"Gidenlere..."
𝐆𝐢𝐭𝐭𝐢 𝐀𝐫𝐭ı𝐤 𝐔𝐧𝐮𝐭𝐭𝐮 𝐦𝐮 𝐒𝐞𝐧𝐞𝐥𝐞𝐫𝐜𝐞 𝐀𝐯𝐮𝐭𝐭𝐮 𝐦𝐮 𝐁𝐮 𝐇𝐚𝐬𝐫𝐞𝐭𝐢𝐧 𝐒ü𝐫𝐞𝐬𝐢 𝐘𝐨𝐤 𝐁𝐢𝐫𝐠ü𝐧 𝐒𝐨𝐧𝐚 𝐄𝐫𝐞𝐬𝐢 𝐘𝐨𝐤 𝐒𝐨𝐧 Ş𝐚𝐫𝐤ı𝐲ı Ç𝐚𝐥 𝐊𝐞𝐦𝐚𝐧𝐜ı 𝐆𝐞𝐥𝐦𝐞𝐲𝐞𝐜𝐞𝐤 𝐎 𝐘𝐚𝐥𝐚𝐧𝐜ı 𝐒𝐨𝐧𝐮 𝐘𝐨𝐤𝐦𝐮ş 𝐁𝐞𝐤𝐥𝐞𝐦𝐞𝐧𝐢𝐧 𝐑𝐞𝐬𝐢𝐦𝐥𝐞𝐫𝐢 𝐒𝐚𝐤𝐥𝐚𝐦𝐚𝐧ı𝐧 Ö𝐦𝐫ü𝐦 𝐎𝐧𝐚 𝐅𝐞𝐝𝐚 𝐎𝐥𝐬𝐮𝐧 𝐀𝐬𝐢𝐥𝐜𝐞 𝐁𝐢𝐫 𝐕𝐞𝐝𝐚 𝐎𝐥𝐬𝐮𝐧 𝐒𝐨𝐧 Ş𝐚𝐫𝐤ı𝐲ı Ç𝐚𝐥 𝐊𝐞𝐦𝐚𝐧𝐜ı 𝐆𝐞𝐥𝐦𝐞𝐲𝐞𝐜𝐞𝐤 𝐎 𝐘𝐚𝐥𝐚𝐧𝐜ı... Ali KınıkAli Kınık
Şiir
Mekke'ye süt çocuk almak için gelen Halime, yolda geciktiği için diğer aileler çocukları almıştı. Geriye yalnızca yetim bir çocuk kalmıştı: Hz. Muhammed (s.a.v). Boş dönmemek için onu yanına aldı. Nereden bilebilirdi ki o yetim çocuk, âlemlere rahmet olarak gönderilecek son peygamber olacaktı? İnsan, nasibinin değerini onu eline aldığı gün değil, hikmeti ortaya çıktığında anlar.
Reklam
EDİLLE-İ ŞERİYYEDEN ALIP İLHÂMI...
(...) Din gerçekliğin içinden, kalbinden seslenir âleme. İçtihad, edille-i şer’iyyeden alıp ilhâmı asrın idrâkine hakikati söyletme sanatı ise -ki öyledir-, bu tam da izah etmeye çalıştığımız husustur. Bu noktada o meşhur misâli, “Muaz b. Cebel hadîsi” olarak bilinen hadîs ve hâdiseyi hatırlamamız faydalı olacaktır. Zîra Allah Resûlü (s.a.v.) tam da bu ölçüler arası muvazeneyi Hz. Muaz’dan (r.a.) işitmiş ve mezkûr cevabı işittiğinde rabbine hamd ü senâ etmişti. Zîra -mâlûm olduğu üzere- onun cevabında da edille-i şer’iyyeden alınan ilhamın ânın icaplarına nakşedileceği ölçüsü sarahaten beyân edilmişti. -Melikşah SezenMelikşah Sezen, "DİNİN ASLI", istanbulfikriyati.com, 7 Haziran 2026-
Fikriyat
İFK HADİSESİ (Hz. Aişe Anlatıyor)
Allah (ﷻ) şöyle buyurdu: 🌷 İçinizden (harcama ile) fazilet ve servet sahibi olanların akrabaya, yoksul (miskinlere) ve Allah yolunda hicret eden (muhacirlere, mallarından) bir şey vermeyeceklerine
Edebiyat
*10 HAZİRAN 2026 ÇARŞAMBA HADİSİ* Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.) şöyle buyurmuştur: *"Gerçekten şu mal, çekici ve tatlıdır. Kim onu hırs göstermeksizin alırsa, o mala bereket verilir. Kim ona göz dikerek hırs ile alırsa, o malın bereketi olmaz; böylesi kişiler, yiyip yiyip de bir türlü doymayan kimse gibidir."* (Müslim, Zekât, 96) *AÇIKLAMA* 🟠 Dünya hayatının çekici süsleri ve bitmek bilmeyen tüketim çılgınlığı, insanları her geçen gün daha fazla yutan ve yuttukça acıktıran sahte bir cennet gibidir. Hadis-i şerif, hırs ve tamahla dünyaya sarılanların ne kadar elde ederlerse etsinler ruhsal bir açlıktan kurtulamayacaklarını, tıpkı yiyip yiyip doymayan bir hasta gibi huzursuzluğa mahkûm olacaklarını çarpıcı bir benzetmeyle ortaya koyar. 🟠 Maddiyatı hayatın merkezine koyan, Allah’ı ve ahireti unutan bir toplumda eşyalar çoğalırken huzurun ve bereketin azalması, kalbimizi geçici olan dünyaya kaptırmış olmamızın en somut faturasıdır.
“Allah’ın insanlara gönderdiği iki elçisi (resûl) var: Birincisi, içimizdeki elçi olan akıldır; ikincisiyse dışımızdaki elçi olan peygamberdir. İçimizdeki elçiyi (aklımızı) kullanmadıkça dışımızdaki elçiden (peygamberden, onun öğretisinden) yararlanmak imkânsızdır” (ez-Zerî‘a…, Kahire 1985, s. 207). Râgıb el-Isfahânî
Reklam
Reklam