Birçok kişi, terapiler aracılığıyla kişisel geçmişlerinin 'Rosetta taşlarını' hala arıyor ve hayatlarını anlamlandıracak, sorunlarını derhal çözecek tek bir anıyı bulmaya çalışıyor.
“Çok güzel burası,” dedi Rosetta.
“Dünya çok güzel,” dedi, peşimizden gelen Momina.
“Bir de biz olmasaydık.”
“Biz değil başkaları,” dedim Rosetta’ya bakarak.
“Başkaları boş verir, onlardan uzak durursak yaşamak da kolaylaşır..”
“Bence sanatçılar acı çekmez,” dedi Momina.
“Kendilerini ciddiye alan dinleyicilere acı verirler.”
“Acı çekenler de, keyif alanlar da başkaları,” dedi Rosetta. “Hep başkaları...”
On sekizinci yüzyılın sonlarına doğru Antik Mısırlıların mezarları ve tapınakları, paralarını Büyük Avrupa Turları’na harcayan zengin turistler, genç sanatçılar ve mimarlar için düzenli uğrak noktası haline geldi, sonrasında doğu Akdeniz de bu turlara dahil edildi.1798’de Napolyon, Fransa adına bölgenin güvenliğini sağlamak için askeri sefere çıktığında Antik Mısır kalıntılarını incelemeleri için tarihçileri, bilim insanlarını ve başka âlimleri görevlendirdi.Sefer başarısız oldu ama Rosetta Taşı gibi önemli buluntular ortaya çıkarıldı. 1822’de bu taş, hiyerogliflerin anlamını çözmede önemli olduğunda tüm diğer yazıların gizemleri açığa çıkarıldı, Antik Mısır kültürüne ve inançlarına duyulan ilgi arttı.
"Evlenmek, bazılarına göre asrın saadeti, bazılarına göre aile geleneği, bazılarına göre hayatın anlamı, yahut hayatın en anlamsız işi olabilir, ama bu Rosetta'nın işidir. İlave etmek gerekirse, Rosetta işinde son derece titizdir."