nova

Şu ya da bu şekilde, dünyadaki halkların tümü bir karışıklık yaşıyor. Zengin ya da yoksul, küstah ya da uysal, işgalciler, işgal altındakiler, kısacası hepimiz aynı dayanıksız sala binmişiz, hep birlikte suya gömülmek üzereyiz. Gelgelelim, yükselen denizi hiç dert etmeden birbirimize sövüp saymayı, kavga etmeyi sürdürüyoruz. Bize doğru yükselirken, önce düşmanlarımızı batırsa, bu yıkıcı dalgayı alkışlayabiliriz bile.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hasan-ı Basri, demiştir ki, "Mûsâ aleyhisselam, "Ya Rabbi! Adem aleyhisselam senin ona verdiğin nimetlerinin şükrünü nasıl ödeyebilir? Çünkü sen onu yed-i kudretinle yarattın, ona ruhundan üfürdün onu cennetine koydun, ona meleklerin secde etmelerini emrettin de, onlar da ona secde ettiler.' dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ, 'Ya Musa! Âdem aleyhisselam bunların Benden olduğunu bilir de bundan dolayı Bana hamd ederse, işte onun bu hamdi Benim ona verdiğim nimetlerin şükrü olmuş olur' buyurdu."
Sayfa 146·Kitabı okudu
Din
Zekanın yalnızca tek bir doğası vardır ki, o da aydınlıklı olmadır. Bununla birlikte onun çeşitli işlevleri ve farklı çalışma tarzları vardır ve bunlar pek çok hususi zekalar olarak görünür. "Mantıksal", "matematiksel" ya da denebilir ki "soyut" bir niteliğe sahip zeka, gerçeğin bütün vechelerine erişmek için kafi değildir.
Modern bilim, şu halde, salt duyusal tecrübemize yönelik bir ibadet biçimi olarak mı doğdu? Modern bilimin bizden tam olarak istediği nedir? Doğanın niteliksel vechelerinin niceliksel biçimlere indirgenmesiyle sonuçlanan homojen bir bilgiye inanmamızı mı istiyor? Eğer böyleyse, o zaman modern bilim bizden var olanın önemli bir kısmını, çeşitli geleneklere göre evrenin gerçekliğini feda etmemizi istiyor.
İkinci olarak, modern birey, dünyanın önde gelen bilim adamlarının adımlarını takip ederek, aklın, beynin sinirsel etkinliğine dayanan organize olmuş maddenin akıllı yansımasından başka bir şey olmadığını düşünme eğilimini-buna daha yerinde bir isimlendirmeyle önyargı da denebilir- her ne kadar böyle bir anlayışın insan zihnine hitap ettiği bir zandan ibaret olsa da", tutkulu bir şekilde korur.