Mert

... Tersanede bin amele yeni donanma yapımı işleri ile uğraşıyordu. Osmanlı padişahlarının fütuhat için projelerine bu kadar elverişli bir zaman olmamıştı denebilir. Şarlken ve Fransuva, rekabetleri ile birbirlerinin kuvvetlerini tüketiyorlardı. İkinci Lui'nin küçük yaşta bulunması, Macaristan'ı asilzadelerin tiranlığına bırakmıştı. Onuncu Leon, bir Alman papazı ile, yani bizzat Luther'le çekişiyordu. Bu türlü haller içindedir ki, Süleyman, Rodos'un fethini kararlaştırdı.
Sayfa 455 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Kanunî Sultan Süleyman'ın Nitelikleri ve Bazı Yapılan İşler"·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir gün bir gezintide Kemal Paşazâde ile atbaşı beraber giderken Yavuz Sultan Selim, asker arasında neler söylendiğini sordu. Anadolu kazaskeri, Nil kıyısında bir neferin Rumeli'ye bir an önce dönmeyi arzulayan şöyle bir türkü çağırdığını işitmiş olduğu cevabını verdi: "Nemiz kaldı bizim mülk-ü Arab'da Nice bir dururuz Şam ü Haleb'de Cihan halkı kamu ayş ü tarabda Gel ahi gidelim Rum illerine" Genel isteğin bu endirekt ifadesi Yavuz'a nâhoş gelmedi. Dönmek için hazırlıklara başlanılmasını emretti. Birkaç gün sonra padişah yine Kemal Paşazâde ile beraber giderken onun üstadı olan Molla Lütfi'nin ne sebeple öldürülmüş bulunduğunu öğrenmek istedi. Kemal Paşazâde, verdiği karşılıkta, Molla Lütfi'nin acı hicivlerle pek çok düşman kazanmış bulunduğunu belirterek ve rahmetlinin şen tabiatlı olması sebebiyle latife yollu anlattığı bazı olayları işitenlerin bunları gerçek sandığını da sözlerine ekledi. Bunun üzerine Yavuz'la aralarında şu anlamda sohbet devam etti: "Sen de üstadından böyle şeyler öğrendin mi?" Kemal Paşazâde korkmadan şu karşılığı verdi: "Duacınız nöbetimi savdım. Şimdi nöbet kendisinin saadetine o kadar çok dua ettiğim arkadaşımındır." "Geçen gün bana söylediğin türkü senin buluşun mu idi?" "Evet sultanım." Yavuz Sultan Selim bu cevaba darılacak yerde Kemal Paşazâde'ye 500 duka ihsan eyledi. Üç yıl önce İran seferinde olduğu gibi bu defa da ordunun sızlanmaları üzerine dönmeyi uygun gören Yavuz Sultan Selim'in, Nil şelalerininin öte taraflarına kadar zafernâmelerini yaymak projesine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Fakat olaylar ve ordunun eğilimi, her zaman, her isteğini gerçekleştirmeye elverişli olmamıştır.
Sayfa 431 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Yavuz Sultan Selim'in Dönüşü"·Kitabı okudu
Tarih
Yavuz Sultan Selim 20 Nisan 1514 Perşembe günü yola çıktı. Ordusuna Maltepe'de katıldı. Orada Bosna Valisi Hadım Sinan Paşa'yı Anadolu beylerbeyi tayin etti (23 Nisan). Ordu içerisinde yakalanmış olan Kılıç adında bir İran casusu, savaş ilanı beyannamesini de içine alan bir mektupla Şah İsmail'e gönderildi. Mektubun ana çizgileri yaklaşık olarak şöyle özetlenebilirdi: "Ben ki, Osmanlıların hükümdarı, gazilerin başı, kahramanların efendisi, iman düşmanlarını yıkan, kibirli ve zalim kralların önünde baş eğdiği Sultan Mehmed oğlu Bayezid oğlu, muzaffer Sultan Selim Han'ım. Sen İran ordularının başbuğu, şöhretli Emir İsmail'sin. Sana böylece hitap ediyorum ki, insanlara tevdi edilen işler sebepsiz değillerdir. Bunlarda insan ruhunun nüfuz edilmez sırları vardır. İnsan ilâhî emirlere bağlı olmalı ve din buyruğundan ayrılmamalıdır. Sultanların adalet üzerine bulunmaları, zulümden sakınmaları gerekir. Sana gelince Emir İsmail, sen kötü yoldasın, İslam inançlarının saffetini bozmuş bulunuyorsun. İslam'a karşı saygısızlıkta ileri gitmektesin. Sen, Müslümanlara karşı tiranlık ve baskı kapılarını açtın. Her türlü zulümden sakınmadın. İkiyüzlülük perdesi altında her tarafa karışıklık ve fesat tohumları ektin. İnsanları boğazlamaktan çekinmedin. Hem de onların en faziletli, en saygıya değer olanlarını ezdin. Ulemâ ve fakihler senin hakkında ölüm fetvası vermişlerdir. İslam dinini savunmak ve sapıklığı yıkmak için senin şahsında kötülükleri yok etme vakti gelmiştir. Alınan asil karara göre, seninle savaşa girmiş bulunuyoruz. Şimdi İstanbul'dan hareket edip sana doğru gelmekteyiz. Allah'ın yardımıyla zulüm kollarını yok edeceğiz. Seni, geçtiğin yerlerde yükselttiğin yangınların altında boğacağız. Sana bu mektubu yollayışımızın sebebi seni gerçek inanca çağırıştır. Savaş başlamadan
Sayfa 396 - İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2. Baskı "Padişah ile Şah İsmail Arasındaki Yazışmalar"·Kitabı okudu
Tarih