söylemiyorum. Kitap boyunca hic bir fantastik olay yaşamadığı için (sonlara dogru başladı) beyniniz mantıklı bi açıklama arıyor. Adele kamera ve dinleme cihazi koymuştur her yere, kiza uyuşturucu etken madde veriyodur azar azar şarapla( Louise sürekli şarap içtim, şarap içiyorum, şarap icicem, surdaki şarap mi... dediği icin ordan bi tahmin yürütüyor beyin tamam diyorsun ya elektronik sigaraya koydu maddeyi ya da saraba vs vs. Ama sabaha kadar tahmin yapsaniz da boş efendim. Ha bi ara Rob aslinda ölmemiş de fiziksel görünümü değiştirip Ian mi oldu acaba falan diye de aklımdan geçmedi değil. Fantastik başlamayıp fantastik biten bi kurgu aslinda yani bu herkesi tabi ki şaşırtır ama şaşırtıcı olan şaşırtırken baska bir yerden daha çok şaşırtıyor:) yani Adele hic Rob olmasaydı da beden degistirseler di de dumur olacaktik. Ama dumur olurken dumur olduk. Ay aman ne bileyim alin okuyun bence güzeldi.
Gözlerinin ArdındaSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 20181,348 okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 20:22
*spoiler içerir Leo Stone cinayet suçundan hapisteyken, bir jüri üyesinin aslında olayın üstün körü kapatıldığını iddia ederek yazdığı yazı nedeniyle, hakkındaki suç duyurusu temyize gider ve serbest bırakılır. Peki gerçekten bu cinayetleri Leo mu işlemiştir? Maeve ve Derwent 2 kadını, gerçekten Leo'nun öldürüp öldürmediğini araştırır. Öldürülen 2. kurbanın kanı Leo'nun evindeki kilitli odadaki dolapta bulunmuştur. 3.kurbanın kanının da Leo'nun evindeki döşemedekiyle uyuşma ihtimali vardır ancak Leo olaylar oldugu sırada hapistedir. 4. kurban Tessa'da kaybolmuştur ve Leo'nun artık masum olduğu anlaşılır. Oğlu Kelly'den şüphelenir ama Leo'nun büyük oğlu ortaya çıkar ve katilimiz bulunur. Kitapta beni rahatsız eden şey ilk 200 sayfanın durağan ve 100 sayfanın aksiyonlu olmasıydı. Diğer rahatsız eden şey ise Maeve'in Derwent'i deyim yerindeyse köpek yerine koymasıydı. Maeve, gözünün önündekini göremeyecek kadar aptalsın bazen. Yazarımız Derwent'in sevgilisi Melissa'dan bahsetmemiş bu sefer. Maeve katilin elinden kurtulduğunda Derwent'in ona yardım etmesi, kıyafetini vermesi ve Maeve'in onun kıyafetini koklaması çok tatlıydı. "Gözlerinin sadece seni gördüğü ilk sefer değildi." Georgia bile bunu diyerek aralarındaki çekimi fark etti ama bir türlü Maeve fark edemedi. Rob'dan çok Derwent'e kızması tamamen bir saçmalıktı. Üstelik sonunda barıştılar diye sevinirken yine gol yedik ve bu sefer de avukat Seth ortaya çıktı. :( Sessizliğin Peşinde
Sessizliğin PeşindeJane Casey · Olimpos Yayınları · 2024617 okunma
Puan vermedi
Selamlar, nasılsınız? Bugün sizlere çok severek okuduğum, spor-romantizm türünde genç yetişkin bir romanla geldim. Yazarın kalemini diğer serilerinden de bildiğim için bu kitabı da ayrı bir keyifle okudum. Ve evet bayıldım. Hadi gelelim konusuna… Thomas Brooks annesi Türk, babası Amerikalı. Aynı zamanda çok başarılı, herkesin tanıdığı ve peşinde olduğu bir Amerikan futbolu oyuncusu. Ancak hayatı bir anda altüst olur. Annesini bir trafik kazasında kaybeder. Ve acısı bununla da bitmez. Babası ünlü bir avukattır ve yaptığı işten dolayı bu kazayı şüpheli bulur. Bu yüzden Tommy’i İstanbul’a, ananesi ve dedesinin yanına gönderir. Tommy, hayatının bittiğini ve çok sevdiği Amerikan futbolundan uzak kalacağını düşünür. Ama hiç de öyle olmaz. Özellikle kuzenleri Murat ve Ebru,diğer aile üyeleri olsun onu bir an bile yalnız bırakmaz. Bir sabah köpeği Kömür ile sahile gider. O sırada oynadıkları top bir şemsiyeye çarpar. Mine, Albino olan bir genç kız. Görünüşü yüzünden insanların kötü sözlerine maruz kalmış ve bu yüzden herkesten uzak durmayı seçmiş. Sahilde kitap okurken bir anda şemsiyesine çarpan topla irkilir. Tommy özür dilemek için yanına gelir ama Mine bir anda fenalaşır. Tommy ise hiç düşünmeden ona yardım eder. Kısacık bir karşılaşma olmasına rağmen Tommy mine'yi aklından çıkaramaz. Tommy, kuzenleriyle aynı okula kayıt olur. Müdür okulu gezdirirken karşısına o gün sahilde tanıştığı Mine çıkar. Okul müdürü gezdirme işini Mine’ye verir ve böylece yolları yeniden kesişir. Zamanla birlikte vakit geçirmeye, birbirlerini tanımaya başlarlar. Bu sırada okulun koçu Tommy’ye karşı oldukça sert ve acımasızdır. Amerika’daki eski koçu ise onun performansını ve yapılanları görmek için video ister. Mine, çekim konusunda yardımcı olabileceğini söyler. Ama çekecek kimseyi bulamaz.
1000Kitap
12’den VurmakTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 202616 okunma
1.Kitap ve dizinin 1.sezonunu kıyaslıyoruz.
10/10
·847 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 15:20
Kesinlikle muhteşem! George R.R. Martin epik fantazi türünün tahtını Taht Oyunları ile kazanıyor. Tolkien gibi müthiş bir anlatıma sahip. Aynı zamanda o kadar akıcı ki parmaklarınız sürekli sayfayı çevirmek için sabırsızlanacak. Kitabın kapağını kaldırdığınız an gözlerinizi yepyeni bir hayata açıyorsunuz. Bu hayatta şövalyeler, lordlar, leydiler ve ulu kurtlar var. Stark Hanedanı'nın hikayenin başını çektiği bu müthiş seride hikaye bir değil on beş koldan ilerliyor. Aynı zamanda bilinen tüm türleri içinde barındıran kitap tüm okuyucuları girdap gibi içine çekiyor!! Şiddetle tavsiye ediyorum. 1.Kitap ve dizinin 1.sezonunu kıyaslıyoruz.Şunu söylemem gerekir %92 kitapla birebir diyebiliriz. - Kitapta "Stark ailesi" çocukları diziye göre daha küçükler, mesela sansa kitapta 11 yaşında,Rob ve Jon 15 , Arryn 9... - metinde sıkça bahsedilen lady catelynin kardeşi edmure ve babası lord hoster tullyden dizide pek bahsedilmiyor, - dizideki genelde çıplak dolaşan fahişe Ros karakteri kitapta hiç yok, zaten bir miktar daha cinsel öğe dizi içine ilave olarak serpiştirilmiş, - kitapta arya erkeksi yüz hatli bir kız olarak tasvir edilir, o yüzden kendisini ilk gören “oğlum” diye seslenirler, - başlardaki jon arrynin ölüsünü izleyen cersei ve jaimenin arasında geçen konuşma kitapta yok, - aryanın jon snowa ulu kurt nymerianın ona yardımcı olduğunu göstermek istediği, kurdunsa şaşkın şaşkın baktığı sekans kitapta yok, (ne güzel sahneydi yahu hakikaten) - nedin taht odasına ilk girdiğinde jaime ile diyalogu kitapta yok, - joffrey piçinin üçüncü bölümde annesi cersei ile ülke yönetimi üzerine diyalogu kitapta yok, - kral robert, sör barristan ve jaime arasındaki “senin ilk öldürdüğün kimdi” geyiği sahnesi kitapta yok, - dördüncü bölümdeki fahişe ile viserysin küvet içinde oynaşırken
1000Kitap
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,9bin okunma
Reklam
Reklam