yanlış bir otobüse binip yanlış bir şehirde ineceğim. bir duyguyu yanlış yaşadığımı düşüneceğim; doğru aşk yoktur, aşk doğru değildir diyeceğim. o şehirde enlemesine bir meydan olacak. orada bir adam kendini daha önce de yaşamış sayacak.
ne diyordu Schopenhauer, Schopenhauer ne diyor? "aşk bir ölümsüzlük talebidir. " korsan bir yayınevinden çıkmış korsan bir çeviri gibi bakmıştım hani, hatırla, sen parmaklarını sımsıkı kenetleyip uyumuşken karşımda. güneş görmeyen o ev, kiracısını unutmuş olmalı hatta.
artık sana son bir mektup yazmalıyım, önce bu bitmeli, zamanın yankılanması gibi uzun bir koridorda. yağmur yağmalı, apartmanın arkasında unutulmuş bir ağaç, yıllardır budanmamış ağır dallarıyla camlara vurmalı. bir güvercin sığındığı saçakta kanatlarının altını araştırmalı. kırık bir plastik kova rüzgâra kanmalı. bu şehrin adını şerh koymalı.
sana son bir mektup daha yazmalıyım.