6/10
·675 syf.··
2026 110. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:34
Bu kitap seride en düşük puan verdiğim oldu yani diğerlerinin derinliği gibi gelmedi bana . Birde diğer kitaplarda kadınlar çok güçlü iş güç mevki sahibiydi onu çok beğenmiştim . Bu kitapta çokta sevmediğim bolca işlenen bir kinaye dizisi kullanmış yazar . Nico Conti Luca'nın oğlu ve ailenin tetikçisi baştan beri kenarda karizma takılıyordu zaten merak ediyordum kitabını . Erica annesini kaybetmiş çok sevdiği babası ile yaşıyor babasının büyük sağlık sorunu var ve ameliyat edilmesi lazım bunlarda para yok tabi . Erica Nico'nun sekreterliğini yapıyor ve aralarında asla bir yakınlaşma olmamış bu arada . Neyse klasik klişe kız para için bakireliğini satmaya karar veriyor gittiği kulüpte Nico orada ve o satın alıyor kızı . Bunlar geceyi beraber geçiriyorlar adama anlatıyor kız babasını falan ama yine de birlikte oluyorlar . Zaten bu bölümler ilk 15 bölüm falandı ve çok uzundu .Henüz duygusal yatırım yapılmamış bir çiftin Dom/Sub seksini bu kadar bölüm okumak bir miktar baydı beni cidden . Kız o kadar takıldı sabah ağlak halde yani yapıyorsan arkasında dur kimse zorlamadı en sinir olduğum şey bu . Neyse babası ameliyat oluyor bunların olay tabi bitmiyor . Aşk oluşuyor ve yine zerre önlemsiz yapılan kimsenin biz ne yapıyoruz ya demediği seksler sonrası hamilelik oldu ya biri hamile kalmasın artık :P
NicoClaire Kirby · ‎ Independently published · 01 okunma
Hiçlik ya da Her Şey ve Derinlik incelemesi
9/10
·88 syf.··
2026 228. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:57
"Tüm hayal kırıklıklarını kalbinin en derin yerine doldurdu." Tuğba Saydam'ın okuduğum ilk kitabı ve yazarım da yazdığı ilk kitabı... Bir yazarın ilk kitabını okuyarak onun iç dünyası ve kaleminin gücü ile tanışmak benim için harikulade bir şey... Hiçlik ya da Her Şey dışarıdan bakıldığında "bir kedinin kaybolma" hikayesi gibi görünsede aslında ana karakterin iç dünyasını, zihin bulanıklığını, bazı kayıpların, travmaların ve ayrılıkların insanlar üzerinde "aslında atlattıklarını düşünseler de" hiç farkında olmadıkları bir anda, bilinçaltı tetiklenmesi ile nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Anlatırken de şöyle bir sarsıyor insanı... Hepimiz kendimize karşı fazlasıyla acımasızız, en çok da "kendi kendimizi yargılarken." Başka insanlara yakıştıramadığımız "hayır o bunu yapmaz dediğimiz, o akıllı, zeki" dediğimiz şeylerin tam zıddını kendimize yakıştırıyoruz, yetmiyor bir de cezalandırıyoruz kendimizi. Çünkü o zihnimiz hiç susmuyor, hiç uyumuyor... Tuğba Saydam öyle bir karakter portresi çizmiş ki, okurken insanın kendinden bir şeyler bulmaması imkansız. Lirik, akıcı ve insanı içine çeken bir dille yazdığı eserinde aslında bizlere insanın "acı, travma ve ayrılıklar" karşında yaşadığı süreci tüm gerçekliğiyle gösteriyor. Oluşturduğu karakterin yaşadığı sarsıntıyı içinizde hissediyorsunuz... Sevgili Tuğba Saydam'ın ilk kitabı olan Hiçlik ya da Her Şey kitabını okumak isteyen herkese öneririm zira bazı kitapların sayfa sayısı az olsa da bıraktığı etki o kadar büyük oluyor ki "iyi ki" okumuşum dedirtiyor. ... Yazarın ikinci kitabı ve ilk kitabının devamı olan Derinlik' te ise karakterimizin travmalarının, yaşadığı acıların ve neden kendine karşı bu kadar acımasız olduğunun derinine iniyoruz. Bu kitabı okurken "her ne kadar hayali kurgu gibi olsa da okuduğumuz kitaplar, gerçek hayattan
Hiçlik ya da Her ŞeyTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024349 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·304 syf.·
2026 50. kitabı
kişisel gelişim ama roman şeklinde kurgulandığı için sürükleyen tarzı var ..çıktığı yolculuğa okuyucularıda çıkarmış gibi oluyor ..robin sharmanın sabah 5 kulübü kitabını okumuştum .. o kitapta direkt şunu yapın demek yerine roman şeklinde kurgulanmıştı..bu da kuantumu .enerjiyi ..egoyu.. ve daha çok güzel bir çok bilgiyi yedirerek veriyor roman kurgusu içinde..
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,2bin okunma
Puan vermedi·74 syf.··
2026 36. kitabı
“Bir sabah Gregor Samsa, huzursuz düşlerinden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş buldu.” Bu cümle sadece bir başlangıç değil, insanın işlevi bittiğinde değerinin nasıl sorgulandığını gösteren bir kırılma noktasıdır. Kafka, dönüşümü fiziksel değil, toplumsal bir dışlanma olarak kurar.
Psikoloji
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 77. kitabı
Bu kitabı okurken sık sık aynı şeyi düşündüm. Hiçbirimiz yarın başımıza ne geleceğini bilmiyoruz. Düşünmesi bile tedirgin ediyor. Panayota’nın hayatı da bir yangınla tamamen değişiyor. O günden sonra yaşadıkları peş peşe geliyor. Bir noktadan sonra ne olacağını merak etmekten çok Panayota’nın buna nasıl dayanacağını merak ettim. Bazen verdiği kararları sorguladım ama sonra vazgeçtim. Çünkü onun yerinde olmanın nasıl bir şey olduğunu gerçekten bilmiyorum ve bilmeyi de istemiyorum. İstanbul’u anlatan bölümleri okurken ayrı bir keyif aldım. Beyoğlu’nun sokakları, matbaalar, kayıklar, dükkanlar, farklı milletlerden insanlar… Şehir hiç durmuyor. Bir yanda yangının izleri dururken bir yanda hayat devam ediyor. Bu ayrıntılar bana çok gerçek geldi. Şefika için üzüldüm. İnsanların iyi niyetle çare araması ama çoğu zaman ne yapacaklarını bilememesi üzücüydü. Panayota’yla birbirlerini bırakmamaları da hoşuma giden ayrıntılardan biriydi. Sonlara doğru aklım hala aynı düşüncedeydi. Sabah sahip olduklarımızın akşama yerinde olmayabileceği fikri düşündüğümden daha ürkütücü geldi.
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202479 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 76. kitabı
Bu kitabı okurken sık sık yaşlılığı düşündüm. Şimdi bile yılların nasıl geçtiğine şaşırırken seksen yaşına geldiğimde neleri hatırlıyor olurdum acaba? Mediha dönüp geçmişine baktıkça ben de bunu düşündüm. Ölümden söz ettiği yerlerde, eski günleri hatırladığı bölümlerde ben de ölümü ve geçmişi düşündüm. Mediha’nın gençliğiyle yaşlılığı arasında uzun yıllar var ama bazı şeyler hiç değişmemiş gibi geldi bana. Gençken de sevilmek istiyor, yaşlandığında da. Gençken de kırılıyor, yaşlandığında da. Yoksulluk, babasının ölümü, annesinin verdiği mücadele, sahneye çıkışı, yanlış insanlar, kayıplar… Hayatı boyunca başına gelmeyen kalmıyor. Herkes Mediha’yı eski bir assolist olarak görüyor ama ben daha çok evindeki halini sevdim. Eski eşyalarının arasında dolaşmasını, yıllar önce tanıdığı insanları hatırlamasını, bazen aynı anının etrafında dönüp durmasını. Okurken kendi büyüklerim geldi aklıma. İsmet’i de çok sevdim. Kitapta birçok kişi gelip geçiyor ama o hep aynı yerde duruyor. Lafı uzatmıyor, kendini öne atmıyor. Ne zaman ihtiyaç olsa yanında. Yangın, hastane günleri, yeniden sahneye çıkışı… Kitapta bunlar da var. Ama ben dönüp dolaşıp yine Mediha’yı düşündüm. Onca şey yaşamış, defalarca canı yanmış bir kadın. Buna rağmen sabah uyanıp hayatına devam ediyor.
Mediha Hanım Ölmek İstiyorEmre Saraçoğlu · The Kitap · 2024122 okunma