Puan vermedi·724 syf.··
2026 1. kitabı
Oğuz Atay – Tutunamayanlar Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar adlı eseri, Türk edebiyatının en önemli ve en sıra dışı romanlarından biridir. Romanın merkezinde Turgut Özben ve yakın arkadaşı Selim Işık yer alır. Turgut, Selim'in intihar haberini aldıktan sonra onun hayatını, düşüncelerini ve yaşadığı yalnızlığı anlamaya çalışır. Bu süreçte yalnızca Selim'i değil, aslında kendisini ve içinde yaşadığı toplumu da sorgulamaya başlar. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, karakterlerin yaşadığı yabancılaşma duygusu oldu. Selim Işık, toplumun beklentilerine uyum sağlayamayan, sürekli düşünen ve kendini ait hissedecek bir yer bulamayan bir karakterdir. Bu yüzden romanda sık sık yalnızlık, anlaşılmama ve hayata tutunamama temaları işlenmektedir. Oğuz Atay, Selim karakteri üzerinden toplumun birey üzerindeki baskılarını ve insanların iç dünyasında yaşadığı çatışmaları başarılı bir şekilde göstermiştir. Romanın dili alışılmış romanlardan farklıdır. Yazar zaman zaman bilinç akışı tekniğini kullanmış, şiirlere, günlüklere, mektuplara ve farklı anlatım biçimlerine yer vermiştir. Bu nedenle kitap ilk başlarda biraz zorlayıcı görünse de ilerledikçe okuyucuyu düşünmeye sevk eden derin bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle Selim'in iç dünyasını anlatan bölümler beni etkiledi çünkü karakterin yaşadığı yalnızlık ve hayal kırıklıkları oldukça gerçekçi bir şekilde aktarılmıştır. Eserde eleştirilen konular arasında toplumun kalıplaşmış değerleri, insanların birbirini anlamakta zorlanması ve bireyin kendi kimliğini bulma mücadelesi bulunmaktadır. Turgut'un Selim'i araştırırken çıktığı yolculuk aslında kendi benliğini keşfetme yolculuğuna dönüşmektedir. Bu yönüyle roman yalnızca bir arkadaşlık hikâyesi değil, aynı zamanda insanın kendini arayışının hikâyesidir. Sonuç olarak
Duygu ve Düşünce
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
plana sadık kal
8/10
·65 syf.··
2026 5. kitabı
Kitap, stratejilerin yanı sıra bilgelik, hikmet, hakikat ve sabır gibi evrensel konulara dair tespitler de yapmaktadır. Eserin ilk bölümü olan Hesaplama, bir savaşı mutlak kazanmanın beş yolundan bahseder. Bu şartlar sırasıyla gök, yol, komutan, kural ve mekandır. Yol, savaşta izlenmesi gereken stratejileri anlatırken Gök tabiri Tanrı’nın bir sembolüdür. Yer, savaşın yapılacağı mekan ve savaşta kullanılan silahları kapsar. Komutan ise savaşların en temel taşıdır. Çünkü komutan iyi bir plan yapamazsa, birlikte fikir ayrılıkları ortaya çıkabilir. İkinci bölüm olan Savaş’ta ise düşman ordusuna karşı hangi taktiklerin uygulanacağı anlatılır. Devamında Taktik Saldırı’dan bahseden eser, başarılı olan bir komutanın hem kendini hem de karşısındakini tanıması gerektiğini vurgular. Savaşların inceden planlanması gerektiğini sıkça ifade eden Sun Tzu, gizliliğin ve asker moralinin başarıya giden yolda ne derece önemli olduğunu belirtir. Başarılı bir Çin komutanı olan Sun Tzu, kitabında üstü kapalı bir biçimde aslında hayatın ne denli yollar ve varyasyonlar içerdiğini anlatmaktadır. Savaşta zafer olsa bile, geçen uzun zaman asker ve komutanları yıpratmakta ve psikolojik birçok hasar bırakmaktadır. Savaş’ta esas olan galibiyet değil, kaybedilen vakittir. Çünkü hem ekonomik koşullar hem de halk direnci, zamanla seyrin en önemli iki unsuru haline gelir. Orduyu iyi idare eden kişi savaş gücünü ülkesinden, ikmalini düşmandan sağlar. Akıllı komutan yiyecek teminatını düşmandan almalıdır. Eğer sefer uzaktaysa, halk yoksullaşır. İşgalin en başarılısı ise savaşmadan düşmana boyun eğdirmektir. Bu nedenle en iyi askeri strateji taktiksel saldırıdır. Askerlikte kural, “10 katıysan kuşat, 5 katıysan saldır, 2 katıysan dağıt, eşitsen yenmeye çalış, az isen çekil, zayıf isen savaşmaktan
Savaş SanatıSun Tzu · Karbon Kitaplar Yayınları · 201949,5bin okunma
Reklam
7/10
·400 syf.··
2026 1. kitabı
·
954 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 14:16
Okumam çok uzun sürdü. Bu kitap sürükleyici olmadığı için yada sıkıcı olduğundan değildi ama. Sadece net anlatımı sayesinde ne kadar ara verirseniz verin, elinize aldığınızda aynı heyecanla devam edebilen bir açıklıkta yazmış bir eserdi. Çok özel yâda sürprizli bir eser olmasa da çerez bir macera romanıydı.
MezarClive Cussler · Altın Kitaplar · 201535 okunma
Babamın Bavulu
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Babamın Bavulu bence Orhan Pamuk’un yazdığı en samimi, en insani şeylerden biri. Hani o devasa, katmanlı romanlarındaki o mesafeli, entelektüel yazar tiplemesi var ya; işte bu konuşmada o zırhı tamamen indiriyor. Karşımıza sadece babasının gölgesinde büyümüş, onun takdirini kazanmak istemiş, içi içine sığmayan bir çocuk ve bir oğul olarak çıkıyor. Beni bu metinde en çok vuran şey, o meşhur bavulun etrafında dönen o "dürüstlük" hissi oldu. Düşünsene, baban ölmeden önce sana içi el yazmalarıyla, defterlerle dolu bir bavul bırakıyor ve sen o bavulu açmaktan korkuyorsun. Pamuk orada çok acayip bir itirafta bulunuyor; "Ya babam benden daha iyi bir yazarsa?" diye gizli bir kıskançlık ve korku hissettiğini söylüyor. Bir yazarın, hele ki Nobel almak üzere olan bir yazarın, kendi egosunu, o insani zayıflığını ve kıskançlığını bu kadar çıplak bir şekilde ortaya koyması bence muazzam bir cesaret. Bir de tabii o odalara kapanma meselesi var... Yazmayı, dünyadan kaçıp bir odaya gizlenmek ve orada sabırla iğneyle kuyu kazmak olarak anlatıyor ya, insan ister istemez kendi hayatına dönüp bakıyor. Biz bugün neye bu kadar sabır gösterebiliyoruz, hangi masada saatlerce tek başımıza kalabiliyoruz diye düşündürüyor. Doğu ile Batı arasında sıkışmışlık hissini, o "taşralı" olma duygusunu anlatırken de o kadar bizden, o kadar içeriden konuşuyor ki, hani o ödülü alırken aslında hepimizin hikayesinden bir parça taşıdığını hissediyorsun. Okuyucu yorumlarına baktığında da zaten genel hava hep bu yönde. İnsanlar Orhan Pamuk’un o ağır roman dilinden sonra bu metni okuyunca "Aaa, o da bizim gibiymiş, onun da babasıyla, kendisiyle dertleri varmış" diyorlar. Kitap bitince insanın içine tuhaf bir hüzünle karışık üretim arzusu doğuyor; gidip eski aile albümlerini karıştırmak, babanın ya da annenin
Babamın BavuluOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20193,359 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2022 208. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2022 05:32
Elif Gibi Sevmek 2: Aşk-ı Tevekkül, Hikmet Anıl Öztekin’in 2014’te (bazı baskılarda 2017) Yakamoz Yayınları / Hayy Kitap’tan çıkan eseridir. İlk kitabın (“Elif Gibi Sevmek”) devamı niteliğindedir ve tasavvufi aşk, ayrılık, sabır, tevekkül ve muhabbet temalarını derinleştirir. Yaklaşık 216 sayfalık kitap, şiir, düzyazı ve kısa hikâye/deneme parçalarından oluşur. Kitap, “Elif” karakteri üzerinden Elif harfinin dik duruşu gibi dosdoğru, koşulsuz sevmeyi işler. Ana fikir: Sevmek, kavuşmak değil demlenmektir. Birbirine kavuşanlar değil, muhabbetle demlenenler hakiki aşka ulaşır. Ayrılık bir perdedir; muhabbetle sevenler bu perdeyi aralayıp ilahi hakikate (O’na) ulaşabilir. Beşeri aşk ile ilahi aşk iç içe geçer. Çay metaforu çok baskındır: Demlenmek, sabır, yavaşlama, ruha sindirme. Özlem, rüyalar, dua, şükür ve tevekkül (Allah’a teslimiyet) vurgulanır. Sevmek dua etmek gibidir; dilek tutmak değil. Uzaktan sevmek aşkı imana dönüştürebilir. Şekilcilik eleştirilir; asıl olan suret değil sirettir (gönül). Kitap, ayrılık dünyasında (yağmurun buluttan, gündüzün geceden ayrılması gibi) sevgiliye sımsıkı sarılmayı, rüyada bile sevmeyi ve her şeyi O’nun rızası için yapmayı anlatır. Sonuçta muhabbet sonsuzdur, sırlanır ve Hakk’a çıkar. Üslup ve Yapı Öztekin’in akıcı, şiirsel ve samimi dili öne çıkar. Kısa cümleler, tekrarlar ve çarpıcı benzetmelerle dolu. Bazı okuyuculara göre bu tekrarlar “kalıplaşmış” gelebilir ve edebi derinlik azdır; diğerlerine göre ise kalp diliyle yazıldığı için etkileyicidir. Tasavvufi unsurlar (dua, sabır, rıza, Hak muhabbeti) modern bir üslupla harmanlanır. Çay, yağmur, gül kokusu gibi imgeler sıkça kullanılır. Kısaca: Kalp kitabı. Edebi şaheser aramıyorsanız ve duygusal/manevi beslenmeye ihtiyacınız varsa keyifle okursunuz. Bir oturuşta bitmesi
Elif Gibi Sevmek 2Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 20177,8bin okunma
7/10
·200 syf.··
2019 109. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2019 00:00
İrade Terbiyesi kitabı çok okunan ve çok satan bir kitap. Kişisel gelişimi de andıran ama aslında döneminde sanırım öğrenci sorunları ile alakalı bir kitap. Eskiden sevdiğim ama sonradan yavan bulduğum bir kitap. 1800'lerin sonunda yazılmış böyle bir kitap neden çok satılıyor? Belki başlığından olabilir. Bir de biliyorsunuzdur belki bir kitabın yazarı öldüğünde sanırım yaklaşık 70 yıl sonra telif hakkı kalkıyor. Bu yüzden eski kitapları hala yeni baskılarla görebilirsiniz kitapçılarda. Gene de o kadar fena değil, okunabilir.
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,5bin okunma
Reklam
Reklam