Puan vermedi·544 syf.··
2026 2. kitabı
Lise yıllarımda bir arkadaşımın önerisiyle, ödünç alarak okuyup saatler içinde bitirdiğim kitap. Ergenlik heyecanından mıdır bilemediğim tuhaf bir merak ve arayışla bir solukta bitirdiğim bir kitap olarak aklımda kalmış. Sürükleyici ve merak uyandırıcı anlatımla devam eden güzel bir kitap. Yazar hakkında pek bilgim yok okuduğum tek kitabı buydu.
DeliGülsen Kılıçaslan · Nemesis Kitap · 20165,1bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 86. kitabı
BİZİM ZAMANIMIZ . Uzun zamandır merak ediyordum Sinem Sal'ın kalemini. #bizimzamanımız ile merhaba dedim. Beni yaşanmışlıklarıma götürüp hüzünlendiren, iyikilerimi anımsatıp gülümseten bir okumaydı. Birlikte yaşayan bir anne kız onlar. Biri eşini kaybetmiş, diğeri boşanmış. Mihrap ve annesi. Babasından yadigar tuhafiye dükkanları ile hayata tutunan ana-kızın, bizi eski mahalle sıcaklığına götüren yaşamına konuk oluyoruz. Önce televizyon kuşağına uzanıyoruz ve antenli tv lerde arkası yarın olarak beklenen unutulmaz diziler sıralanıyor bir bir. Meyve kesip çayımızı koyup ekran önüne oturduğumuz saatler... Kömürlükleri, posta kutuları olan, salonu misafir gelince kullanılan sobalı evlerde büyüdük çoğumuz.Hele ki ruh çağırmayan kimse yoktur, o yıllarda büyümüşler arasında. Portakallı Tang'ı ise unutmak mümkün mü? Mihrap için nostalji olmaktan çok öte, hayatının gerçeği bir yerdi dükkan. Ve Dalyan'ın öyle demesine içten içe bozulmuştu bence. Ne mi diyor? Kitapta tabiki . Şahinden Arpi'ye, Sevgi'den Jüli'ye sıcacık bir mahalleye burası. Ayten Abla'nın eşi ise bir tek onu değil, herkesi aldatmışken!, Füsun ise sallanıyor muydu, yoksa yaşlanıyor muydu? Unutulmaz yarışma Çarkıfelek programını hatırlarken de, Mihrap'ın annesinin tek aşkı Adnan Gürses konuk olunca, eyvah eyvah olanlar oluyor . Milenyum'a, yeni bir bin yıla girişi de kutluyoruz birlikte. Hepimizin neler neler umduğu, girdiğimiz saniyeden itibaren de herşeyin aynı devam ettiğini fark ettiğimiz zamanlar. Yazarın kendine has mizahı ile 1990 sonlarına giderken; kadınlık, aile bağları, yoksulluk, yalnızlık ve hayata tutunma mücadelesi üzerine keyifli bir okuma oldu benim için. Hayatın yükünü taşıyan kadınlar üzerinden aşkın hayal kırıklıklarını okuyarak eski komşularını hatırlamak isteyenlere buram buram
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,855 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:11
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarında Haziran ayında payıma düşen “Haziran” isimli öykü kitabı oldu. Yirmi bir kısa öyküden oluşan kitap, yazarın ilk öykü kitabıymış. İlk kitap olduğu için acemilik beklemek büyük hata olur çünkü ustalık kazanmış bir yazar elinden çıkmış gibi. Selçuk Baran’ın çok özel bir yanı var, mekana ve eşyalara olan dokunuşunun yanında öyle bir hikaye anlatımı var ki, çok az yazarda rastlanır. Hiçbir olaydan bahsetmeden yaşanan durumu okura sezdiriyor. Hikâyeler çoğunlukla sıkışmış hayatlar yaşayan insanların özgürleşme ve hafifleme yolculuğundan oluşuyor. Kitaba puanım tabii ki 10/10 Öykülere kısaca değineyim efenim. *Odadaki: Yüreğimin derinliklerinde hissettiğim bir yas öyküsü; atlatılamayan ve asla atlatılamayacak olan bir yas. Hiç gelmeyecek olan bir beklenene ağıt. *İhtiyar Adam ve Küçük Kız: İhtiyar bir adamın ve küçük bir kızın hayatlarının kayışının kısacık hikayesi. İhtiyar adamın gittiği yer mecburi güzergah olsa da küçük kızın elinden tutup, gitme, diyip onu gün ışına geri getirebilmeyi çok isterdim. *Konuk Odaları: Tanıdık yaşantılardan beklenmedik bir hikaye. *Kavak Dölü: Geçkin bir kız kurusunun anlık duygularının anlatısı. *Anne: “Annem dolabın çekmesinden örgüsünü aldı. Örgü örmeyi öyle severdi ki, örgü örerken mutlu olurdu. Şişler o ince, küçük tıkırtılarla ilmeklere girip çıkarken her şeyi unuturdu annem. Yorgunluğunu, yoksulluğunu, onmazlıklarını, her şeyi... her şeyi..” *Ceviz Ağacına Kar Yağdı: Hayatın bütün yükünü göğüsleyen ve herkesin bir şeyler beklediği bir insan olmanın ağırlığında ezilirken, tüm kararlılığıyla özgürlüğü seçmenin verdiği hafiflemenin hikayesi. Hikayede yapılan seçim doğru mu yanlış mı bilemem efenim ama insanda hafifleme hissi bıraktığı kesin. *Kent Kırgını: Kendisi de kent kırgını
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020600 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 172. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
"KONTROL KULESİ: SON TALİMAT" "Burada zaman, dışarıdaki gibi ilerlemezdi. Dakikalar uzar, saatler kısalır, insan bazen günün hangi bölümünde olduğunu ancak vardiya çizelgesine bakarak anlayabilirdi." Havacılık dünyası, çoğumuz için bulutların üzerinde seyahat etmekten ibaret. Peki ya o uçakları güvenle indiren ve kaldıran isimsiz kahramanların dünyasına hiç girdiniz mi? Bazı kitaplar vardırki, dili bize biraz yabancı gelir, okumak için gayret etmemiz gerekir. Bu kitap öyle değil. Yazarın üslubu o kadar doğal ve akıcıydı ki, sanki yanımızda oturan biri bize bu hikâyeyi anlatıyor. Kullanılan havacılık terimleri anlaşılır, karakterlerin diyalogları gerçekçi, betimlemeler ise sanki film izliyormuşuz hissiyatı veriyor. Okurken kendimizi kulenin o dar camlı odasında, radar ekranlarının yeşil ışığı altında hissediyoruz. Dört hava trafik kontrolörü. Bir vardiya. İzleyen gözler. Beklenen hatalar. Radar ekranlarında uçaklar kadar sırlar da beliriyor. Ve zaman... zaman en büyük düşman. Ama bu hikâyeyi diğerlerinden ayıran şey, sadece aksiyon değil. Her hamlenin, her kararın bir bedeli var. Ve biz bu bedelleri karakterlerle birlikte ödüyoruz. Tunç, Rana, Emre ve Selim. Her biri uzman, her biri soğukkanlı. Radar ekranlarında beliren yalnızca uçaklar değil; geçmişin gölgeleri, gizli hesaplar ve unutulmaya yüz tutmuş sırlar da var. Kontrolörler, hem ekranlardaki hem de kendi iç dünyalarındaki fırtınayla yüzleşmek zorunda. Yaşadığı ikilemler, verdikleri anlık kararlar, tereddütleri, pişmanlıkları, cesaretleri... Hepsi o kadar insani ve o kadar gerçek ki. Kurgu olduğunu bilmemize rağmen, olayların gerçek bir havacılık kazası veya gizli bir operasyon raporundan alındığını düşünmeden edemiyoruz. Tunç’un kararlılığı, Rana’nın sezgileri, Emre’nin hesapları ve Selim’in geçmişiyle
Edebiyat
Kontrol Kulesi: Son TalimatÖzgen Biçgin · Eksik Parça Yayınları · 202610 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 58. kitabı
Ömer Doruk Koç’un “Suç Mahalli” kitabı, ilk bakışta birbirinden ayrı cinayet dosyalarının çözüldüğü bir polisiye roman gibi görünse de, derinine indikçe bütün vakaların aynı büyük fikre bağlandığı görülüyor: Her suç, yalnızca işlendiği anla açıklanamaz; geçmişte biriken acılar, travmalar, hırslar, suskunluklar ve adalet arayışı o suçu doğuran asıl zemindir. Kitabın bölüm başlıklarında yer alan sözler de bunu destekliyor. “Her suçun faili, geçmişteki başka bir suçun mağdurudur” cümlesi, romanın merkezindeki düşünceyi en net biçimde anlatıyor. Olay örgüsünün merkezinde Başkomiser Kemal Adalı ve yardımcısı Mesut Kara var. Kemal Adalı, yalnızca suçluyu yakalamaya çalışan bir polis değil; olay yerindeki en küçük ayrıntıyı, insanların yüzündeki değişimi, suskunluklarını ve yanlış söyledikleri cümleleri okuyabilen sezgisel bir karakter. Mesut Kara ise hem onun yanında öğrenen hem de olayların insani ağırlığını daha fazla hisseden bir karakter gibi duruyor. Bu ikili sayesinde roman, sadece kanıt takibi üzerinden değil, psikolojik çözümleme üzerinden de ilerliyor. Kitapta Reşat Yıldırım’ın otel odasındaki ölümüyle başlayan ilk vaka, okura şunu gösteriyor: Bir insanın ölümü, onun yaşarken kurduğu bütün sorunlu ilişkileri açığa çıkarabilir. Reşat’ın çevresindeki kişiler; kırgınlıkları, çıkarları, aşkları, kıskançlıkları ve sakladıkları sırlarla olayın içine çekiliyor. Ardından Saffet Akkuş vakasında miras, aile içi hesaplar ve geçmişten gelen tehditler öne çıkıyor. Hilmi Terzi ve Mor Kulübe bağlantısında toplumsal şiddet, kadınların sığındığı alanlar ve korku atmosferi belirginleşiyor. Stadyum cinayetinde ise fanatizm, kalabalık öfkesi ve toplumun kolayca şiddete sürüklenebilen yüzü anlatılıyor. Sonlara doğru “Saat Altı” bölümünde seri cinayet havası güçleniyor; kadın kurbanlar,
Suç MahalliÖmer Doruk Koç · İkinci Adam Yayınları · 20232 okunma
8/10
·85 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap adı:Delifişek Yazar: José Mauro De Vasconcelos Çeviri: İnci Kut Sayfa sayısı: 85 Kitabın türü: Roman// Biyografi "Şeker Portakalı" kitabını takip eden üçüncü kitabını okumaya başladım ve bitirdim çünkü ikincisi hala gelmedi. Zeze artık yetişkin yaşa ulaştığından çocukluğunda onu yalnız bırakmayan her şey ve herkes terketmiştir onu. Ne portakal ağacı vardır ne de karşıdan karşıya geçerken işkenceye dönüşen yol. Hayat yolunda ona artık başka ailesi eşlik eder, aslında istediği her şeye de sahiptir ama mutlu değildir, çünkü yetişkin sorunları onu oldukça çok huzursuz ediyordur. İçi içine sığmadığı için, yaşadığı yer de ona dar gelmeye başlar. Ya denizde uzun saatler geçirir ya da gece boyunca gemilerde çalışır. Kimsenin onu anlamadığını düşünüp, içini iyice kapar herkese. Ya rastgele gezmelere çıkar ya da kendine geçici meşguliyetler arar. Babası onu anlamaya başladığında, Zezenin aslında küçücük bir yerleşim yerine değil, keşfedilecek kocaman dünyaya ihtiyacı olduğunu anlar. Ona destek olmaya karar verir. Zezenin kendini arayıp bulması için kaçınılmazdır bu. Yeni işi gemilerle uzak diyarlara gitmektir artık. İlk başta dünyayı o kadar büyük sanmadığından bu durum biraz ürkütür onu. Bu kadar spoiler yeterli, kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum Not: "Bazen bizi anlamayan insanlarla çevrili olduğumuzda dünya dar gelir, boş gelir" Aylin Özgür
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202133,7bin okunma