Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünür gülistan olursun
Diken düşünür dikenlik olursun.
— Mevlana Celâleddin-i Rumi —
Yaşamak kitabı aslında bir hayatın nasıl yaşanamayacağının hikayesi. Ana karakterimiz zengin bir aileden gelen ama atalarının bütün parasını 6 ayda kumar oynayarak hiç eden Çinli bir adam. Bu adam yetiştirilme tarzından ötürü ailesine de kötü davranan, kumarhaneye gelip de kendisine eve gelmesini söyleyen hamile eşini döven biri. Ama hayatın ne yazık ki yaşadığımız müddetçe yaptığımız iyi ve kötü her şeyi bize yaşatma gibi bir huyu var. Burada da karakterimiz yaptığı bütün bu kötülükleri hayat boyu çekiyor. Hikaye adamın kumarda bütün parasını kaybedip, 1 meteliği bile kalmamasından sonra başlıyor. Çünkü karakterimiz Çin’in Mao dönemine de uzanan o acımasız döneminde sıradan biri olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor. Önce zorla askere alınıyor ve burada hayatın acılarıyla, savaşın içine doğmuş şanssız insanların boğuştuğu acımasız kaderlerle bir başına kalıyor. Yazarın savaş tasvirleri gerçekten yürek burkuyor:
‘’Tabutları ateş yakmak için kullanıyorlardı. Öyle bir duruma gelmişti ki her şey, kimse ölülerin kemiklerinden korkmuyordu. Geceleri yanı başımızda onlarla uyusak bile kimse kabus görmüyordu.'' Sayfa 61
‘’Dışarıda ölüme terk edilmiş binlerce askerin acı çığlıklarıını duyuyorduk. Sesleri kahkaha ve ağlama karışımı gibi geliyordu. O dayanılmaz çığlıklar! Ömrüm boyunca bir daha asla böyle korkunç sesler duymadım.’’ Sayfa 65
Karakterimiz savaş yıllarından sonra çocuklarının bile kendini doğru dürüst hatırlamadığı evine dönüyor. Ama evine dönünce de huzurlu bir hayat kendini beklemiyor, tam toparlandık derken hayat kendilerini yine dibe çekiyor. Kitapta çeşitli sebeplerden çocukları ile iyi giden ilişkileri olmuyor (buraları artık okuyunca öğrenirsiniz :)). Evde baba şiddeti ve çocukluk travmaları ile harmanlanmış yaşamlar eşliğinde geçiyor yıllar.