Sabahattin Ali’nin Canım Aliye, Ruhum Filiz adlı eseri, bir yazarın yalnızca edebî yönünü değil, insan yanını da tüm açıklığıyla gösteren çok özel bir kitap. Bu eser, Sabahattin Ali’nin eşi Aliye’ye ve kızı Filiz’e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Mektupları okurken büyük bir yazarın değil; eşini özleyen bir kocanın, kızına hasret bir babanın kalbini görüyorsunuz. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, onun tüm zorluklara rağmen ailesine karşı umut dolu ve güçlü durmaya çalışması oldu. Maddi sıkıntılar, davalar, haksızlıklar ve belirsizlikler arasında bile Aliye’yi teselli etmeye çalışması, Filiz’e duyduğu derin sevgi ve sürekli “merak etmeyin” diye yazması çok etkileyiciydi. Özellikle kızına hitap ederken kullandığı “ruhüm, birtanem” gibi ifadeler, mektuplara sıcacık bir samimiyet katıyor. Bu kitap bana, güçlü insanların da özleyen, kaygılanan ve sevdikleri için ayakta kalmaya çalışan bir kalbe sahip olduğunu hatırlattı. Aynı zamanda dönemin siyasi ve sosyal şartlarını da satır aralarında hissetmek mümkün. Ama her şeyden önce bu eser, sevginin ve bağlılığın belgesi gibi. Kısacası Canım Aliye, Ruhum Filiz, sadece mektuplardan oluşan bir kitap değil; hasretin, sabrın ve aile sevgisinin en içten hali. Okurken hem duygulandım hem de Sabahattin Ali’yi daha yakından tanıma fırsatı buldum. Kesinlikle okunması gereken, samimi ve etkileyici bir eser.