Bağdat seferinden önce zeamet ve tımar defterleri elden geçirildi. Ulufeli, ulufesiz, düzenli, düzensiz asker sayısı iki yüz bine çıkarıldı. Yüz altmış iki yeniçeri ortasında otuz bin kişilik ve altmış bine varan cebeciler arasında bin kişilik bir seçkin fırka kuruldu. Devlet geliri sekiz milyon altına, tımar ve zeametlerin geliri altı milyona ulaştırıldı.
Sultan Dördüncü Murad ne kadar sert hareket etmiş olursa olsun tarih onun hakkında şu yolda tanıklık etmekten çekinemez: Sultan Murad, zayıf olan seleflerinin zamanlarında pas tutmuş bulunan İslam kılıcına su vermiştir, ihtilal ejderini öldürmüştür.
Osmanlı ülkesinin eski hudut boyu olan, devletin doğu sınırlarında güvenliğini sağlayan Bağdat'ı yeniden Müslüman Türklere kazandırmıştır. Birçok suistimalleri ortadan kaldırmıştır. Geliri arttırmaya ve orduyu kuvvetlendirmeye muvaffak olmuştur.
Sipahilerden vakıfların idaresi ile diğer hükümet hizmetlerini almış, yeniçeri isim defterlerine ve tımar ve zeamet sahipleri arasına fazladan geçenleri sildirmiştir. Meyhaneleri, tütün içilen yerleri kapatmak suretiyle her zaman tehlikeli olabilecek olan işsizlerle bidat sahiplerine toplanacak yer bırakmamıştır.
Valilerin ve vergi tahsil edenlerin başlarına inmeye hazır bulunan padişah kılıcı halkı ezilmekten korumuştur. Özet olarak denebilir ki: Sultan Murad'ın çağında seleflerinin zaafı ve ehliyetsizliği ile kuvvetten düşen, iç savaşlarla, halkın ve askerin ayaklanmaları ile her taraftan yaralanmış bulunan Osmanlı Devleti, yeni bir hayat bulmuştur.