Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Adını son bölümde bulunan ‘‘Sırça Köşk’’ adlı masaldan alan eser, daha çok öyküleri ile ön plandaydı.
Yazar, günümüz Türkçesine yakın üslubu ve toplumun sorunlarına olan ilgisi sayesinde zamana meydan okuyan bir eser oluşturmuştur. Sanatı halkın sesi olarak kullanan yazar, birçok sorunun üzerinde durmuş ve bunları ayıplayacak düzeyde bir dille okura sunmuştur.
Sanatı, sürekli halkın sorunlarını dile getirmek için kullandığına yönelik aldığı bir eleştiriye öykülerinden birinde (Bahtiyar Köpek) cevap vermişti. Romanlarında (Özellikle Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan’da.), devlet memurlarına ve devlet kurumlarının çalışma düzenine yönelik eleştirilerini görüyoruz. Ama bu eserde direkt hükümetin kendisine ağır eleştirilerde bulunmuştu.
Ayrıca, yazarın öldürtülme sebebinin ise ‘‘Millet Yutmuyor’’ adlı kısa öyküden kaynaklandığını düşünüyorum.
Genel olarak içeriğine baktığımızda: Öykü ve masal türlerinde metinler bulunan, yazıldığı dönemi kusursuz anlatan ve edebi özelliklerinin yanında bir tarih kitabını andıran bir eserdi.
‘‘Dedim ya, kendi içimizde, kendimize dair bilmediğimiz o kadar çok şey var ki…’’ (s.109)
Sırça KöşkSabahattin Ali
''Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.''