Naşit Hakkı Bey'den sonra kürsüye gelen Samsun Milletvekili Ruşeni Bey, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki "Türk istilalarına yabancıların alışık olduklarını" anlattıktan ve tarihten örnekler verdikten sonra Osmanlı saltanatında Türklerin Araplaştırılmasından yakınıyor, Mustafa Kemal ile birlikte "Türk milletinin dili bir, duygusu bir, kültürü, ülküsü bir" olacağını belirtiyordu.
İttihat ve Terakki Merkezi Umumisi, seferberliğin ilan edilmesinden sonra Teşkilatı Mahsusa üyelerini çeşitli bölgelerde görevlendirdi. Özel Örgüt'ün kurucularından Dr. Bahatttin Şakir de bunlardan biriydi. Dahiliye Nazırı Talat Paşa, kendisini yanına çağırarak Erzurum'a gitmesini istedi. Erzurum bir serhat kentiydi ve Baha Bey, Edirne kuşatmasını yaşamıştı, deneyimliydi.
"Merkezi Umumi azasından Dr. Bahaettin Şakir Bey'in Kuzey Kafkasya'ya, Ömer Naci ve Ruşeni Beylerin İran mıntıkasına, Süleyman Şefik Paşa, Rauf Bey ve Ubeydullah Efendi'nin Afganistan'a hareketlerine karar verildi."
Sayfa 120 - Arif Cemil, 1. Dünya Savaşı'nda Teşkilatı Mahsusa, Arba Yayınları, İstanbul, 1997, s.13.·Kitabı okudu
Dünyada en iyi şey, namuslu bir insan olmaktır. Sonunda en akıllı insan da namuslu olandır... Adalet varsa rezalet yoktur.
Son olarak, lider kim mi?
“Kimsesiz hiç kimse yok, her kimsenin var kimsesi, kimsesiz kaldım, yetiş, ey kimsesizler kimsesi!”
Ruşenî