Puan vermedi·128 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 18:25
Hikaye diyemiyorum kitaba, sanki bir durumu ve ruh halini uzun uzun yaşadım okurken. Yalnız Kadınlar Arasında burjuva hayatın boşluğunu ve insanların iyi hayat yaşarken bile bir birleriyle nasıl kopuk oldukları anlatıyor.Birlikte vakit geçiriyorlar, konuşuyor, tüketiyorlar ama o kadar; birbirlerine değmiyorlar. Rosetta’a bulunduğu çevrenin yapaylığını görüyor, ondan çıkmaya gücü yok ya da alternatif bir hayat kuramıyor gerçek olanla bir bağ kuramayacağını fark ettiğinde karanlık tarafı seçiyor ve bu da kitabın en karanlık tarafı. Sürekli tekrarlanan “çalışmanın iyileştiriciliği” fikri beni biraz sıktı. Onlar biraz daha az zengin olsa, biraz çalışsa; biz de biraz daha az fakir olup biraz daha az çalışsak fena mı olurdu? Niye hep biz çalışmak zorundayız ki? Belki de kitap şunu soruyor: Hayatta kalmak mı, yoksa gerçekçi olmak mı? Çünkü Clelia uyum sağlıyor ve devam ediyor, Rosetta ise uyum sağlayamıyor ve kırılıyor. Kitabın sonu yazılmadı da sanki çizildi. Aklımda kalan en net sahne: boş bir oda, bir kanepe, bir kadın… ve kapıyı tırmalayan bir kedi. E bağlayayım artık Yazarın tekniğini kusursuz saysak bile üzgünüm ben sıkıldım okurken ki kadın hakiyelerine bayılırım.
Yalnız Kadınlar ArasındaCesare Pavese · YKY Yapı Kredi Yayınları · 20222,335 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 02:02
Pavese'nin en keskin gözlemlerinden birini taşıyor: Kalabalıkların ortasında bile insan, kendisiyle baş başa kalabiliyor. Romanın merkezindeki Clelia, dışarıdan bakıldığında güçlü, bağımsız ve başarılı bir kadın. Ancak Torino'ya dönüşü, onu hem geçmişiyle hem de çevresindeki kadınların yalnızlıklarıyla yüzleştiriyor. Romanın en çarpıcı yanı, yalnızlığı dramatize etmemesi. Burada yalnızlık bir trajedi değil; modern yaşamın, özellikle de kentli bireyin doğal hali gibi sunuluyor. Her karakter kendi kabuğunda yaşıyor. Sohbetler var, davetler var, ilişkiler var; ama gerçek bir temas çoğu zaman yok. Pavese, insanların birbirine ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın, aralarında hep ince bir cam kaldığını hissettiriyor. Clelia'nın gözlemci konumu çok önemli. O, olayların tam merkezinde ama aynı zamanda biraz dışında. Bu mesafe, romanı psikolojik açıdan zenginleştiriyor. Diğer kadınların savruluşlarını izlerken aslında kendi iç boşluğunu da fark ediyor. Özellikle Rosetta karakteri, dönemin varoluşsal kırılganlığını çok güçlü temsil ediyor. Romanın temel sorularından biri şu: Bağımsızlık gerçekten özgürlük mü, yoksa başka bir yalnızlık biçimi mi? Clelia ekonomik olarak özgür; kendi ayakları üzerinde duruyor. Ama duygusal anlamda tam bir huzura sahip olduğunu söylemek zor. Pavese burada kolay cevaplar vermiyor; zaten onun işi cevap vermek değil, rahatsız edici sorular sormak. Üslup ise tam Pavese işi: sade, duru, ama alt metni yoğun. Cümleler bağırmıyor; sessizce içeri sızıyor. Okuduktan sonra etkisi hemen geçmiyor, zihinde dolaşmaya devam ediyor. Eğer romanı tek bir cümleyle özetlemek gerekirse: İnsan bazen en çok, kendine benzeyen insanların arasında yalnız hisseder.
Yalnız Kadınlar ArasındaCesare Pavese · Sia Kitap · 20212,335 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·160 syf.··
2026 3. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 00:34
Yazarın gözlemci bakış açısını seçmesi hikayenin hüznüne hüzün katmış adeta. Bir kamera gibi Billy Casper’la yaşadım ve içim çok parçalandı. Pek çok başka filme götürdü beni: Örneğin 400 Darbe. Ya da Rosetta. Kitabın sonunda yazarın sonsözü olmasa hüzünden kahrolacaktım. Filme de uyarlanmış ama yakın zamanda izleyebileceğimi sanmıyorum
KerkenezBarry Hines · Yapı Kredi Yayınları · 2023155 okunma
İnsan hikayeleri...
Puan vermedi·168 syf.··
2025 14. kitabı
Gülümsetirken iç acıtan, yanından geçtiğimiz ama görmediğimiz, güldürürken bir yandan da hüzünlendiren on iki öykü, on iki hayat... Özellikle: Yalnızlık içinde olan Ayla Hanım, Cemile Hanım, Nasuh... Hayata tutunma çabası içinde olan Besim Usta, Sevgi, Selim... Mutlu olmak isteyen ama bir türlü beceremeyen Cevriye Teyze, Rosetta, Habibe... Birde en çok sevdiğim Seher ile Rıza... Seher acıyı içine gömüp başkaları için yaşarken, Rıza sessizce başkalarının hayatlarına tanıklık ederek ayakta kalıyor... İkisi de görünmez ama ikisi de çok insan...
1000Kitap
Kalk Yerine YatŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20257,8bin okunma
9/10
·296 syf.··
2025 30. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 23:53
Kitabın konusu: Bakıcılarla birlikte bir cadının büyüttüğü Mika, aşırı gizli cadılar cemiyetine üyedir ve iksirlerini internette paylaşmaktadır. Bir gün biri tarafından 'Cadı aranıyor' başlıklı bir mesaj gelir ancak insanların hala cadılardan haberi yoktur... İsminde de olduğu gibi aşırı safe place hissettiren bir kitaptı. Böyle içine alıp sürükledi resmen beni. Fantastiklik yönü biraz zayıftı ama cadıların olması bana yetti açıkçası. Ayrıca üç tatlı minik cadı da vardı. Karakterlerin çoğu aşırı tatlıydı. Mika yuvasına kavuşurken ben de bir yuva izledim ve cidden çok güzel hissettirdi. Kitaba başlarken biraz çekinmiştim (çok fazla karakter vardı) ama hemencecik bitti, maalesef. +15 bir kitap diyebilirim. Spoiler olabilecek yorumuma gelirsek Terracota'ya biraz sinir olduğumu söyleyebilirim ama sonrasında onu da çok sevdim. Kitaptaki bir şeyi de tahmin etmek çok zor olmadı. Primrose'un yumuşamasına çok sevindim. Ian çok komikti. Lucie ve Ken'i de çok sevdim. Rosetta tam ben gibiydi, Altamira da aşırı tatlıydı. Kızlar da beni çok eğlendirdi. Ayrıca son kısımlarda Primrose'a karşı Mika çok haklıydı. Mika'yı çoğu konuda haklı buldum. Son olarak Mika'nın köpüşü Kirke'yi bile çok sevdim. Sadece kitabın başında çok fazla karakter olması çok fazla isim olması anlamamı biraz zorlaştırdı ama okudukça kimin kim olduğuna alışabildim. Kızların ismini bir süre daha karıştırdım çünkü isimleri de birbirine benziyordu. Kısacası ben kitabı çok sevdim, aşırı yuva gibi hissettirdi. Kesinlikle tavsiye ederim. Bugünlük yorumum bu kadar, kendinize iyi bakın!
Aşırı Gizli Cadılar CemiyetiSangu Mandanna · Yabancı Yayınları · 2024465 okunma
Göçün gölgesinde bir ailenin hikayesi
Puan vermedi·197 syf.··
2025 336. kitabı
Rosetta Loy'in Kış Düşleri adlı romanı, Rus Devrimi'nden kaçarak İtalya'ya yerleşen bir ailenin, 1980'lere kadar uzanan dramatik hikâyesini anlatıyor. Asia'nın gözünden, savaşın ve faşizmin izleriyle şekillenen bir yaşamın portresi çiziliyor. Ailenin aristokrat geçmişine tutunmaya çalışan bireylerin, yoksulluk ve toplumsal değişim karşısındaki direnci, romanın temel temasını oluşturuyor. Loy, yalın ve etkileyici diliyle, göçmenliğin, aidiyetin ve kimlik arayışının derinliklerine iniyor. Kış Düşleri, sadece bireysel bir aile hikâyesi değil, aynı zamanda 20. yüzyılın Avrupa'sındaki toplumsal ve politik dönüşümlerin de bir yansımasıdır. Loy'in bu eseri, tarihsel arka planla bireysel yaşamların nasıl iç içe geçtiğini gösteren önemli bir başyapıttır. Rosetta Loy Kış Düşleri
Kış DüşleriRosetta Loy · Can Yayınları · 20019 okunma