Geneli tartışılacak kitaplar okumadığı için burasını yalnızca aşk alıntılarını paylaşabilecekleri yer olarak görüyorlar. (Onların Okuduklarını küçümsemiyor ancak yeterli bulmuyorum.) okumak yalnızca kelimeleri görebilmek değil, onları anlamlandırmaktır. Ve anlamlandırmak tek zihinle yapıldığında atomize bir yapıya indirgenir. Yani okumak gözün fiili değil, zihin bir eylemi olmalıdır. Biz böyle okuyoruz. Bunu yapamayan biri için okumak yalnızca “tıktır, beğenilme umududur, tatmin meselesidir, süstür.”Benim okuduğum tarzda ve ya daha farklı alanlarda okuyanlar bilecektir ki bir cümleden 5 paragraf yazı yazabilir, başka dünyalar görebilir, yeni evrenler kurabilir, ütopyalar yaratabilir, bir cümleden yüz farklı anlam çıkabilir. Bunu göremiyorlar. Başlıca eleştirimiz budur. Göremedikleri için de yorumlarda fikirlerini paylaşan, iletişim kurabilen insanlar onlara garip geliyor. Beynimin içini susturabilmek adına bu uygulamada fikir belirtilmeye, insanlardan fikir alışverişi yapmaya çalışıyorum. Bunu yaparken de beynimi susturmuyorum, daha fazla konuşturuyorum. Bu tarz bir çok dostumu görüyorum. Umut vericidir. Bu bile toplum içerisindeki kötülüklere karşı bir direniştir. Adalet, hukuk, siyaset, sanat, edebiyat arayışı insanların birbirine bir şeyler anlatabildiği sürece gelişir. Keşke herkes bir şeyleri paylaşacak bilinçte ve bunu tartışabilecek zihniyete sahip olabilse. Zaten tartışma kültürünü yaygınlaştıramadığımız, birbirimizi anlamaya çalışmadığımız, kolayı yiyip, zordan kaçtığımız, anlamı garipseyip, tekrardan diyorum ütopya yaratamadığımız bir çağdayız. Başkalarının bakışıyla zenginleşebilmeyi olumlu buluyoruz. Bu karanlıktan yalnızca iletişimimizi arttırıp gerçek bir toplum olabildiğimiz sürece çıkabiliriz. Yüzeyselliğe kapılıp, Başkalarına şirin gözükmeyi