İnsan, Doğa ve Kader Üçgeninde Bir Başyapıt
Puan vermedi
Victor Hugo’nun Notre-Dame’ın Kamburu ile dini, Sefiller ile toplumsal dogmaları ele aldıktan sonra üçlemeyi tamamlamak için rotayı doğaya kırdığı Deniz İşçileri, insan iradesinin ve yalnızlığının sınırlarını zorlayan muazzam bir başyapıt. Hikaye, Guernsey Adası’nın hırçın dalgaları arasında topluma yabancılaşmış Gilliatt’ın, imkansız bir aşk uğruna karaya oturan bir gemiyi tek başına kurtarma mücadelesni anlatıyor. Ancak arka planda Hugo, denizi ve fırtınayı canlı birer karakter gibi işleyerek insanın doğayla olan amansız kavgasını, açlığı ve o meşhur dev mürekkep balığı tasviriyle evrendeki çaresizliğini gözler önüne seriyor. Kitabın başlarındaki yoğun denizcilik terimleri ve mekan tasvirleri sabır istese de, Gilliatt ile o ıssız kayalıklarda baş başa kaldığınız an hikaye sizi bir girdap gibi içine çekiyor. ​Eseri asıl sarsıcı kılan ise romantik dalgalanmaların ötesinde, ayakları yere basan mantıklı kurgusu ve insanı derinden yaralayan trajik sonu. Büyük fedakarlıkların, karşılıksız bırakılmanın ve umudun nasıl en ağır işkenceye dönüşebileceğinin o çok duru, sade ama bir o kadar da ağır gerçekçiliği okurun yüzüne bir tokat gibi çarpıyor. Sefiller kadar popüler olmasa da karakter psikolojisi ve edebi derinlik açısından ondan aşağı kalmayan bu eser; kaderin kaçınılmazlığını, insan azmini ve nihayetinde o hazin kabullenişi okumak isteyen her klasik severin kütüphanesnde mutlaka yer almalı.
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,509 okunma
7/10
·176 syf.·
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Esselamu aleyküm kıymetli okurlar.. “İhsan Süreyya Sırma hocamızın, İşte Önderimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kitabı büyük bir beklentiyle okudum. Açıkçası, genel anlamda beklentimi tam olarak karşıladığını söyleyemem. Kitapta Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hayatındaki çok önemli bazı konular kısa şekilde ele alınmış ve çoğu bölüm günümüze çıkarılacak derslerle neticelendirmiş. Bu yönüyle faydalı olsa da, siyer okumaya yeni başlayan birinin yalnızca bu kitapla Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin o eşsiz hayatını tam anlamıyla kavrayabileceğini düşünmüyorum. Bana göre bu eser, daha çok siyer bilgisi olan kişilerin Efendimizin ﷺ hayatının her safhasında Müslümanlara nasıl örnek bir şahsiyet olduğunu yeniden tefekkür etmesi ve bazı konuları karşılaştırmalı şekilde değerlendirmesi için okunabilecek bir kitap niteliğinde. Okuyacaklara keyifli okumalar.. !! Eleştiri: Efendimiz ﷺ'in yazıldığı yere s.a.v - s.a.s yazılmış olması kitabın bana göre maneviyatını düşürmüş..
Duygu ve Düşünce
İşte Önderimiz Hz. Muhammedİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 2020312 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·256 syf.··
2026 17. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:00
Roman, insanın kendi nefsiyle mücadelesini, manevi arayışını ve Allah'a yakınlaşma yolculuğunu anlatır. Eserde, Aziz Mahmud Hüdayi'nin dünya makamlarından ve nefsani isteklerden sıyrılarak gönül dünyasında olgunlaşma süreci işlenir. Başarı, makam ve şöhretin insanı gerçek mutluluğa ulaştırmadığını; asıl huzurun tevazu, sabır ve manevi derinlikte bulunduğunu vurgular. Kitap boyunca okuyucu, nefsin insanı nasıl yönlendirebildiğini, bununla mücadele etmenin önemini ve tasavvufun insan hayatına kattığı değerleri etkileyici bir hikâye eşliğinde keşfeder. Sus Ey Nefsim!, insanın iç dünyasına yolculuk yapmasını sağlayan, nefis muhasebesi ve manevi olgunlaşma üzerine düşündüren etkileyici bir tasavvuf romanıdır.İyi okumalar.
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
~Bu bir denemedir~
6/10
·656 syf.··
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:05
Tam 14 gün sürdü. 14. Günün sabahı son otuz sayfayı da okudum, kitabı kenara koydum. Oh be! dedim, nihayet bitti. Steinbeck dedim, sana laflar hazırladım. Sevdiğim bir okuma grubu bu ay bu kitabı okuyor. Çok övüldü, bari ben de okuyayım dedim. Havalı da bir adı var hani, şöyle Saramago romanları ile yarışır cinsten. Aldım elime kitabı, 20 sayfa falan okudum, bi durdum, az buz değil 650 sayfa, yahu dedim sen bu yolu yürüyebilecek misin? Zaten sosyal medyada gezmekten sabır mabır kalmamış, dikkat yeteneği desen hak getire. Bak sıkılırsan bırakması da zor gelir, vicdan falan, yol yakınken geri dön. Kenara bıraktım kitabı. Ertesi gün, beni hangi güç iteledi hiç bilmiyorum, başladım yeniden okumaya, başlayış o başlayış. Böyle anlatınca elimden bırakmadan bir solukta okudum sanacaksınız muhtemelen, hoş 14 gün detayını çoktan verdim yukarıda da neyse, ama öyle olmadı. Yani başka türlü bir şey oldu, anlatayım. Bu kitabı okurken edebiyata dair bazı sorgulamalara giriştim. Son zamanlarda bir soru çalınıyor kulağıma; “eski kurgu eserleri hala okumak zorunda mıyız?” Bağışlayın, biraz tuhaf bir aktarım oldu ama kast edilen şu; okullarda bize ısrarla tavsiye edilen, çoğu 19. Yüzyıla ait klasiklerin hala aynı öneme sahip olup olmadıklarına dair bir sorgulama. Bu senenin başında Balzac’ın Albay Machbet’ini okurken bir anda şu soruyu sorarken bulmuştum kendimi; “Edebiyatta bugünün insanlığına açılan onlarca pencere varken ben iki yüz sene önce Paris’de bir hukuk bürosunda neler olduğunu bilmeli miyim? Bir kaç ay öncesine daha sarıyorum filmi ve Casterbridge Başkanı’nı okuduğum güne gidiyorum. Hatırladığım tek şey her sabah bir dizinin başına oturur gibi heyecanla kitabın başına oturup karısını ve çocuğunu bir panayırda satmış olan Michael Henchard’ın maceralarını okuduğumdu ve
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
Gökçen
7/10
·528 syf.··
2026 1. kitabı
Loresima’nın dört kitaplık devasa "Gökçen" evrenini bitirdiğimde hissettiğim şey tam bir duygu karmaşasıydı diyebilirim. Bir yanda kahkahalarla güldüğüm, gözyaşlarımı tutamadığım sahneler varken; diğer yanda "Yeter artık, aynı konuyu kaçıncı kez okuyoruz!" diyerek kitabı duvara fırlatma isteğim birbirine karıştı. Hikaye, çocuklukları aynı askeri lojmanda geçen, sürekli didişen maviş doktorumuz Gökçen ve Barut Timi'nin sert komutanı Murathan Karakurt etrafında şekilleniyor. Yıllar sonra Gökçen'in tayiniyle yolları tekrar kesişince o tatlı atışmaları, Murathan’ın Gökçen'i aslında yıllardır unutamadığını fark etmesi ve ikilinin bir araya gelme çabası ilk başta gerçekten çok keyifliydi. Özellikle operasyonlar, Barut Timi'nin ölümle burun buruna gelmesi ve hastane koridorlarındaki gerilim hissi insanı inanılmaz içine çekiyor. Zaten serinin açık ara en iyi yanı ana karakterlerin aşkından ziyade Barut Timi'nin ta kendisiydi! O askerlerin birbirine bağlılığı, vatan uğruna fedakarlıkları o kadar iyi yazılmış ki onlarla gülüp ağlamamak elde değil. Hatta yan karakterlerden Aybüke ve Süleyman'ın derinliği ve aşkı, yer yer ana karakterleri bile gölgede bıraktı. Ancak olaylar ilerledikçe, özellikle üçüncü ve dördüncü kitapta o saf heyecan yerini maalesef sakız gibi uzatılmış bir dramaya bıraktı. Hikaye taş çatlasa iki kitapta efsanevi bir şekilde bitebilecekken dört kitaba yayılınca aynı ayrılıp barışmalar ve tekrarlanan tripler okuma hevesimi fena halde baltaladı. Bununla da kalmadı, başlarda Murathan’ın o tatlı korumacı tavrı sonradan "Onu giyme, oraya gitme" tarzı toksik ve maço bir diktatörlüğe dönüştü. Gökçen gibi güçlü, ayakları yere basan bir doktorun bu egoist tavırlara boyun eğmesi ve ilişkinin vıcık vıcık bir hale gelmesi beni epey yordu. Üstelik yazarın o amatör Wattpad
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,7bin okunma
İstanbul'un Gölgesinde Bir Kimlik Arayışı
Puan vermedi
Kara Kitap, okuru yalnızca bir kayboluş hikayesinin peşinden sürüklemiyor; aynı zamanda kimlik, hafıza ve şehrin ruhu üzerine katman katman açılan bir anlatının içine davet ediyor. Orhan Pamuk, dili ve kurgusuyla okuru sürekli düşünmeye iten bir atmosfer kurarken, özellikle İstanbul'u bir fon olmaktan çıkarıp romanın yaşayan karakterlerinden biri haline getiriyor. İlk sayfalardan itibaren merak duygusunu diri tutan eser, klasik bir polisiye beklentisiyle okunursa şaşırtabilir; çünkü asıl gücünü sorularından ve sembollerinden alıyor. Bu roman sabır isteyen, sindirilerek okunmayı hak eden eserlerden biri. Zaman zaman yoğun ve katmanlı anlatımı nedeniyle okuru zorlayabilse de, sunduğu edebi zenginlik bu emeğin karşılığını veriyor. Her bölüm yeni bir bakış açısı kazandırırken, metnin altındaki anlamları keşfetmek okuma deneyimini daha da özel kılıyor. Edebiyatta farklı anlatım tekniklerini, güçlü atmosferi ve derinlikli karakterleri sevenler için unutulması güç bir okuma deneyimi sunuyor
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma