Rüya

Rüya
@ruyaissues
5 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Eşik
Hükmü yok artık o yorgun, o vasıfsız günlerin, Sırtımızda lüzumsuz bir yükmüş meğer o geçmiş. Sanki hiç yaşanmamış bir masal gibi silindi her şey; Bak, avuçlarımızda sadece yarının beyazlığı kalmış. Ben seni tek başıma büyüttüm sandım içimde, Uçurumlara karşı söylenen kimsesiz bir şarkıydın. Oysa aynı sızıyla çarparmış kalbin benimle; Ben sende kendimi ararken, sen bende çoktan varmışsın.
Aşk
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
• Bir İdam Mahkûmunun Son Günü
"Çünkü, itiraf edeyim, hâlâ umutluydum... Şimdi Tanrı'ya şükür, hiç umudum kalmadı."
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
• Bir İdam Mahkûmunun Son Günü
"Herkes tarafından bu şekilde yüzüstü bırakılmışken içimde hissettiğim şiddetli ve bilinmeyen sarsıntıları neden kendi kendime anlatmayı denemeyeceğim ki?" (...) "Zaten bu acılara katlanmanın en kolay yolu onları dilediğimce izleyip keyfimce tasvir etmek değil mi?"
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İçim Biraz Sessizleşir
Sana söyleyecek sözü bulamadım hiç. Hep bir yerinden kırıldı cümleler, biraz da sana benzediler. Adını yazmadım mesela, yazsam, gerçek olur diye korktum. Uzaktan güzel kalır ya bazı şeyler senin de bana kaldığın gibi. “Seni seviyorum” demiyorum. Bu cümle ikimize sığmaz. Ama şunu bilirim: gördüğüm her şiir sana benzer. Ve biri sana şiir yazsa, içim biraz sessizleşir.
Şiir
Ophelia’yı Geç Anlamak
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
1962 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 19:16
Merhaba, yıllar önce okuduğum ve uzun süre sonra yeniden üzerine düşündüğüm bir metinle karşı karşıyayım: Hamlet. Aradan geçen beş yıl, metnin kendisini değil ama benim ona olan bakışımı bir hayli değiştirmiş. Bu da sanırım klasiklerin en belirgin özelliğini gözler önüne seriyor. Değişmeyen bir metnin, değişen bir zihinle her seferinde yeniden kurulması ve yorumlanması... Bu ilk incelemem değil, fakat uzun bir aradan sonra yazdığım ilk yazı. O yüzden kusurlarım olursa affola. Hamlet, çoğu zaman bir intikam trajedisi olarak anılır ancak Shakespeare’in metni, klasik intikam anlatılarının ötesine geçer. Burada asıl mesele bir eylemin gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesi değil, eylemin düşünce tarafından nasıl sürekli ertelendiğidir. Hamlet’in trajedisi, babasının öldürülmesinden çok bu gerçeğe nasıl karşılık vereceğini bilememesidir. Hamlet karakteri, Rönesans insanının zihinsel kırılmasını temsil eder. Orta Çağ’ın kesin doğrularından uzaklaşmış, fakat modern dünyanın netliğine de ulaşamamış bir bilinç hâli… Sürekli düşünen, sorgulayan, ihtimalleri tartan bir zihin. Ancak bu yoğun farkındalık onu eyleme yaklaştırmak yerine eylemden uzaklaştırır. “Olmak ya da olmamak” sorusu bu bağlamda yalnızca varoluşsal bir ikilem değil aynı zamanda etik ve pratik bir çıkmazdır. Hamlet için sorun neyin doğru olduğunu bilmemek değil, doğru olduğunu bildiği şeyi gerçekleştirememektir. Bu noktada metnin psikolojik boyutu öne çıkar. Hamlet’in yaşadığı durum yalnızca yas ya da öfke ile açıklanamaz. Bu, güven duygusunun tamamen yıkılmasıdır. Babasının ölümü, annesinin hızlı evliliği ve sarayın içten içe çürümüş yapısı, Hamlet’in gerçeklik algısını parçalar. Artık hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu durum, onun delilikle kurduğu ilişkiyi de karmaşıklaştırır. Başlangıçta bilinçli bir
Edebiyat
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma