Yaşama Sanatı
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2024 17:08
"Üstünlük kompleksinin temelinde her zaman bir aşağılık kompleksi yatar." ******* Alfred Adler ile tanışma kitabım- "Yaşama Sanatı" ***** Alfred Adler Avusturyalı psikiyatr, "Bireysel Psikoloji" ekolünün kurucusu. Sigmund Freud'un öğrencisi. Eksiklik duygusu taşıyan, duygusal yönden sakatlanmış kişileri olgunluğa, sağduyuya ve toplumda yararlı olmaya yöneltecek, destekleyici ve esnek bir psikoterapi yöntemi geliştiren yani "Eksiklik Duygusu" terimini ilk kez ortaya atan psikiyatr. ***** Sokrates'in dediği gibi, "Sorgulanmamış bir hayat, yaşamaya değmez." Alfred Adler'in "Yaşama Sanatı"eserini okudukça yine pek çok şeyi sorgularken buldum kendimi. ******* Bu eserinde; ağırlıklı olarak üstünlük-aşağılık duygusundan, bu duygunun altında yatan sebeplerden söz ediyor. Vakalar üzerinden o kadar çok sebep sıralıyor ki çoğunu günlük hayatta gözlemleyip anlamlandıramadığım ama Adler'e göre aşağılık kompleksi/üstünlük duygusu olarak gerekçelendirilen bu sebepler, örnek vakalar beni zaman zaman şaşırttı. ******* Kişinin kararsız olması, davranışlarında sıkça çelişkiler barındırması, çekemezlik, tembellik, güçlüklerin altından kalkana kadar beklemeyi başaramadığı için sabırsızlığın peyda olması, suça meyilli olması gibi pek çok etken Adler'e göre aşağılık duygusunun belirtilerindenmiş. Vücut pozisyonu, yatakta yatma şeklimiz dahi aşağılık kompleksini ele veren bir belirti olabilirmiş. ( ilginç geldi.) Kuramı ile ilgili görüşlerini öne sürerken hemen sonrasında vaka örneklerine yer vermesi görüşlerini anlamamızı kolaylaştırıyor. Kitabı keyifle okumayı da etkili kılıyor ki say yayınları,çeviri de bunda etkilidir diye düşünüyorum. ******* Adler, her insanın aşağılık kompleksine sahip olduğunu ve bu kompleks nedeniyle de üstünlük çabası
Duygu ve Düşünce
Yaşama SanatıAlfred Adler · Say Yayınları · 20183,685 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2024 1. kitabı
Öncelikle kitap savaşı ve savaş psikolojisini çok başarılı bir şekilde ele almış. Kitap kısa fakat konuyu işleyiş açısından oldukça ağır. Kitabın ilk bölümünde savaşı bizzat cephede yaşamış bir askerin günlüğünden okuyoruz ikinci kısımda ise bu günlüğü kardeşi devam ettiriyor.savaşı iki taraflı ele alması kitabı çok daha başarılı kılmış.Kitap İlk bölümünde savaş ortamını ve savaşın yarattığı psikolojik çöküntüyü kitabın içindeymişcesine hissettiriyor.ikinci bölümde ise savaşın insanı ne denli çaresiz hissettirdiği oldukça güzel işlenmiş. Özellikle bu kısmı okurken savaş nefretini sonuna kadar hissettim: "Bazı zamanlar beynimi sıkıştıran bu denli halkaların işkencesine daha fazla katlanamiyorum; önüne geçilmez bir kuvvetle sokağa koşup insanların toplandığı meydana çıkmak ve bağırmak istiyorum: -ya şimdi savaşı bitirirsiniz,ya da ... Ya da ne? Akıllarını başlarına toplamalarini sağlayacak, yüksek sesle söylenecek Yeni yalanlarla cevaplanmayacak kelime kaldı mı dünyada? Ya da önlerinde diz çöküp ağlamak mi gerek? Ama zaten yüz binler gözyaşlarıyla yıkamiyor mu dünyayı,faydası var mı hiç? Ya da gözleri önünde kendini öldürmek mi gerekiyor? Öldürmek! Her gün binler ölüyor,peki bunun faydası var mı? Güçsüzlüğümü bu şekilde hissettiğimde bir hiddet ele geçiriyor beni,nefret ettiğim savaşın hiddetli."(S48) Kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim ama sağlam piskolojiyle okunması gereken bir kitap.
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,8bin okunma
Reklam
Kıskançlık gülünçtür, kıskançlık bir ahlaksızlıktır (s48)
Puan vermedi·61 syf.··
2023 21. kitabı
İvan Andreyiç eşinin kendisini aldattığını sanmaktadır. Şüphelerine yenik düşüp bu işin peşine düşer ve kendini tanımadığı bir karı kocanın yatak odasında gülünç bir şekilde bulur. Kıskançlığın insanı acınası ve çaresiz durumlara nasıl sokabileceğini gösteren bol diyaloglu ve akıcı bir kitaptı. Okurken bir tiyatro piyesinin içindeymiş gibi hissettim. Fyodor Dostoyevski
1000k
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 20215,5bin okunma
Şöhret olmayı takıntı haline getirmiş bir kadının öyküsü
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2022 20:14
Paris’te şan şöhret içinde yaşamaya alışmış, insanların sahte sevgilerinden ve kendisine olan nefretlerinden beslenen madam de prie’nin kralın gözünden düşünce sürgüne gönderilmesiyle başlıyor öykü böylece bir dönem Fransa’ya hükmetmiş madamın şöhret ve bir kahraman gibi anılma takıntısının taşrada günyüzüne çıkması da kaçınılmaz oluyor. Giderken dahi önce kendini sonra çevresindekileri bunun bir sürgün olmadığına kendisinin tatile ihtiyacı olduğunu söylüyor; insanların kendisi hakkındaki düşüncelerini bu derece takıntı haline getirmiş bir kadının öyküsü bu öyle ki ölümünü bile bir kahramanlık öyküsü yazarmışçasına işliyor; öldükten sonra insanların onu sürekli anması, hiç unutmaması için. Ancak insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çevirirdi…(s48)
Edebiyat
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,9bin okunma
8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2021 23:39
Kitap , Oyun, "Acıklı Güldürü" olarak geçiyor. Bu türde bir kitabı ilk okuyuşum. Oğuz Atay bir ilk için her zaman zordur diye düşünüyorum. Oyun yazmaya çalışan bir tarih öğretmeni ve onun evinin içinde geçen olaylar, yazılan oyunla devam eden hayat iç içe geçiyor. Oyun normal hayattan replik alırken bazen de oyundaki replik normal hayatla devam ediyor. Karmaşık bir durum. Bazen gerçeği aramanın peşinde bir kahramanın gerçeği bilenlere bir sitemi: " Biliyorsunuz üstad, bizde gerçeği bulanlar artık hiç konuşmazlar." S48. Bazen de gerçeği ararken asıl gerçeklikten kopmuşlardır. Bir taraftan da ne olduğunu tam olarak bilmedikleri bir gerçekliği aramaktadırlar. Ve aynı zamanda biz oynuyoruz, hepimiz oyunlarla yaşıyoruz. Değiştirmeye gücümüzün yetmediğini anladığımız, kabullenemediğimiz an kabul etmesek de bu gerçeği perde açılıyor ve oyunla gerçek yaşam tıpkı kitapta olduğu gibi iç içe geçiyor. Belki bu esnada bir ayna görürsek kendimize müstehzi bir gülümsemeyle bakabiliriz. Hikayenin merkezi okura hissettirdiği şeyse eğer ; karmaşa içinde kalmış bir acı hissediyorum, bunalım. Sadece bu değil, bu bunalıma götüren yollar, çıkmazlar...
Edebiyat
Oyunlarla YaşayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202011,6bin okunma
9/10
·112 syf.··
2020 49. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 21:00
·
Toplumda kadın ve erkeğin yeri, din, ekonomik unsurlardan oluşan sınıf ayrımı ve sonuçta kalburüstü bireylerin namus kavramında çatışması ile işleneceği belli bir cinayetin yine toplumca 'meşru' kılınması romanıdır. Eserde kadın ve erkeğin rolü çok vurgulanır, toplumca kendilerine çizilen kalıba girme gereksinimi üzerinde durulur.Bu gereksinim 'namus' cinayetine zemini hazırlar. Romanı incelerken toplumun dine, din adamlarına bakış açısı da dikkat çeker. İlk örnek olarak Psikopos'u karşılama ve onun 'horoz ibiği çorbası' merakının toplumca yorumu bir 'kilit noktadır'. Dinin şekilciliğine, bozulmuş yapısına bir vurgu vardır bu kısımda. Ayrıca cinayetten sonra kiliseye sığınan kardeşlerin Peder'le konuşması da dikkat çekicidir.(bkz.s48) Yine toplum-din çatışması otopsi sahnesinde Peder ile doktor arasındaki konuşmada geçer.Romanın ilk kısımlarındaki 'Beyaz Tavşan' masumiyet temsilcisidir. Nasar'ın cinayetiyle bağdaştırdım ben. Ekonomik sınıfsal ayrıma gelirsek Nasar ve Bayardo, bürokratik ailelelerden gelip el üstünde tutulurken, 'namus' konu olunca ikisi de halkça 'ötekileştirilir'. Flor sözlerinde ikizlerin cinayet işleyemeyeceğini üstelik bir 'zengini' hiç öldüremeyeceklerini anlatır. Bu da para-namus ikilisinin çözülmeyecek sorun olduğunu vurgular. 'Mutluluğun parayla satın alınmayacağı' Bayardo'nun Angela için kiraladığı ev ve sonrasında yaşadığı travma ile ortaya çıkar. Teknik olarak bakarsak röportaj, sezdirme, benzetme, çeliştirme, rüya gibi imgelere sıkça başvurulur. Bu nedenle de ilk cümleden cinayet işleneceği bilinse de roman canlılığını yitirmez. Öyle ki, 'Yahu Nasar öldürülmeyi hak edecek bu suçu işledi mi?'sorusuna cevap bulunmaz.
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma