Rumeysa Baykal

Rumeysa Baykal
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 01:00
İnsan Nedir? kitabını son zamanlarda okuyanlardan pek çoğu gibi ben de Barış Özcan sayesinde tanıdım. Kitap Yaşlı Adam ve Genç Adam olmak üzere iki karakterin diyaloglarından oluşacak şekilde yazılmış, dolayısıyla sohbet havası var gibi duruyor. Ama bu öyle hoşbeş edilen sohbetlerden değil. Felsefi konuların tartışıldığı bir meclisin içinde buluyor insan kendini bu kitabı okurken. Konusuna gelecek olursak, Yaşlı Adam insanoğlunun yalnızca bir makineden fazlası olmadığı iddia ediyor ve Genç Adam bu görüşü destekleyecek örnekler, gerekçeler isteyerek konuyu detaylandırmasını istiyor. Kitap bu şekilde başlıyor zaten. Her sayfayı okurken insan adeta kafasına bir balyozla vuruluyormuşçasına çarpılıyor. Çünkü inandığı değerler, kavramlar bu kitapla fazlasıyla sarsılıyor. Kendi kararlarını verebilen, özgür iradesi olan bir insan figürü artık yok; onun yerine otomatikleşmiş bir makine var artık! Fakat bu söylediklerim, kitabı okuyacak insanları korkutmamalı. Çünkü insanın ufkunu açacak, attığı adımdan aldığı nefese kadar neyi, ne amaçla, kim için yaptığını fark edecek. Bu tablo o kadar da ürkütücü değil. Kısa bir kitap olmasına rağmen, sindire sindire hatta belki tekrar tekrar okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ufuk açacak, bizi düşündürecek, üzerine kafa yorduracak kitaplar okumamız dileğiyle, keyifli okumalar dilerim.
Felsefe
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2020 23:32
“Biri Joseph K.’ya iftira atmış olmalıydı, çünkü kötü bir şey yapmadığı halde bir sabah tutuklandı.” Dava’nın giriş cümlesi budur. Kitap boyunca biz de Joseph K. ile birlikte bu konuda bir cevap arıyoruz. Kitap boyunca Joseph K. kendisine karşı açılan bir davanın peşinde. Hukuk sisteminin karmaşıklığı, erişilemez bir yapıya sahip oluşu, çaldığı kapılardan bir türlü cevap alamayışı bu konuda onu iyice zor bir duruma sokuyor. Dava, çok sert bir sistem eleştirisi niteliğindedir. Hukuk eğitimi alıyor olmak bile yetmiyor, çünkü öyle bir hiyerarşi hakim ki bu hukuk sisteminde; çok üst mertebelerde olanlar dahi sistemin içeriği hakkında tam bilgiye sahip değil veya bu konuda bilgi veremeyecek bir konumda. Oysaki hukuk sisteminin ülke vatandaşı yararına olması, onu koruması gerekir. Özellikle de hakkı yenilen taraftan yana olmalı, onları korumalıdır. Bu kitapta ise bunun tam tersi mevcut. Buradaki yargılama sisteminde yargıçlar daima güçlülerden yana, onları koruyor. Davalar yıllarca sonuçlanmıyor, tam beraat kararı verilmiyor, insanların davaları daima sürüncemede kalıyor. Böyle bir sistemde ise haliyle vatandaşlar kendini bir türlü güvende hissedemiyor. Her yol deneniyor, lakin bir türlü sonuç elde edilemiyor. Sonuçları bırakın, insanlar sebeplerini dahi bilmedikleri davalarda buluyor kendini. Yazıldığı dönemde dair sağlam bir eleştiri niteliğinde olsa da aslında günümüzde bile böyle sistemlerden tamamen kurtulduğumuzu söyleyemeyiz. Şimdi bile bu konudan canı yanan insanların sayısı hiç de azımsanmayacak düzeydedir. Kafka’nın Dönüşüm’den sonra okuduğum ikinci kitabı Dava ile, içinde bulunduğum dünyadaki sistemlere eleştirel gözle bakmayı öğrendiğimi düşünüyorum.
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2020 22:15
Mümkün Öykülerin En İyisi, Aykut Ertuğrul’un okuduğum ikinci kitabı. Yazarın ironilerle dolu, muzip bir üslubu var ve bu kitapta da o üslup oldukça kendini belli ediyor. Öykü türüne pek hâkim olmamakla birlikte okuduğum birkaç öykü kitabı içinde bu da beğendiklerim arasına girdi. Kitap iki farklı bölümde toplam 24 hikâyeden oluşuyor. Benim en sevdiklerim ise “Atiye’nin Ölüleri” ve “Urdn Medeniyeti Hakkında Birkaç Mühim Belge” adlı hikayeler oldu. Artık Aykut Ertuğrul öyküleri diye bir kavram oluştu bende. Böylesine muzip, ironiler barındıran üsluplardan keyif alanlar için tavsiye edebileceğim bir kitap Mümkün Öykülerin En İyisi. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Mümkün Öykülerin En İyisiAykut Ertuğrul · İz Yayıncılık · 2017233 okunma
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2020 01:26
Bir Çöküşün Öyküsü isimli eser, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olan bir kadının gerçek yaşamına dayanıyor. Kitabın karakteri Madame de Prie, sürgüne gönderiliyor ve bu sürgün boyunca sarayda yaşadığı şatafatlı hayatın, lüksün, kendine itaatin izlerini arıyor. Ne yazık ki beklediğinin, alışık olduğu dünyanın tam aksiyle karşılaşıyor. Saraydaki yaşamından sonra sürgünde gerçekten tam bir çöküş yaşıyor. Stefan Zweig, kitapta çok güçlü betimlemeler, tasvirler ve analizler yapmış. Kısacık bir kitap, kısacık bir hikâye olmasına rağmen cümlelerindeki sağlam tasvirler sayesinde kitabın altını sık sık çizmem gerekti. Özellikle yalnızlığı, sessizliği betimlediği cümlelerden çok etkilendim. Bir kadının etrafındaki sahte kalabalıktan, çıkar sağlandığı sürece edilen iltifatlardan, varlığı karşısında bir aciz gibi durulmasından, köle gibi duran insanlardan oluşan bir hayatı varken, bunun elinden nasıl bir anda alındığına şahit oluyoruz. Hikayesinin gerçek bir yaşama dayanıyor olması ise insanı daha çok etkiliyor. Yalnızca yaşanması mümkün olayların barındığı, belki çok daha aykırı hikayelerin bulunduğu eserlerden ziyade özellikle böyle gerçek yaşama dayanan hikayeler beni daha çok etkiliyor. Ama böyle bir çöküşe şahitlik etmek, hayatta istediğimiz şeylerin hiçbir zaman istediğimiz gibi gitmediğine ve bundan sonra da gitmeyeceğine dair bir ümitsizlik uyandırmamalı. Bizi böyle çöküşlere sürükleyebilecek yanılgılarımızdan, sanrılarımızdan kurtularak geleceğe bakabilirsek hiçbir şeyin o kadar da ümitsizlik barındırmadığını fark edeceğimizi düşünüyorum. Bu bilinçle okunduğunda kitabın kişiye pek çok şey katacağını söyleyerek, keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma
8/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2020 00:15
Sineklerin Tanrısı, atom savaşı sırasında güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak saldırıya uğrayınca bir adaya düşüp orada mahsur kalan, yaşları altı ile on iki arasında değişen bir grup çocuğun maceralarını anlatıyor. Kitaba dair detay vermeden bir inceleme yapmak zor. Fakat şunu söyleyebilirim ki, dünyanın neresinde olursa olsun, ister bir metropolde ister kimsenin olmadığı ıssız bir adada olsun, düzenin sağlanması için mutlaka bir hukuk kavramının varlığı şart. Metropollerde bunu hukuk sistemleri sağlıyorken; bu kitaptaki ada gibi, toplum ve medeniyetten uzak yerlerde bile birkaç kişinin bir araya gelmesi zaten toplumu oluşturacağı için bu durum hukuk yerine geçecek kuralların varlığını zorunlu kılıyor. Yaşları itibariyle hukuktan, kuraldan anlamayacağı düşünülen bir grup çocuk, huzurlu ve düzenli bir hayat için kendi liderlerini seçiyor ve kendi kurallarıyla bir hayat sürmeye çalışarak bir gün kurtarılmayı bekliyorlar. Kitabı, bir dersimizin sınavında sorulacağı için okumuştum. Buna rağmen bir zorunluluk olarak görmeyip keyif alarak okudum. Elden düşmeyip kısa sürede okunabilecek, akıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Edebiyat
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma