Puan vermedi·184 syf.·
2026 403. kitabı
“ yitirilmiş şeylere üzülmekle, yitirilebileceklerin korkusu ayrı şeyler değildir.” s e n e c a Söylediğim gibi, bizler ayakta kalanların çocuklarıyız ve belki de bu yüzden kendimizi iyi hissetmemiz çok da olası değil. Anders Hansen Eğer her şey yolundayken bile zihnimiz neden susmuyor? İşte bunun cevabi okuyunca anlıyor insan o halde buyurun Beyin dünyayı olduğu gibi algılamamıza izin vermez. Onun çok daha önemli ve öncelikli bir görevi vardır -hayatta kalmak- ve bu nedenle de bize dünyayı hayatta kalmamıza yardım edecek şekilde gösterir. Bu da bizi, en büyük duygusal belamıza götürür: Kaygı. S:35 Hayatımız hiç bu kadar kolay, konforlu ve güvenli olmamıştı. Ama neden bu kadar çok insan kaygılı, yorgun, mutsuz? Beynimiz bir şeyleri yanlış mı yapıyor... yoksa tam da doğru olanı mı? Belki de bu sorunun cevabı biyolojik varlıklar olmamızda yatıyor. modern dünyada her şey yolundayken bile zihnimizin sürekli olumsuzluklara odaklanıp susmaması durumunu tanımlar. Beynimiz, avcı-toplayıcı atalarımızın hayatta kalması için evrimleşmiştir ve bu nedenle her an potansiyel bir tehlike veya eksiklik arar İyi Hissetmenin Dayanılmaz Zorluğu Hayatta en önemli şeyin ne olduğunu düşünsek "iyi hissetmek", çoğunlukla listenin en tepesinde yer alır...s:45
Araştırma inceleme kişisel gelişim
İyi Hissetmenin Dayanılmaz ZorluğuAnders Hansen · Nova Kitap · 2025247 okunma
Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı.
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:35
Bazı kitaplar vardır daha ilk cümlesiyle yakalar sizi, satırları okuyup bir süre bakakalırsınız, ilk cümlesi böyleyse kim bilir devamı nasıl olacak merakıyla okumaya devam edersiniz. Anna Karenina'nın etkileyici giriş cümlesi gibi: "Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." İki Şehrin Hikâyesi 'nin tezatlıklarıyla güzel ilk satırları gibi: "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık..." Âşıklara Yer Yok da etkileyici giriş cümlesi olan kitaplar arasındaki yerini aldı. "Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı. Hayatımı bile bile mahvetmemin tek bir sebebi vardı: Aşıktım ve dünyanın geri kalanının gözümde zerrece değeri yoktu." s:9 Diyerek başlıyor yazar sözlerine. Bu cümleler etkileyici olduğu kadar kitabın özeti gibi. Daha ilk satırdan başladım satırların altını çizmeye, kitap boyunca da birçoğunu alıntı olarak paylaştığım nice satırı, edebi anlamda lezzet alarak okumaya ve çizmeye devam ettim. Tarık Tufan'ın kitapları içinde en beğendiğim kitabı bu oldu diyebilirim. Kitapta Orhan'ın Firdevs'e olan tutkusu anlatılır. Orhan Firdevs'i güçlü ve farklı bir kadın olarak görür. İlk görüşte çekimine kapılır ve aşık olur. Firdevs aramalarına, mesajlarına dönmez ama Orhan yine de peşini bırakmaz. Firdevs ise başka birine aşıktır ve onu da aşk yiyip tüketmektedir. Firdevs her ne kadar acı çektiren, bencil bir kadın gibi görünse de aslında o da Orhan gibidir... Kendisini sevmeyen biri için hayatını mahvetmektedir. Birini çok seven insanların yüzlerinin gülmesi mümkün mü? "Âşıklara yer yok! Âşıklar bu dünyada bir yere sığmazlar." s:205 İnsan başkalarının gözünde ne kadar güçlü olsa da en çok sevdiğine yenilmez mi? İkili ilişkileri düşündüğümüzde en çok seven, en çok kırılan olmaz mı? Aşk sizin
1000Kitap
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,529 okunma
Reklam
Hazineler Deryası
10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Bu kıymetli eser Delâilü'l-Hayrât, Faslı Şeyh Süleyman el-Cezûlî tarafından 15. yüzyılda derlenen, Efendimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) getirilen salavât-ı şerifelerin ve duaların yer aldığı meşhur bir salâvat mecmuasıdır. Asırlardır İslam dünyasında manevi huzur, şefaat ve manevi yakınlık amacıyla okunmaktadır. Âlimlerce günlere bölünüp bir okuma düzeni tertip edilmiş. Özellikleri ve Bölümleri Tam Adı: Tam adı Delâilü'l-hayrât ve şevâriku'l-envâr fî zikri's-salât 'ale'n-nebiyyil-muhtar olup *"Seçilmiş Peygamber'e (s.a.v.) salât konusunda nurların kaynağına ulaştıran salât ve selamlar"* anlamına gelir. Kitap, okumayı kolaylaştırmak için günlere bölünmüştür. Pazartesiden başlayıp pazar gününe kadar haftanın her günü için okunacak belirli bölümleri içerir. İçerik:Allah'ın 99 ismi (Esmâ-i Hüsnâ) Hz. Muhammed'in (s.a.v.) isimleri Salâvat-ı şerifeler Çeşitli dua ve zikirler Eserin tarihçesi ve daha fazla detayına göz atmak için TDV İslâm Ansiklopedisi kaynağını inceleyebilirsiniz. Rabbim bu muazzam eseri evrad edinip azami derecede istifade edenlerden kılsın امين
Delâilü'l HayrâtSüleyman el-Cezuli · Serhend Yayınları · 2024649 okunma
7/10
·72 syf.·
2026 39. kitabı
"Sevgili Leylâ'cığım, ... Şimdi en güzeli Boğaz'a gelen bahardır. İstanbul'da sen ve Arnavutköy'den başka hiçbir şey özlemedim." Berlin, 27 Mart 1982 (s:28) Tezer Özlü'nün Leylâ Erbil'e yazdığı mektupların bir kısmını okuyoruz bu kitapta. Önsözde birbirlerine yazıkları mektupları yayımlama sözü verdiklerini söylüyor Erbil. Tek yönlü mektuplardan oluşan kitapta, yakın arkadaşı Özlü'yle ilgili düşüncelerine yer vermiş Erbil mektupların hemen öncesinde, içten ve güçlü bir dostluğun kanıtı delilinde bu cümleler. Birbirlerine verdikleri sözü tutmak adına yayıma hazırlıyor bu mektupları Leylâ Erbil ve şöyle anlatıyor arkadaşı Tezer Özlü'yü: "Hepimizin hayatında karşılaşmaktan, dostluk etmekten pişmanlık getirdiğimiz insanlar olmuştur. Hayatımızı güzelleştiren karşılıklı olarak yüreklerimizi değiştirdiğimiz insanlar da. Tezer Özlü benim yaşamımda, ne şanslıyım ki sayıları pek de az sayılamayacak derin dostluklar kurabildiğim bir kişi olarak yerini aldı." 1982-1986 yılları arasında yurt dışında yaşadığı zamanlarda arkadaşlarına ve ara ara eski günlere duyduğu özlem, kızı Deniz, Hans'la olan yeni evliliği, abisi Demir Özlü, ülkenin genel durumu, aile ilişkileri, hastalık ve tedavi süreci ve pek tabi edebiyattan nasibini alan mektupları okuyoruz. Bazı mektuplarla gelen kartpostallar da var kitapta ve hatta Özlü'nün el yazısıyla mektupların aslı, nasıl kıymetli. Kurmaca dışı okumak kolay olmuyor benim için fakat anı, anlatı, otokurmaca okumayı seviyorum. Tezer Özlü'nün kaleminden dökülen samimi cümlelere eşlik ettiğim için mutluyum. İki sevdiğim yazarın ve iki iyi arkadaşın hislerine ortak olmak güzel bir okuma deneyimi sundu. Özlü'nün yazdıklarından çıkarımla Erbil'in cevaplarını ya da önceki mektubu tahayyül edebildim -bir nevi oyun gibi oldu- fakat mektuplar karşılıklı
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e MektuplarTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20222,674 okunma
yine Dex Yayınları, yine çeviri problemleri
8/10
·384 syf.··
2026 7. kitabı
Açıkçası serideki favori kitabım oldu diyemem ama Açlık Oyunları evreninin içine girmek her zamanki gibi güzeldi. Haymitch gibi önemli bir karakterin geçmişini görmekle kalmayıp tanıdığımız bir çok karakterle karşılaştık bu kitapta. Orijinal seriden bildiğim anlar görmek de hoşuma gitti. Kitabı tatil de varken bir günde açıp bitirdim hemen. Ancak benim bu kitabın çevirisi ile bir problemim var. Dex yayınlarından okuduğum neredeyse her kitapta aynısını yaşıyorum da neyse. Kitabın okuması kolay bir dili var gibi geliyor ama çevirideki problemler hikayenin akışına engel oluyor. Mesela küçük bir örnek vereyim: sayfa 372'de ekip gelip karakterimizi hazırlıyorlar. Kahve içirip kıyafetlerini düzenliyorlar, eli yüzü düzgün olsun diye uğraşıyorlar kısaca. Alıntı yapmak gerekirse: "(...) 11. Mıntıka'ya giden trene binerken nasıl olduysa beni presentabl bir hale getirmelerine izin verdim." Çok küçük bir detay ama burada neden "beni insan içine çıkacak hale getirmelerine izin verdim" gibi daha akıcı bir çeviri yapmak yerine "presentable" kelimesini direkt kullanmış anlamadım. Ve bu bir kerelik bir şey de değil. Sayfa 286'dan: "E artık Cornucopia'ya geri dönebilir miyiz?" "Muhtemelen on kilometrelik bir yürüyüştü. Biraz daha toparlanmaya çalışsak mı?" "Muhtemelen on kilometrelik bir yürüyüştü." direkt kulağa batıyor zaten. Karakter burada kime sesleniyor, okuyucuya mı karşısındaki karaktere mi? O kısım tırnak işareti dışında olmalıydı da yazım yanlışı mı oldu? Yoksa direkt "Oraya gitmemiz nereden baksan on kilometre sürer biraz daha toparlanalım." mı demek istedi? Oturup bir süre bunu düşündüm kitabı okurken. Sonra açıp baktım, orijinalinde "It's probably a six-mile hike. Should we try to recover a bit more?" diyormuş. Baya çeviri hatası yani. Kısaca eğer Açlık Oyunları
Hasatta GündoğumuSuzanne Collins · Dex Kitap Yayınları · 2025859 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 75. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 18:57
Bazı notlarım aşağıdaki gibidir: İntihar ürünleri temin ve tedarik eden dükkan sahipleri de intiharı düşünür ancak aileden birinin intiharı halinde hizmet akamete uğrayacaktır dolayısıyla intihar bu aile için düşünülemez ve tatbik edilemez bir eylemdir. "Ölümünüzü başaracaksınız..." Başarılabilecek son şey ölümdür insan için...ancak İngilizce'de örneğin ölmek de doğmak gibi "passive", yani edilgen bir eylemdir. İngilizce yazılan incelemelere baktığımda kaosa sürüklenmiş dünyada insanların intiharı bir çıkış yolu olarak benimsemeleri ne atıf yapıldığını gördüm. İntihar kelimesinin özellikle tercih edildiğini çünkü ölüm ile intihar arkasındaki sınırın insan iradesine bağlandığını, hayatında hiçbir şeyi başaramamış insana bir başarı alanı tanındığını görmemek kabil değildi. deliberate killing of oneself," from Modern Latin suicidium "suicide," from Latin sui "of oneself" (genitive of se "self"), from PIE *s(u)w-o- "one's own," from root *s(w)e- (see idiom) + -cidium "a killing," from caedere "to slay" (from PIE root *kae-id- "to strike"). Etimolojik sözlükte karışma çıkan ilk açıklama bu. İnsanın belirli bir kasıt ile kendini öldürmesi. (Bir mesaj bırakmak, güçlü olduğunu ispatlamak vb) Kelime kökünde saklı bir 'kendilik' var. İntihar kişinin kendisine yönelik bir eylemi ve bunu kazaen değil kasten yapması gerekiyor. Yani irade şart. Satırları aşağı kaydırdıkça 'sane" kelimesi ile karşılaşıyorum. Akıl...insane ise delilik...demek ki aklın yerinde olması gerekiyor bu eylemin gerçekleştiği sırada. Diğer yandan 'commit suicide' şeklinde kullanılıyor kelime, yani uygulanıyor, gerçekleştiriliyor... (Bir paragraf 'çünkü' ile başlamaz ama...) Çünkü terminolojide intihar ve intihara teşebbüs ayrı ayrı ele alınıyor. İngilizce inceleme yazısında da başarıya ulaşamayan
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Reklam
Reklam