https://odessayayinevi.com/product/bozkurt-donencesi-1/
GATA'nın rehabilitasyon merkezi bölümündeki fizik tedavi salonunda herkes kendi hareketlerini yapıyor ve bir yandan da sohbet ediyorlardır. Tomris: Banuhan, dizi bitiyor mu? Banuhan: Biri biterken öbürü başlıyor. Tomris: Hayırlısı, ben seviyordum bu diziyi. Bahadır: Ben de seviyordum. Banuhan: Ay, sen sevmesen hatrım kalırdı. Hem sen söyle, projeler ne alemde? Bahadır: Çalışıyoruz. Banuhan: Bana yazdığın kadar kod yazsaydın şimdiye bin kere bitmişti. Tomris: Doğru vallahi. Bahadır: Yan gazi, yan. Tomris: Gaziyan demişken, arkadaşlara benden selam söyle. Bahadır: Güvenlik nedeniyle görüşemiyoruz. Tomris: Nedenini sormuyorum. Bahadır: Sorma. Tam o sırada, Fatih salona girdi. Yüzündeki gülümseme, diğerlerini de rahatlatıyordu.
Sayfa 1·Kitabı okudu
Acaba avans gibi bir şey vermeniz mümkün mü? Az bir şey -diyelim beş yüz mark kadar.'' ''Pek tabii. İsterseniz daha çok da olabilir. Zaten resimlerinin ücretini kendiniz saptayacaksınız.'' ''Ne bu, katalog mu?'' diye sordu Rex. ''Bakabilir miyim? Kızlar, kızlar, kızlar,'' diye sürdürdü belirgin bir tiksintiyle reprodüksiyonları karıştırırken. ''Dikdörtgen kızlar, eğilip bükülmüş kızlar, fil hastalığına yakalanmış kızlar......'' Albinus kurnazca sordu: ''Söyleyin dostum, kızlar neden böylesine sıkıyor sizi?'' Rex açık konuştu. ''Tabii, bir zevk meselesi herhalde,'' dedi geri kafalı olmamakla sık sık övünen Albinus. ''Sizi suçlamıyorum elbette. Sanatçı kişilikler arasında oldukça yaygın bir... durum, anladığım kadarıyla. Yani, bir esnafın bu yöndeki tercihleri bana itici gelir de, bir ressam söz konusu olduğunda... çok farklı tabii. Hattâ sevimli bile diyebilirim. Ve romantik... Eski Roma'dan arta kalma bir romans. Gene de, ''diye ekledi, inanın çok şey kaybediyorsunuz.'' ''Yok istemem, eksik olsun. Benim için bir kadın yalnızca zararsız bir memeli hayvandır ya da keyifli bir dost -o da bazan.'' Albinus güldü. ''Eee, madem siz bu kadar açık konuşuyorsunuz, ben de kendi payıma size bir şey itiraf edeceğim. Şu aktris hanım, Karenina var ya, sizi görür görmez, kadınlarla ilgilenmediğinizden emin olduğunu söylemişti.'' (''Yaa, demek öyle dedi,'' diye düşündü Rex.)
yekdiğeri inanılmaz nükte, bayıldım alıntıya sok sekanslar eşliğinde, son kısımlar bayağı şaşaalı bir element gibi dikte ediyor uzuvlarına.·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Abbasiler Döneminde Bilime Verilen Önem
Halife Harun Reşid (786-809) döneminden itibaren İslam, felsefe ve bilimsel araştırmayı aktif olarak teşvik etti. İlim çok değerliydi ve Bağdat'taki Beytü'l-Hikme (Bilgelik Evi) gibi kurumlar öğrenme ve araştırma merkezleri olarak kuruldu. İslam teolojisi ve hukukunun yanı sıra bilim adamları, birçok önemli metni koruyup tercüme ederek Yunan ve Roma felsefesini incelediler. Astronomi, matematik, tıp, kimya ve mühendislikteki ilerlemeler de dâhil olmak üzere bilim anlayışına önemli katkılarda bulundular; bu da Avrupa'da daha sonra yaşanacak Bilimsel Devrim'in temellerini attı. Akademik disiplinlerin yanı sıra halifelikler ayrıca kültürün gelişmesini ve en güzel İslam sanatı, mimarisi ve şiir örneklerinin bu zamanda verilmesini sağladı.
Sayfa 310·Kitabı okuyor
Sejanus idam edildi ve cesedi Utanç Merdiveni'nden atıldı; halk onun cesedini üç gün boyunca hırpaladı. Cesedin boğazına kanca geçirilerek Tiber'e atılmasının zamanı geldiğinde, kafatası çoktan Halk Hamamları'na götürülmüş ve top niyetine kullanılmıştı; gövdeden de geriye sadece yarısı kalmıştı. Roma sokakları ayrıca sayısız heykelin kırılmış ve ortalığa saçılmış kol ve bacaklarıyla da darmadağınıktı. Sejanus'un Apicata'dan olan çocukları da idam edildiler. Sejanus'un reşit bir oğlu, reşit olmayan bir oğlu, bir de oğlum Drusillus'la nişanlanmış kızı vardı - bu kız şimdi on dört yaşındaydı. Reşit olmayan çocuğun idam edilmesi kanunen yasak olduğundan, İç Savaş'taki bir uygulamayı benimseyerek ona erkek togası giydirdiler. Kızın bakire olması, idam edilmesini kanunen daha da sorunlu kılıyordu. Bir bakirenin sırf babasının kızı olduğu için idam edildiği görülmemişti. Kız hapishaneye götürülürken durumu anlayamayıp "Beni hapse atmayın! İsterseniz kırbaçlayın, bir daha yapmam! " diye bağırdı. Çocukça bir kabahat işlediği ve vicdanının rahatsız olduğu belliydi. Kızın bakireyken idam edilmesinin Roma'ya uğursuzluk getireceğini düşünen Macro, resmi celladın ona tecavüz etmesini emretti. Bunu duyar duymaz şöyle düşündüm: "Roma, sen bitmişsin; böyle korkunç bir suçun kefareti olamaz" (...)
Sayfa 399·Kitabı okudu
Tiberius sonunda Roma'dan ayrıldı. Capua'daki bir Jüpiter tapınağının ve Nola'daki bir Augustus tapınağının açılışlarını yapacağı bahanesiyle gitti. Ama hiç dönmek niyetinde değildi. Bu kararı Thrasyllus'un uyarısı yüzünden aldığı biliniyordu; Thrasyllus'un kehanetlerine körü körüne inandığı da biliniyordu. Artık altmış yedi yaşında olan Tiberius'un -öyle çirkindi ki; sıskaydı, omuzları düşüktü, keldi, eklemleri sorunluydu, çıbanlarla kaplı yüzü sargılıydı- yakında öleceği varsayılıyordu. On bir yıl daha yaşayacağını kimse tahmin edemezdi. Bu kadar uzun yaşamasının sebebi, bir daha Roma'ya asla gitmemesi ve en fazla çeperine kadar yaklaşması olabilir. Eh, her hâlükârda uzun yaşadı.
Sayfa 376·Kitabı okudu
İskenderiye o zamanlar da şimdiki gibi dünyanın asıl kültür merkeziydi, tıpkı Roma'nın dünyanın siyasi merkezi olması gibi; Mısır geleneklerine saygı duyduğunu göstermek isteyen Germanicus şehre sade Yunan kıyafetiyle, yalın ayak ve muhafızsız girdi. İskenderiye'den ayrılınca Nil'in yukarı kısmında gemiyle ilerleyip piramitleri, Sfenks'i, eski başkent Teb'in devasa harabelerini ve Memnon'un büyük taş heykelini ziyaret etti; göğsü boş olan bu heykel şafak sökerken şarkı söylemeye başlar, çünkü boşluktaki hava güneşin doğmasıyla birlikte ısınınca yükselir ve boru şeklindeki boyundan geçer.
Sayfa 297·Kitabı okudu