Sabiha

Sabiha
@sabisko1
Hayat oku(n)maya değer...
Biyomedikal Mühendisi
K
Kayseri
32 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sonra arzın üzerinde güneşin doğuşu sürekli devam etseydi, üzerinde bulunan bitkiler ve hayvanlar yanar giderdi. Güneşin belirli bir vakit için doğması ve belirli bir vakit için batması bir rahmettir. Onun nuru sanki ev halkı için bir lambadır, onunla bir vakit aydınlanırlar. Huzur ve karar bulmaları için bir vakit sonra kaybolur. Güneşin ısısı ateşe benzer, bir ev halkı onunla yemeklerini pişirirler. Pişirme işi tamamlanınca ona ihtiyaçları kalmaz, ona ihtiyacı olan bir komşu gelir onu alır, ondan faydalanır, ihtiyacını gördükten sonra bir diğerine teslim eder.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Reklam
Hikmet sahipleri derler ki: "Evindeki nimet ve rahatlık semayı görebildiğin yer kadardır." O sema parlak elmaslar gibi yıldızları ve ayları taşır. Hareketiyle yol gösteren yıldızlar akıp giderler. Sabaha yürüyenlerin önünde bir karşılayıcı veya gök ışığı olmadığı halde ufukta şarktan garba kadar uzayıp giden ve izleri kaybolmayan nur suretinde yollar vardır. Kim sapıtır ve şaşkın kalırsa ona "Orada toplu küçük yıldız kümeleri vardır" denilir. Onlar hangi yöne saparsa sapsın ona yöneldiklerinde onunla yollarını bulurlar. Allah'ın Kelamı "Semada ziynetli yollar vardır!" demektedir. İşte semada açık deliller vardır. Sema durdukça duracak sağlam sanatlar failini göstermektedir. Onu bina eden Allah'ın ilminin genişliğine delildir. Tertip ettiği işlerin tamamı, semayı inşa edenin iradesine bir delildir. Semavat ayinesinde kudret, irade ve ilmi tecelli eden Allah'ı tesbih ederim. Semaya bakmanın on faydası vardır denildi. Üzüntüyü eksiltir, vesveseyi azaltır, evham korkusunu giderir, Allah'ı hatırlatır, kalbinde Allah'a karşı saygıyı yeşertir, olumsuz fikirleri siler, sevda hastalığına fayda verir, müştak olanları teselli eder, birbirini sevenlere ünsiyet verir. O sema ki dua edenlerin kıblesidir.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Krallar oturdukları eyvanların tavanlarını ona bakanlar bir rahatlık ve genişlik bulsunlar diye nakış ve ziynetlerle süslerler. Ancak ona bakan bakmaya devam etse ya da birkaç defa tekrar etse usanır, ondan gözüyle aldığı güzellik ve genişlik sona erer. Eyvanın tavanına bakmak semanın güzelliklerine bakmaya benzemez. Eyvana bakanlar ister kral osun ister diğerleri, can sıkıcı sebeplerden dolayı içleri daralınca, kendilerine ferahlık veren fezanın genişliğine ve semanın güzelliklerine sığınırlar.
Sayfa 14·Kitabı okudu
...kâinat bir denizdir, biz insanlar ise meçhul bir semte doğru yol almış giden (hayat gemisi)nin yolcularıyız. Dalgaların çırpıntısı ile sallanan geminin içinde biz de sallanmaktayız. Bununla beraber kimimiz kazan ağzında ocaklara kömür atıyor, kimimiz güvertede elleri arkasında gezinip bakmıyor; kimimiz de ke.plan köprüsünde önünde pusula, dümen tutuyor... Ne demek istediğimi tabiî anlıyorsun. Hepimiz, etrafımızdaki herşeyle beraber, gemimizin sallantısına uyarak eğilip ırgalanıyoruz. Fakat, aynı zamanda ayrıca kendimize mahsus hareketler de yapıyoruz. Ve hissediyoruz ki, eğilip ırgalanma şeklindeki birinci nevi hareketler (bizim) değildir. Bunlar tabiat faktörlerinin eseridir. İkinciler ise, (bizim)dir. Bunların yapıcısı ve sahibi bizizdir.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Yaratılış
“Allah, Âdem’i dört maddeden yaratmıştır. İlk olarak toprağı kullandı ancak toprak ser ve kolayca ufalanıyordu. Toprağı toz haline ge rerek ikinci element olan suyla karış rdı. Bu toz ve su karışımını yoğurarak ona insan biçimini verdi. Ama bu figür çok dayanıksızdı ve her dokunuşta şekil değiş riyordu. Bu yüzden üçüncü element olan ateşi yara p insan figürünün dış kabuğunu kuruttu.Böylece esnek bir tene sahip olmuştu. Ama çok ağırdı. Bu yüzden göğüs kısmına koyduklarından bir kısmını oradan aldı. Kalan boşluğun da sonra çökmemesi için orayı dördüncü element olan havayla doldurdu. Böylece insan vücudu tamamlanmış oldu. Ar k dört temel elementten oluşan bir varlıktı insan. Toprak, su, ateş ve hava. “İnsan vücudunun yaşam kazanması için, ” diye devam etti hekim, “Allah ona bir ruh üfledi. Bu ruhun kaynağı ilahi olduğu için de vücuttaki dört element ahenkli bir biçim kazanarak bütünleşti. Bu ahenkte meydana gelebilecek bir bozulma durumunda dört element yeniden ayrılır, ruh bedeni terk eder ve kaynağına, yani bizatihi Allah’a döner. “Bu elementlerin fonksiyonlarını kaybetmeleri doğal ve gizemli dediğimiz iki şekilde meydana gelir. Doğal fonksiyon kaybı dört farklı ölüm biçimine neden olur. Eğer vücut bir yaralanma neticesinde kan kaybederse su elementi azalmış olur ve sonuç ölümdür. Eğer birinin boğazını sıkarsak ya da bir şekilde nefes almasına mani olursak bu durumda da onu hava elementinden mahrum etmiş oluruz. Kişi boğularak can verir. Eğer donarsa ateş elementinden mahrum kaldığı için ölür. Eğer vücudu bir şeye çarparak parçalanırsa da toprak elemen dağılmış olur.
Reklam