O bir harptı; tek hayatı ve bilinci, telleriydi; müzik ise arasından aktığı telleri hatıralar ve hayallerle titreştirilen bir seldi. Sadece hissetmek değildi bu. Bir biçime, renge ve ışınıma bürünmüş olan duyguları, hayal gücünün hayale cüret ettiği her şeyi yüce ve sihirli bir yoldan somutlaştırıyordu. Geçmiş, bugün ve gelecek birbirine girmişti ve genç, bu engin, bu ılık dünyada bir oyana bir bu yana salınarak, kız uğruna maceraları ve asil işlere girişiyor… hayır, kızla beraber, onu kazanmış olarak, kolu ona sarılmış vaziyette, zihninin hakimiyet bölgesi içindeki her yere onu da taşıyarak yapıyordu her şeyi.