Sevinç Çokum'un kaleme aldığı Lacivert Taşı isimli eserin karakter dökümüdür.. İyi bir roman arayanlara canı gönülden tavsiye ediyorum.. An itibariyle eserin 98. sayfasındayım.
55. Orhan Kemal roman armağanının sahibi Kırmızı Buğday eseri ile Haziran okumalarına devam ediyorum 💫🌺 Kırmızı Buğday Ahmet Büke
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
GEZGİN İLKNUR NOVA
"Boynumdaki gümüş kolyede saklı sırlarla, peşimdeki tehlikeden kaçtığımı sanıyordum. Bilmiyordum ki sığındığım o kadim topraklar, kaçtığım tüm doğrulardan daha büyük bir yangınla beni içine çekecek." — Gezgin, İlknur Nova (Vaveyla'da yayında!) 🏛️⛓️ #Gezgin #Vaveyla #KitapKesitleri #Roman
Fonda Lee, Yeşim Şehri ile başlayıp Yeşim Savaşı ve Yeşim Mirası ile devam eden epik fantastik roman serisi Yeşil Kemik Efsanesi’nin çoksatan yazarı. Ayrıca Zeroboxer, Exo ve Cross Fire adlı bilimkurgu romanları da övgüyle karşılandı. Locus, Aurora ve Dünya Fantezi Ödülünü dört kez kazanmanın mutluğunu yaşadı. Hugo, Nebula ve Oregon Kitap Ödülü için birçok kez finalist oldu. Romanları yıldızlı eleştiriler aldı ve NPR, Barnes & Noble, Syfy Wire gibi önemli yayınlarda Yılın En İyileri listelerine girmeyi başardı. Yeşim Şehri bir düzine dile çevrildi, TIME dergisinin Tüm Zamanların En İyi 100 Fantastik Kitabı listesine seçildi ve televizyon için geliştirme opsiyonu aldı. Fonda aynı zamanda övgü toplayan kısa kurgular da yazdı ve Viable Paradise, Clarion West gibi yazarlık atölyelerinde eğitmenlik yaptı. Aksiyon filmlerini ve Eggs Benedict'i seven eski bir kurumsal stratejist ve siyah kuşak dövüş sanatçısı olan Fonda, Kanada'da doğup büyüdü ve hâlen Kuzeybatı Pasifik'te hayatını sürdürüyor. Aurora Ödülü 2024 En İyi Kısa Roman Kazananı Nebula Ödülü 2024 En İyi Kısa Roman Finalisti The New York Times 2023 Yılının En İyi Bilimkurgu ve Fantastik Kitapları Seçkisi Slate 2023 Yılının En İyi Kitapları Seçkisi Özgürleşen Gökyüzü, Dünya Fantazi Ödüllü Yeşim Şehri’nin yazarı Fonda Lee’den, bedeli ne olursa olsun tutkuların peşinden gitmeyi anlatan destansı bir fantastik öykü. Bir mantikorun, annesini ve küçük kardeşini öldürmesiyle Ester’in ailesi parçalanmıştır. Geriye babasının acı dolu sessizliği ve ailesini elinden alan canavarları öldürmeye yönelik güçlü bir arzudan başka bir şey kalmamıştır. Bu büyük kayıptan sonra Ester’in kaderi kendi yolunu bulur: Efsanevi devasa rokh kuşlarının cesur ve kendini adamış terbiyeciler tarafından mantikor avlamak için eğitildiği Kraliyet
Uzanmış yatağında, ayaklarını sallayarak Das Kapital (konu hakkındaki ilk eline aldığı kitap :) ) okuyor.Sanırsın aşk kitabı okuyor. Tabi okumadan önce yorumlara bir bakıyor. Zor kitap, anlaması zor bilmem ne de bilmem ne. Okumasam mı acaba diyor önce de sonra zor olması daha iyi değil mi ki diyor? Demek ki kitap bir şeyler öğretiyor diye düşünüyor. Hem kafasını zorlamış olur. Uyuşuk kafası açılır belki. Hem zaten bu en ana kitaplardan değil miymiş bu konu hakkındaki? İslamı kafasında şekillendirirken Kur'an okumamış mıydı? E bu da öyle bir şey olur belki... He he aynen, öyle olur! Zaten bu kişi de önemli bir figür diyip başlıyor okumaya. Beş sayfa, on sayfa, on beş sayfa, yirmi sayfa, yirmi beş sayfa... Otuzu gördü mü emin değilim. Pes ediş kendini belli ediyor. Bırakıp başka diyarlara uçuyor. Sonra zamanlar geçiyor ve bu defa bakıyor ki alfabesi varmış bu konunun, yordam sağ olsun. Onu okuyor. Evet bazen alfabeler vardır. Bazı alfabeler vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz gerekleri bize ihtiyaç duyduğumuz şekilde anlatan alfabeler vardır. Onlardan yana gidelim önce. Önce onlardan yana gidelim ki, başka alfabeler de katabilelim bünyemize. Bu alfabe işi de sıvı bir iştir. Dönüşür. Dönüştürülür. Sadece yordam noktasından bakılmaz işe. Alfabeler önemli. İnsan misal olarak kendi ruhunun alfabesini bir miktarca çözemeden nasıl dünyayı, çevresini, kişileri, güzellikleri anlayabilir ki? Kendi alfabesini hissetmeyen kişi katamaz ki kendine öteki şeyleri. Düşünür ama yapmaz. Çünkü alfabesini hissetmiyordur ki. O yüzden insan ilk önce kendi azını bulacak. Bu ne mi demek? Yine ve yeniden Hakan Günday... ''AZ…Küçük bir kelime, büyük bir roman. Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman
Sineklerin Tanrısı
"Hamlet'i sadece bir öç alma tragedyası ya da Moby Dick'i sadece bir balina avı öyküsü sanmak ne denli yanlışsa,Sineklerin Tanrısı'nı da çocuklar için yazılmış bir serüven romanı saymak o denli yanlıştır.Hatta Sineklerin Tanrısı'na roman demek de yersizdir;çünkü bu kitap bir roman değil,gerçekçi bir anlatımla yazılmış olmakla beraber,bir alegoridir,yani simgesel anlamları olan bir öyküdür." ____MÎNA URGAN
Edebiyat