Ben, Lâmia'yı seviyorum.
Bazı gizli hastalıklar vardır; insan onların nerede, nasıl başladığını tâyin edemez. Yaralar, öyle ince ve naziktir ki, müphem heyecanlara benzer zehirleri vardır; ağrılar yeri bilinmeyecek kadar sağır ve müphemdir. Zaman zaman vücudun derinliklerinden boğuk, müphem şikayetler gelir. İçin için büyüyen hastalığın bundan başka alâmeti yoktur.
Benim Lâmia'ya olan aşkım, işte bu neviden bir hastalık...
Bir insanın kendinden hoşnut ve kendiyle barışık olması Rabbinden razı olduğunun bir emaresidir.
Kişinin kendisine özen göstermesi de Efendimizin (sav) ifadesiyle "Allah'ın verdiği nimete deger vermek"tir.
Isırgan otu biraz çabayla yararlı hale gelecekken, ihmal edildiğinden zararlı bir ota dönüşüyor. O zaman onu kökünden koparıyorsunuz. Çoğu insan ısırgan otuna benzer!" demiş, kısa bir sessizliğin ardından eklemişti: "Dostlarım, şunu aklınızda iyi tutun, kötü ot ya da kötü insan yoktur, sadece kötü çiftçiler vardır."
Bir bilgeye sormuşlar: “Yol mu esastır, yoksa yolun sonunda varılacak menzil mi?” Bilge kişi cevap vermiş: “Yol arkadaşı.” İnsan yol arkadaşını bulduktan sonra her yolculuk menziline ulaşır.
Bir kereside tekerlekli sandalyeye bağımlı bir adamla ilgili bir hikâye duydum. Kısıtlanmanın zor bir sey olup olmadığı sorulduğunda adam, "Ben sandalyeme mahkûm değilim," diye karşılık vermiş. "Sandalyem beni özgürleştiriyor. O olmasaydı yatağa bağlı yaşardım ve eviden asla çıkamazdım."