Mert

Bu sıralarda padişah, kardeşi Süleyman'ı sarayda şimşirlik kasrında oturtmuş ve bundan sonra da bu daire veliaht şehzadelerin konutu olmuştur. Üçüncü Mehmed zamanına kadar veliahtlar valilik ile bazı Anadolu eyaletine gönderilirdi. O zamandan itibaren veliahtlara sancak tevcih olunur, ancak kendileri gitmeyip mütesellim marifeti ile idare edilirdi. Dördüncü Mehmed'den itibaren padişahın oğul ve kardeşleri sadece her türlü unvan ve görevden değil, hürriyetlerinden de yoksun bırakılarak adeta "devlet tutukluları"na benzetilmişlerdir.
Sayfa 1071 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Haremin Nüfuzu, Şehzadelerin Durumu ve Bazı Ölümler"·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dördüncü Mehmed Dönemi
İzmir İngiliz konsolosunun bir olayı dolayısıyla Şeyhülislam Bahaî Efendi'nin ihtiyatsızca hareketi onun azli ile sonuçlandı. Konsolosun bir dava dolayısıyla talebi ve bunun sonucunda İzmir kadısının yaptığı bir şikâyet şeyhülislamın, İngiliz sefirini huzuruna çağırıp ağır bir şekilde konuşmasına yol açmıştı. Şeyhülislam, konsolosun azli için ısrar ediyordu. Onunla elçi arasında bu yüzden başlayan tartışma sert ve tatsız oluyordu. Kızgınlığını yenemeyen şeyhülislam, elçiyi hakaretle huzurundan çıkartmış ve ahırda hapsettirmiştir. Bir yabancı devlet elçisinin böyle bir muameleye uğramasından ürken ağalar, kethüda beyin evinde toplanarak elçinin salıverilmesini hatırlatmak üzere şeyhülislama müderris Altı Parmak İbrahim Efendi'yi gönderdiler. Fakat şeyhülislam onu da azarladı. Kethüda beyin mahremi olan Sarı Kâtip de şeyhülislam katına gelerek olayın iyi bir sonuca bağlanmasını ve İngiltere kralının mal, asker, gemi bakımından sahip olduğu kudreti belirterek daha büyük bir olaya sebebiyet verilmemesini istedi. Şeyhülislam biraz ılımlı bir dille: "Kâtip Efendi, eğer bu mel'unların anlaşmaya riayeti olsa düşmanımıza yardım etmezlerdi" deyince de Sarı Kâtip şu cevabı verdi: "Be hey efendi, hangi şeyhülislam evinde elçi tutuklamıştır?" Ama bu da etkili olmadı. Şeyhülislam yine hiddet ve şiddet gösterdi. Ağalar 2 Mayıs 1651 günü At Meydanı'ndaki İbrahim Paşa sarayında toplandılar. Şeyhülislamın azlini istemek için saraya haber gönderdiler. Valide Sultan, buna olur vermeyeceği cevabını verdi. Fakat ağalar direndiler. Sonuç olarak Bahaî Efendi feda edildi. Kara Çelebi Aziz Efendi saraya çağrılarak şeyhülislam yapıldı. Sarayda törenle karşılandı. Evine de törenle götürüldü. Ancak bu yüksek göreve terfi dolayısıyla birçok tebriklerle karşılaşmakla beraber bu münasebetle hakkında
Sayfa 1055 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Bahaî Efendi'nin Azli ve Abdülaziz Efendi'nin Atanması"·Kitabı okudu
Tarih
Dördüncü Mehmed Dönemi
Melek Ahmed Paşa cömert, iyi ahlâklı, doğru bir adamdı. Fakat öyle bir politik fırtınalar zamanında devlet gemisinin dümenini iyi kullanmaya gücü yetmezdi. Devlet hazinesindeki para darlığına çare bulmak üzere uyguladığı tedbirler hem doğruluğunun hem de beceriksizliğinin parlak tanıklarıdır. Bu tedbirler devlete faydadan ziyade zarar getirmişlerdir. Bu tedbirlerden birincisi "bedel-i tımar" adı ile bütün tımar sahiplerine konulan olağanüstü vergi idi ki her tımarın yıllık gelirinin yarısı kadar olması kararlaştırılmış ve tahsili Anadolu'daki karışıklıkların ve Girit'teki tımar sahiplerinin ayaklanmalarının ilk sebebini teşkil eder. Melek Ahmed Paşa ayrıca mevkileri satma suistimalini ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını görerek alınan paraları hazineye irat kaydettirmek istemiş olmakla dürüstlüğünü fakat aynı zamanda ehliyetsizliğini göstermiştir. Memuriyetlerin hazine faydasına satılmasını emrederek bu alış verişten elde edilecek gelirin kaydı için bir özel kalem kuruldu. Böylece bu alım ve satımın hükümetçe de meşru olduğu tasdik edilmiş oldu. Fakat hazineye, ümit olunanın onda biri derecesinde bile gelir sağlanamadı. Yine sadrazam, asker aylıklarının ödenmesini kolaylaştırabilmek üzere vezirlerin haslarından almakta oldukları gelirin iki seneliğinden vazgeçmelerini teklif ettiği zaman divanda heyecana sebep olmuştu. Vezirler doğrudan doğruya kendi keselerine dokunacak olan böyle bir tedbire karşı geldiler. Sadrazamın teklifi müspet bir sonuç vermedi. Bunun üzerine devlet hazinesinden emekli maaşı alanlarla yetimlerin ve benzerlerinin bir yıllık aylıklarının kesilmesi kararlaştırıldı. Fakat bu da yetmedi. Melek Ahmed Paşa ayarı bozuk para bastırmak zararlı tedbirine de başvurdu. Böylece maliye işlerinde ehliyetsizliğini yeniden ispat etti. Belgrad'da gerçek
Sayfa 1051 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Melek Ahmed Paşa'nın Mâlî Tedbirleri"·Kitabı okudu
Tarih
... Sultan Dördüncü Mehmed zamanı gerçekten güzel yazı yazma bakımından bir yükseliş çağını temsil eder. O zamanın en şöhretli hattatı Kadızade sayılır. Müzikte de bu devirde birkaç değerli sanatkâr yetişmiştir. En tanınmışları Hayalî Hafız, Solakzade ve Vakıf Halhali'dir.
Sayfa 1049 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Bazı Atamalar ve Sosyal Hayat"·Kitabı okudu
Tarih
Sultan İbrahim Dönemi
Lehistan ve Rusya hükümetleri Tatarların o taraflara akın ederek iki devlet tebasından kırk bin kişiyi esir etmiş olmalarından dolayı şikâyet etmişlerdir. Padişah, alınan esirlerin memleketlerine iade olunmak üzere İstanbul'a gönderilmelerini Kırım hanına bildirdi. Kırım Hanı İslam Giray, bu paylayıcı emir okunduğu zaman: "Biz, padişahın bendeleriyiz. Ruslar ancak görünüşte ve bizim zafer silahlarımız altında kaldıkça barış isterler. Fakat biz nefes almalarına meydan verince Anadolu sahillerini kayıkları ile yağmalarlar. Burada terk edilmiş iki kale olduğunu ve bunları işgal etmenin maslahata uygun düşeceğini defalarca arz eyledik. Şimdi ise onları Ruslar istila ettiler. Yirmi palanga yaptılar. Eğer bu sene de hareketsiz kalırsak, Akkirman'ı ve bütün Moldavya'yı ele geçireceklerdir", demekten kendini alamadı.
Sayfa 1029 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Kırım Hanları Aleyhine Lehistan ve Rusya'nın Şikâyetleri"·Kitabı okudu
Tarih