Dolayısıyla, bütün Türk ulusunu, cephede bulunan ordu kadar, düşünce, duygu ve hareket olarak savaşla ilgilendirmeliydim. Bütün ulus bireyleri, sadece düşman karşısında bulunanlar değil, köyde, evinde, tarlasında bulunan herkes silahla vuruşan savaşçı gibi kendini görevli sayarak bütün varlığını yalnız savaşa adayacaktı. Bütün maddi ve manevi varlığını yalnız vatan savunmasına adamakta ağır davranan ve titizlik göstermeyen uluslar, savaş ve çarpışmayı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılamazlar.
...Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü meydan savaşlarında üzerinize yüklendiğiniz görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar çok azdır. Ulusumuzun bağımsızlığı ve varlığı, dâhice yönetiminiz altında görevlerini şerefle yapan komuta ve silah arkadaşlarınızın yürekliliğine ve vatanseverliğine büyük bir güvenle dayanıyordu.
Siz orada yalnız düşmanı değil milletin.makus [uğursuz] talihini de yendiniz...
Yüksek ideallerden yoksun olan toplum zorbalıkla, kaba bir sefahatle ve ikiyüzlülükle çeşitlendirilmiş cansız, anlamsız bir yaşam sürdürmektedir.
Namuslular kıt kanaat geçinirken, namussuzların karnı tok sırtı pektir.