Mert

The Vietnam War (2010, Belgesel)
"Oradayken annemi arama fırsatım oldu. Anneme orada neler olduğunu anlatıyordum. Ona gazetelerde ve televizyonda gördüğü şeylere inanmamasını çünkü savaşı kaybetmek üzere olduğumuzu söyledim. 'Muhtemelen beni bir daha göremeyeceksin çünkü en kuzeydeki deniz piyadesi karakolundayız.' dedim. Resmen Kuzey Vietnam'ı görebiliyorduk. Bize ateş edildiğinde kıvılcımları görebiliyorduk. 'Birimimdeki herkes ölüyor. Muhtemelen geri dönemeyeceğim.' dedim. Annem, 'Hayır, geri döneceksin.' dedi. 'Her gün Tanrı'yla konuşuyorum. Sen özelsin.' dedi. Ben de, 'Anne, bütün anneler çocuklarını özel sanır.' dedim. 'Özel insanların parçalarını kefenlere koyuyorum.'" —Roger Harris, Marines
Savaş
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
The Vietnam War (2010, Belgesel)
"Onlara duyduğum nefret katıksızdı. Katıksız. Onlardan ölümüne nefret ediyordum. Beni çok da korkutuyorlardı. Onlardan resmen ödüm kopuyordu. Korkum arttıkça nefretim de artıyordu. Lise diplomasındaki mürekkep kurumamış 18 yaşında bir deniz piyade eriydim. Arkadaşlarımın önünde rezil olmak istemiyordum. Ama çok korkuyordum. Orada olduğum süre boyunca şerefimden olmamak için dişimle tırnağımla savaştım." —John Masgraves, Marines
Savaş
The Vietnam War (2010, Belgesel)
"Vietnam gazileri olarak bile, savaşı konuşmaktan kaçınıyoruz. İnsanlar zafer ve özgürlük hakkında şarkılar söylüyor ama yanılıyorlar. Sorun kimin kazandığı, kimin kaybettiği değil. Savaşta kazanç ya da kayıp yoktur. Sadece yıkım vardır." —Bao Ninh, North Vietnamese Army
Savaş
Kuyucu Murad Paşa
Altı gün ve yedi gece hiçbir yerde konaklamadan gidildi. Hemen hemen doksanlık bir ihtiyar olan Murad Paşa zaman zaman hareket hâlinde bir ölü gibi attan iner ve birkaç dakika âdeta canlı değilmiş gibi dinlenirdi. Öylesine ki, birkaç defa onun hayata gözlerini kapamış olduğunu bile sandılar. Ondan sonra yeniden Murad Paşa kuvvetli bir irade ile atına binerdi. (...)
Sayfa 855 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Tavil'in Kardeşinin Yenilmesi ve Murad Paşa'nın İstanbul'a Dönüşü"·Kitabı okudu
Tarih
Birinci Ahmed Dönemi
Osmanlı tarihçilerine göre tütünün Osmanlı ülkesinde ilk görünüşü de bu zamanlarda olmuştur. Tütün kullanılması halk arasında yayılınca bunun yasaklılığı hakkında şiddetli emirler yayınlanmıştır. Elli yılı dolduran bir süre içinde kahve ve tütün kullanılması Türkiye'de o kadar yayılmıştır ki; Avrupa'nın diğer taraflarında bu iki şeyin "Türk" deyimi ile âdeta ayrılmaz bir hâle geldiği görülmüş ve kahve ile tütün içilecek yerlerin üzerine bir Doğulu resmi yapmak usulden olmuştur. Kahve, tütün, afyon ve şarap: Doğu şairleri tarafından "safa âleminin dört elemanı", "zevk ve neşenin dört direği", "şeytanın dört yardımcısı" olmak üzere mahkûm edilmişlerdir.
Sayfa 840 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Tütünün Osmanlı Devleti'ne Girmesi"·Kitabı okudu
Tarih