Korku, içinizi yiyip bitiren, sizi en diplere sürükleyebilecek bir şey. Korku, dil, din, ırk, rütbe belirlemeden herkese uğrayan çoğu şeyden sadece bir tanesi. Herkesin bir korkusu vardır. Ya hep içindedir ya da sonradan ortaya çıkmıştır fakat olmaması zannımca imkânsızdır. Bu kitapta da kendi kendine korkuyu elde etmiş birini görüyoruz. Bunu yapmasının sebebi ise sıradanlıktan sıkılması. Her şeyin fazla sakin, her şeyin fazla güzel olması. Güzellik ve sakinlik her zaman iyi olmuyor. Bundan da sıkılınabiliyor. Tamamen huzur içinde, her şey yolunda gittiği zaman insan kendine macera arıyor. Korku arıyor, heyecan arıyor, belirsizlik arıyor... Fakat elde edilen bu duygular bir süre sonra daha büyük korkular ortaya çıkarıp sizi mahvediyor. Karamsarlık, melankoli, intihara teşebbüs gibi durumlar olabiliyor. Aradığınız o macera birden felakete dönüşüyor ve üstünüzden atmaya çalışıyorsunuz. Eski sakinliğinizi arıyorsunuz. Eski huzurunuzu.
.
.
Bu kitapta da bu aradıklarımızı görüyoruz, korkunun nasıl içimize işleyip bizi ele geçirdiğini. Korkunun bir hatadan, on hataya nasıl sürüklediğini. Keyifli okumalar.