-Ey Erciyes'in, benim gibi yaşlı, benim gibi başı ak olan zirvesi! Seneler önce senin ve kardeşlerin Ağrı, Palandöken, Süphan, Uludağ, Nemrut, Kaçkar, Cudi, Herekol eteklerinde işlenen "sosyal cinayetler"e şahit oldun mu? Sizin eteklerinizde öyle cinayetler işlendi ki, Haçlılar buna cüret edememişlerdi!..
Kur'an ya saklanmış, Ezan'ın, ucube bir tercümesi yapılmış; delileri bile Allah Ekbere hasret bırakmışlardı.
Zirveler tükenirken çarığımın altında,
"Sidre"yi arıyorum yaşlı Alp Dağlarında
Akl u fikrim mi gitti, çun Sidre göklerdedir.
Yüce makam olur mu dünya bataklarında!
Önceleri ırkı ne olursa olsun, Müslümanlıkta kardeş olan; fakat sonradan, nereden ve nasıl getirildikleri bilinmeyen ya da bilinen ilkelerle, dini bir kenara atıp ırkı yücelten, ve böylece herkesi ırkına bağlayıp, bir "ırk üstünlüğü" yarışına sokan zihniyet, Müslümanları öylesine bölüp parçaladı ki, kırık bir camın parçaları gibi dağılıp, her biri diğerinin düşmanı hâline getirildiler... Daha önce kardeş olan Özgür'ler ve Hüseyin'ler, bu "ulusçuluk" sistemiyle birbirlerine düşman yapıldılar, birilerinin çıkarı için birbirlerini öldürmeye koşuldular..
Özgür'ler ve Hüseyin'ler birbirlerini öldürmeden, birinin elleri diğerinin eli içinde, kardeşçe ve özgürce yaşasalar daha iyi olmaz mı?
Olmasına olur amma, çıkarcıların çıkarları ne olacak?
“Bir çocuğu mahkemede savunuyorsan, işte o zaman savaşı kaybetmişsindir.
Asıl savaş, burada, sınıfta verilmeli!”
Freedom Writers (Özgürlük Yazarları) filminden🍀🎬👏🏻