Şimdi tutsağım.
Bedenim bir zindanda demirlere bağlı: zihnim korkunç, kanlı, karşı konulmaz bir düşüncenin esiri tek düşüncem, tek inancım, tek gerçekliğim var: Ölüm cezası!
Ne yaparsam yapayım hep orada, kurşundan bir külçeyi andıran, zihnimdeki her şeyi kovalayan, başımı çevirdiğimde ya da gözlerimi kapadığımda beni buz kesmiş elleriyle sarsan bu katlanılmaz düşünce hep yanı başımda, hep karşımda.
...Temel olan iç cephedir. Bu cephe bütün ülkenin, bütün ulusun oluşturduğu cephedir. Görünürdeki cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, yenilebilir. Fakat bu durum hiçbir zaman bir ülkeyi, bir ulusu yok edemez.
Önemli olan, ülkeyi temelinden yıkan, ulusu tutsak ettiren iç cephenin çöküsüdür. Bu gerçeği bizden daha iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten "kaleyi icinden almak", dışından zorlamaktan çok kolaydır...