Dikenlerin Büyüsü~#kitapyorumu
~"Kütüphanede tutulanlar sıradan kitaplar değildi. Acı ve kalp kırıklığı hissederlerdi.Bazen kötü ve kaba olabilirlerdi...Ama dışarıdaki dünya da öyleydi. Bu da dünyayı savaşmak için daha değersiz kılmıyordu çünkü karanlığın olduğu yerde bir sürü ışık da vardı."
~
Tek kelimeyle BAYILDIM
Kitapta, bir kütüphaneci çırağı olan esas kızımız Elisabeth'in başına gelenleri okuyoruz. Ama bu kütüphaneler bildiğimiz türden değiller, içlerindeki kitaplar ise hiç değil! Bazıları konuşuyor, bazıları sinirleniyor, hatta bazen hastalanıyorlar. Elisabeth de bu kütüphanelerden birinde, sihirden çekinerek ve kötü olduğuna inanarak büyüyor. Ta ki bu büyücülerden biriyle karşılaşana kadar.
Dikenlerin Büyüsü'nü anlatmak istesem seçeceğim ilk kelime 'masal' olurdu. Evreni, kurgusu, karakterleri çok güzeldi Masal gibi bir dili vardı ve bu, kitabın başlarında beni biraz endişelendirdi. Olaylar ve betimlemeler sanki derin değilmiş ve havada kalmış gibi bir hisse kapılmıştım ve kitabın beklediğime değmeyeceğini düşündüm. Ama öyle olmadı ve kitapta gördüğüm her bir detayın kendine has büyük bir yeri olduğunu fark ettiğimde, kendimi çoktan kurguya kaptırmıştım.
Elisabeth cesaretiyle ve kitaplara karşı hisleriyle dilimin tutulmasına sebep oldu, kendisini çok sevdim. Nathaniel karakteri de okuması çok keyifli bir karakterdi ve işaretlediğim alıntıların çoğu ona ait...Ama en sevdiğim karakter kesinlikle Silas oldu. Yazarın yazdığı en sağlam, en derin karakter oydu ve sırf onun adının yazıldığı bir kitap olsaydı, onu da alıp okurdum.
Yazarın dili, daha önce de değindiğim gibi, fazlasıyla akıcı ve bu da kitabı bir çırpıda bitirmenizi sağlıyor. Kurguladığı evreni gerektiği yerde gerektiği kadar anlatarak çok güzel açıklamış.Karakterlerimizi ve onların hislerini de bize çok