Tülay Yıldız Akgül, Bir İdeoloji Taşıyıcısı Olarak Mit ve Tragedya, Yedi: Sanat, Tasarım ve Bilim Dergisi, S. 11, Kış 2014, 1-16.
Sophokles tragedyalarında tanrılardan ve akıldışı varlıklardan daha az yardım ister. Çünkü onun karakterleri, bilgisine, aklına ve deneyimlerine güvenmektedir. Kişi, temsil ettiği gücün hakkını ararken özgür sayar kendini. Önemli olan bu özgürlüğü kullanırken, vicdanına, ya da yasalara karşı görevini yerine getirirken kamu yararını gözden uzak tutmamalıdır.Sophokles, birçok oyununda güçler dengesi, devletin kurumsal olarak işleyişi, siyasal otoriteye karşı çıkma hakkını savunmakla birlikte; bilgi, ahlâk, sağduyu ve erdem’i, kişiyi ve devleti yücelten değerler olarak karşımıza çıkarmış ve mitoslardaki konuları alışılmış olanın dışındaki durumlarla sergilemiştir. Varolan sistemin ideolojik olarak savunuculuğunu da yapan Sophokles, kendi dönemindeki demokrasi anlayışını büyük ölçüde benimsemiş ahlâk, erdem, dostluk ve sevgi gibi kavramlarla tragedya kahramanlarını bunların taşıyıcısı olarak kullanmıştır. Her toplumda iki tarafında olduğunu düşünecek olursak; yeni fikirler ve ahlaki iç görüler getiren etkilerle, geçmişin değerlerini korumaya çalışan kurumlar karşı karşıya gelecektir. Yeni fikirler, eski biçimler, değişim, istikrar, var olan kurumlara saldırı ve bunu koruyan otoriter bakış olmasa hiçbir toplum uzun süre ayakta kalamaz. Bu nedenle tragedya oyunlarında bu değerlerin, kurumların hepsini görürüz. Yazar da bunları karşı karşıya getirerek ya yeni bir fikir sürer ya da varolan eski biçimi bir şekilde devamı için över. Çatışmanın vazgeçilmez öğesi de budur. Ancak Sophokles bu çatışmanın sonucunda birey tragedyalarına önem verir ve kahramanları üzerinden mesajını aktarır. İki karşıt güç olan tanrısal ya da toplumsal alınyazısı yer