İzmir İngiliz konsolosunun bir olayı dolayısıyla Şeyhülislam Bahaî Efendi'nin ihtiyatsızca hareketi onun azli ile sonuçlandı. Konsolosun bir dava dolayısıyla talebi ve bunun sonucunda İzmir kadısının yaptığı bir şikâyet şeyhülislamın, İngiliz sefirini huzuruna çağırıp ağır bir şekilde konuşmasına yol açmıştı.
Şeyhülislam, konsolosun azli için ısrar ediyordu. Onunla elçi arasında bu yüzden başlayan tartışma sert ve tatsız oluyordu. Kızgınlığını yenemeyen şeyhülislam, elçiyi hakaretle huzurundan çıkartmış ve ahırda hapsettirmiştir.
Bir yabancı devlet elçisinin böyle bir muameleye uğramasından ürken ağalar, kethüda beyin evinde toplanarak elçinin salıverilmesini hatırlatmak üzere şeyhülislama müderris Altı Parmak İbrahim Efendi'yi gönderdiler. Fakat şeyhülislam onu da azarladı.
Kethüda beyin mahremi olan Sarı Kâtip de şeyhülislam katına gelerek olayın iyi bir sonuca bağlanmasını ve İngiltere kralının mal, asker, gemi bakımından sahip olduğu kudreti belirterek daha büyük bir olaya sebebiyet verilmemesini istedi. Şeyhülislam biraz ılımlı bir dille:
"Kâtip Efendi, eğer bu mel'unların anlaşmaya riayeti olsa düşmanımıza yardım etmezlerdi" deyince de Sarı Kâtip şu cevabı verdi: "Be hey efendi, hangi şeyhülislam evinde elçi tutuklamıştır?" Ama bu da etkili olmadı. Şeyhülislam yine hiddet ve şiddet gösterdi.
Ağalar 2 Mayıs 1651 günü At Meydanı'ndaki İbrahim Paşa sarayında toplandılar. Şeyhülislamın azlini istemek için saraya haber gönderdiler. Valide Sultan, buna olur vermeyeceği cevabını verdi. Fakat ağalar direndiler. Sonuç olarak Bahaî Efendi feda edildi.
Kara Çelebi Aziz Efendi saraya çağrılarak şeyhülislam yapıldı. Sarayda törenle karşılandı. Evine de törenle götürüldü. Ancak bu yüksek göreve terfi dolayısıyla birçok tebriklerle karşılaşmakla beraber bu münasebetle hakkında