Bu keşiften sonra Türk gök bilimci bunu, uluslararası gök bilim konferansında oldukça büyük bir sunumla göstermişti. Ancak kıyafetleri diğerlerine tuhaf geldiği için hiç kimse ona inanmamıştı. Yetişkinler böyledir işte.
Neyse ki Asteroid B-612nin şöhreti daha sonra kurtuldu. Çünkü bir Türk lideri, himayesi altındaki herkesin avrupa tarzı kıyafetler giymesi için, bir yasa çıkarmıştı. Bu yasaya uymayanlar cezalandırılacaktı. Daha sonra 1920de gök bilimci sunumunu yeniden yapmış, ancak bu sefee etkileyici ve şık kıyafetler giymişti. Bu kez herkes onun raporunu kabul etti.
Yaşadığın yerdeki insanlar, dedi küçük prens, aynı bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar, ama yine de aradıkları şeyi orada bulamıyorlar.
bulamıyorlar, dedim.
Ama aradıkları şey tek bir gülde yada azıcık bir suda bulunabilir
evet bu doğru, dedim.
Küçük prens ekledi; ama gözler kördür. Kalbiyle bakmalı insan.
Haçlı sürüleri Müslümanlar'a "İslam'ı bırakın" diyemiyorlar, Müslümanlar bırakmıyor. Camileri samanlığa dönüştürdüklerinde Müslümanlar yine namazı bırakmadı. Ezanlar susturulduğunda da Müslüman namaza bağlıydılar. Ama namazı içten bitirilmiş, kendi hristiyanlıklarına benzetilmiş bir İslam anlayışını bizzat müminlere uygulatabileceklerini düşünüyorlar, namazın nasıl kılınacağını öğreten Buhari hadisleri sulandırılırsa o zaman namaz yerine mesela servi ağacı dikmeyi iyi mümin olmanın şartı diye yerleştirebilmeleri mümkün olur.
İslam, akıllıların dinidir ama akıl dini değildir; vahiy dinidir. Allah, akıllıların anlayabileceği vahyi göndermiştir. Akıl seçenekleri arasında bırakmamıştır kullarını. Öyle olsaydı tıpkı demokratik bir sistemdeki gibi "toplumun akıllıları ve ileri gelenleri bir kurul oluştursun ve insanlığı yönetsin" derdi. Bizi göklerden gelen vahiyle yaşamakla mükellef tuttu ve İslam'ın bu olduğunu söyledi.