...kâinat bir denizdir, biz insanlar ise meçhul bir semte doğru yol almış giden (hayat gemisi)nin yolcularıyız. Dalgaların çırpıntısı ile sallanan geminin içinde biz de sallanmaktayız.
Bununla beraber kimimiz kazan ağzında ocaklara kömür atıyor, kimimiz güvertede elleri arkasında gezinip bakmıyor; kimimiz de ke.plan köprüsünde önünde pusula, dümen tutuyor... Ne demek istediğimi tabiî anlıyorsun. Hepimiz, etrafımızdaki herşeyle beraber, gemimizin sallantısına uyarak eğilip ırgalanıyoruz. Fakat, aynı zamanda ayrıca kendimize mahsus hareketler de yapıyoruz. Ve hissediyoruz ki, eğilip ırgalanma şeklindeki birinci nevi hareketler (bizim) değildir. Bunlar tabiat faktörlerinin eseridir. İkinciler ise, (bizim)dir. Bunların yapıcısı ve sahibi bizizdir.
Güne sabah namazı ile başlamak ardından kur'an ile meşgul olmak, bir miktar kitap okumak ve sonrasında sevgiyle bakan bir çift göz ile birlikte kahvaltı yapmak, birçok probleme çözüm olur.
O yüzden evlenin :)
"Her şeye el atmak, her şeyden mahrum kalmak demektir. Her insanın aynı kabiliyette olmadığı bir vakıadır. Her ağaca farklı bir meyve takan İlâhi kudret, her insana da farklı kabiliyetler vermiştir. Gerçi insan, bir meyve ağacından farklı olarak çok sahada kendini gösterebilir. Fakat bu farklı sahalar içinde, özellikle birinde çok daha başarılı olacaktır. Kişi, bu sahayı tesbit edip, o alanda zirveye çıkmaya çalışmalıdır. Kabiliyetli olmadığı bir sahaya el atmak, çalıdan meyve beklemek gibi neticesiz kalacaktır. Her sahada başarılı olmaya çalışmak, daha işin başında başarısızlığa mahkûmiyettir."