*spoiler icerir*
Martin Eden'in hikayesi daha önce alışkın olmadığı bir yaşam tarzına şahit olmasıyla başlar. Onlardan biri olabilmek için konuşmasını değiştirir, kitaplar aracılığıyla kendini egitir. Amacı burjuvaya layık biri olup Ruth'un gönlünü çalmaktır. Fakat kitaplara bulastiktan sonra bunların hiçbir önemi kalmaz. Ulaşmaya çalıştığı toplumun ne kadar bayağı olduğunu fark eder. İlerleyen kısımlarda Ruth ile sevgili olmuştur fakat Martin kitapların derinliklerinde ilerledikçe kız ile aralarındaki mesafe artmaya başlamıştır. Kızın tek derdi adamın para kazanıp saygın toplumun içinde yer alması iken Martin gün geçtikçe edebiyatın derinliklerinde kaybolmaktadir. Çoğu zaman ceketini, bisikletini rehin verir, aç kalır, ailesi tarafından dışlanir ama yazmaya devam eder. Artık yazmak en büyük tutkusu olmuştur. Yazdığı makaleleri dergilere gönderir, kendince hesaplamalar yapar fakat işler beklediği gibi gitmez. Sürekli red yemektedir. Bir gün Brissenden diye bir adamla karşılaşır. Onunla dostluğu süresince dergilere bakış açısı da değişir. Büyük kıymet verdigi dergilerin de bi anlam ifade etmediğini anlamıştır artık. Vee bir gün kitap çıkartır. Kitap büyük ses getirir, defalarca basılır. Yığın halinde duran, kabul edilmeyen yazıları dergilerde yüksek fiyatlara basılmaya başlar. Martin sürekli yemeklere davet edilir, daha önce yüzüne hakaret ettiği insanlar bile davetlere çağırır. Martin'in aklından geçen ise; karnım açken niye cagirmadiniz, asıl o zaman ihtiyacım vardı. Ben aynı benim, fikirlerim değişmedi! Bugün alkisladiginiz o yazıları beni görmezden gelirken yazdım minvalinde olur.
Bir sosyolist olan London'a göre kendi kurtuluşu için çalışan Martin Eden'in sonunda gözleri açılır, içine dahil olmak istediği burjuva toplumunun içyüzünü anlar ve yaşamak için nedeni