"Çağımızın sözleriyle söylersek gönül adamı düş görmesini bilen, hayal etmesini öğrenmiş insandır. Düşler ve hayaller hayatın zenginliği dünyanın baharıdır. Unutmamak gerekir ki en saf düş çocuk düşleri, en akıl almaz hayaller çocuk hayalleridir, zararsızdır, güzeldir, sevecendir ve sevdirir. Çünkü çocuk, henüz ne olacağı bilinmeyen bir gizli dünyadır ve o dünya, nice yıllardan sonra kocamış, aksakal olmuş insanların seve seve ömürlerini feda ederek dönmekten çekinmeyecekleri en büyük özlem olurlar. Nede? Koca bir ömrü insan, tekrar çocuklaşmak için mi harcamaktadır ? Koca bir ömrün tecrübeleri, acıları ve hüzünleri ve insan bedenini tırnak tırnak törpüleyen cenderesinden sonra, o tecrübeleri, o acı ve hüzün ve o cendereyi yeni baştan bir daha yaşamak için mi? Hayır, değil! Binbir eziyetten sonra insan vardığı ömür yaşının sonunda, geride bıraktığı yükü bir daha taşımak cesaretini gösteremez.
Çocukluğuna dönmek arzusu, terleye terleye çektiği ömrün tadsızlığını bir kerecik olsun unutabilmek ve çocuk düşleriyle çocuk hayallerinden örülmüş o huzur bahçesinde bir nefes olsun bir daha yaşayabilmek içindir.''
Çocukluğumuzu özlememizin nedeni sadece saf bir düş kurmak içinmiş