Mısır Yenilgisi
Napolyon, sen lavantalı yağları kekik sandın Josephine travmasını emsalinde sakladın üstüne haksızlıklarla temel attın bencilliğinle Mısır'dan kaçtın. Napolyon, ruhunu Marengo'ya sattın üç kuruşa hiç düşmez sandın o aşka yanlışa denizin kabuklarını benzettin nakışa ilmek ilmek dokudun kendini bir çift bakışa Napolyon, evcildi sadece o tavşan neden korktun şaşkındı sadece ama sen delice koştun oysa şapkana sığardı sonsuz olurdu coşkun sen şapkana Josephine'i koydun, hayattan koptun Napolyon, kekiklerin birkaç rüzgarla savruldu kekiklerin kesik kesik soyuldu kekiklerin kendi kanında boğuldu kekiklerin sana çok mu yük oldu Napolyon, çok derindesin inemem ben altı kat üstümde develer gezginler var kat kat söyle gezegenindeki tabutun kaç kat tabutuna biraz gül, biraz da kekik kat Napolyon, sen meğer ambargolar çizmişsin gülüşüme kabuslarını terk etmişsin uçurumdan düşüşüme ağlamışsın belki biraz benden vazgeçişine kızmışsın oldukça kekikleri özleyişine
Şiir
Rosetta Taşı
geçmişte silinen yüzlerce lehçe kimi farsça kimi latince demotik yazı, hiyeroglifler, antik yunanca fransa'nın taşı rosetta başlıca korkma Napolyon Mısır'dan korkma savaştan kandan Kekiğin Mısır'ın kumlarına döküldü kekiğin tarih dolu kumlara gömüldü biliyor musun Napolyon, fransa senden sonra çok bozdu nasıl en kilit taşsa piyon senin piyonun kayboldu dön Mısır'a korkma Napolyon seraplardan ayıkla kekikleri sustur dikkat dağıtan keklikleri samanlıkta ara kekikleri korktuğun Mısır'da ara Napolyon biliyor musun benle konuşabilmen için sarhoş olman gerek ayıkken bulamıyorsun çöllerde kekikleri ıskalıyorsun geveze keklikleri beni bulabilmen için kafayı bulman gerek ıslak derine kekik ekmen gerek kekikle uçman gerek hatırlıyor musun bir gün uçuyordun nerdeyse osmanlıya subay oluyordun o zamandan beri aynasızlara hain derim o zamandan beri kekiklere Türkçü derim o zamandan beri kekik tarlasında kavruldu narin derim Napolyon kekik için Mısır'a döndü derim zaten zamanında liman liman dolaşanlar
Şiir
Reklam
sınıfta herkes bisiklet hırsızlarına ölüp bitti ancak ortak paydası olan sosyal gerçekçilik, kırılgan ahlâk ve insan onuru temasında ben rosetta'dan bisiklet hırsızlarına nisbetle çok daha fazla etkilendim. sebebi neredeyse diyalogsuz denebilecek anlatının hakim olması. haneke'ye olan ilgim de bu nedenle başlamıştı; anlatılarının minimum diyalogluğu ile. kelime fazlalığı duyumu azaltıyor bende. dahası karakter mümkün olduğunca mimik dahi yapmamalı. yüzdeki donukluk/ifadesizlik onlarca kelimeye çoğu zaman karşılık gelir.
Alıntıdır
5. Asırda Mısır'daki pagan tapınaklarının kapatılmasıyla birlikte, hiyeroglif bilgisi unutulmuştu. Teşebbüslere rağmen, orta çağ ve aydınlanma döneminde bu bilgi hala gizli kaldı. Hiyeroglif yazısının çözülmesi ancak 1820'ye, Jean-Francois Champollion'nun çalışmasına tevafuk eder. Rosetta taşının yardımıyla birlikte. Hiyeroglif yazısının çözülmesiyle birçok tablet günyüzüne çıktı. Eski Krallık döneminden 5. Hanedan sürecine ait olan bir hiyeroglif yazısı resmi muhafaza altındadır ve hala elimizdedir. Tabletten bir pasajda şu ifadeler geçiyor: Gök senin için ağlar, yer senin için titrer... Kaynak: sacred-texts.com/egy/pyt/pyt33.htm 1365c Firavun öldüğünde “gök ve yerin” ona ağladığı açıkça yazıyor. Jung'un ünlü eseri "Symbols of Transformation"'da da bu kadim hiyeroglif ibarelerden kesitler vardır: The sky weeps, the stars shake, the keepers of the gods tremble and their servants flee when they behold the King rising up as spirit, as a god who lives on his fathers and possesses his mothers. Kaynak: Symbols of Transformation, C.G. Jung, Volume 5 page 257 Gök ağlar, yıldızlar titrer... kralı göğe yükselirken gördüklerinde... Bu ancak 19. yüzyılda keşfedilmiş bir olgu. Kur'an 1400 yıl önce Firavuna tutulan bu yası ve ölümünün ardından nasıl bir durumun oluştuğunu daha bu metinlere erişim yokken belagatlı üslubuyla şöyle tasvir ediyor: Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi. Duhân Suresi 29. Ayet Duhan 17-31 ﴾17-18﴿ Onlardan önce Firavun’un kavmini de imtihan ettik; onlara, şunu söyleyen değerli bir elçi geldi: “Ey Allah’ın kulları! Bana istediğimi verin, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.” ﴾19-21﴿ “Allah’a baş kaldırmayın. Kuşkusuz size, söylediklerimi kanıtlayacak açık bir delil sunacağım. Beni taşa tutmanıza karşı,
Din