Puan vermedi·240 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
Ateş Canına Yapışsın- Sezgin Kaymaz Ben yine ne okudum, ne dinledim a dostlar? Hepimiz Adem ile Azazil yani İblis arasında olanları biliriz. İblis, Adem'e secde etmez ve cennetten kovulur. Kovulur da neden? Bu hikayeyi Sezgin Kaymaz dilinden okumaya ve Emre Melemez sesinden dinlemeye hazır mısınız? Hikayede "Kibirden Allah'a sığınır"ken, kibir batağına saplanan Azazil ile 'Provakatif Didaktik' kıyılarında geziyor, bol bol cümle deviriyoruz. Büyük Usta'dan öğrendiğim bu yeni yolu öğrencilerime uygulayacağım elbette. Sezgin Kaymaz kitaplarının en büyük özelliği bence bol bol mizahın altında ciddi bir felsefe yatıyor olması. Özellikle sabır kavramı üzerine o kadar çok düşündüm ki kitabın başlarında. Hatta bir kısmı da sizinle paylaşayım. "Acıması geçinceye kadar sabret ne demek kuzum? Sabır, tembel tembel oturup beklemekse eğer, ne demeye bir fazilet olsun? Bilakis canlarım benim, bilakis şu demek sabır: Hiç bekleme, sakın durma, ne olup bitiyorsa hayı için olup bittiğini idrak et ve başına gelenlere başına yağan yağmur damlaları muamelesi yapıp kaldığın yerden devam et." Her kitabında mutlaka ölüm var, mutlaka düşündürüyor bizi Sezgin Kaymaz. Öteki Melekler serisinin ilk kitabı olarak okudum Ateş Canına Yapışsın 'ı. Nefha ile de devam edeceğim.
Ateş Canına YapışsınSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023626 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
Merhabalar, Ahî Aratoğlu’nun kaleme aldığı, ince görünmesine rağmen dolu dolu bir içeriğe sahip olan “Ruhum Mutlu Kal” kitabının yorumuyla geldim. Otuz yedi ana başlıktan oluşan bu kitap; insanın iç dünyasına, sabrına, duasına, umutlarına ve hayata bakışına dair çok güzel düşünceler barındırıyor. “Duaların kabulü için ne yapılmalı?”, “Hayat neden zor?”, “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?”, “Evlilik kader midir?” ve “Hangi gökyüzünde insanlığımızı kaybettik?” gibi pek çok soru üzerinden hem kendimizi hem de yaşamı sorgulamamıza vesile oluyor. Her bölümde ele alınan konu sade ve samimi bir dille anlatılıyor. Bölüm sonlarında ise Farah’a yazılmış kısa ama etkileyici notlar yer alıyor. Bu notlar, anlatılan konunun özünü farklı bir şekilde hissettiriyor. Mesela, “Allah insanı ne zaman mutlu eder?” başlığında, “Dua, Allah’a ulaşmak için yeryüzüne sığmayan muazzam bir yoldur.” diyor. Ardından bir sonraki sayfada, “Farah, bazen aniden bunaltır insanı bu hayat. Ne yap biliyor musun? Karanlıktan çıkan o ışığı bekleme; dışarı çıkıp gökyüzüne koşacaksın. Her gün diri bir umutla, daha gür bir heyecanla…” diyerek, umudu kaybetmeden yolumuza devam etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. “İki yabancı insan nasıl iyi anlaşır?” sorusundan sonra gelen “Farah, etrafın kalabalık! İnsanlar yaşıyor ama nasıl yaşıyor bir bilsen. Sadece yaşamak için yaşıyorlar…” sözleri de insanın amaçsız bir yaşamla, anlamlı bir yaşam arasındaki farkı düşündürmeden geçmiyor. Mesela “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?” başlığında hiçbir acının sonsuza kadar sürmeyeceği, zamanı geldiğinde yaraların iyileşeceği anlatılıyor. Ardından gelen “Format at kendine Farah! Bir gün kendin için öyle bir şey yap ki seni görenler, seni yeniden kazanmak için uğraşıversin.” sözleri, insanın önce kendine
Kişisel Gelişim
Ruhum Mutlu KalAhi Aratoğlu · Flora Yayıncılık · 202521 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 150. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 16:33
Bu ay @cevizinkitaplari ile dükkanlı kitaplar konseptinde buluştuk. Genelde dükkanlı kitaplar Uzakdogu edebiyatından çıkıyor bu ara .Ben de nostaljik Bakkal kitabımla katılayım dedim .Ne de olsa bakkal nesliyle büyümüş çocuklarız biz .. Yazardan daha önce Sürgün Kedi Hoyrat kitabını okumuştum. Çok içimizden biri .Samimi ,akıcı bir kalem .. Ahmet ,17 yaşında annesini kaybediyor. 18 yaşına girince dört arkadaş plan yapıyorlar ve banka soymaya kalkıyorlar. İlçede banka şubesini soymaya kalktıklarında hiç bir şey yapamadan enseleniyorlar .Ve 8 yıl hapis yatıyor. Hapisten çıkınca 22 yıl Istanbulda yaşamaya çalışıyor. Çeşitli kazıkları yedikten sonra köyüne geliyor bir gece. Ama hapis yattığı süre boyunca ne babası, ne dört kardeşi onu aramıyor sormuyor.O yüzden çok çaresiz . Gece yarısı köye girdiğinde yanına çocukluk arkadaşı Osman geliyor. Onu alıp evine götürüyor. Öğretmen olmuş arkadaşı hep ona cesaret veriyor . Zamanla çeşitli işler yaparak para kazanmaya başlıyor. Babasıyla karşılaşıyor ve bazı gerçekleri öğreniyor. Artık köylülerle karşılaşmaktan korkmuyor . Gençken yapılan bir hata ,hayatında çok kayıplara neden olmuş. Ama cesaret ,iyilik ,çalışkanlık ve en önemlisi sabır sayesinde iyi şeyler de oluyor hayatta . Ve tabi Osman Öğretmen, Halil Hoca ,İsmet Bey gibi kişiler fedakarlığın, insan sevmenin somut hali .. Çıkarılacak çok dersler var .iyi insan olmak her zaman kazandırır insana . Ayrıca hayvanlarla yazarın bağı bu kitapta da hissediliyor .Hayvan seven insanı ben de severim .. Kitapla kalın dostlar... Sabret Bakkaliyesi Selçuk Özyurt
Sabret BakkaliyesiSelçuk Özyurt · Dokuz yayınları · 202459 okunma
Bir Zaman Kaybının Hikâyesi...
3/10
·88 syf.··
2026 35. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 22:29
Bu yıl okuduğum, bana göre en tahammül edilemez kitaplardan biri! Daha ilk sayfalarda metinle aramda kurulamayan bağ, ilerledikçe bir mesafeye değil, açık bir kopuşa dönüştü. 85 sayfalık bir kitapta ilk 30 sayfayı “sabret, birazdan açılacak” umuduyla geçirmek zaten başlı başına bir sorunken, metnin geri kalanı her sabrın sonunun selamet olmadığını apaçık ortaya koydu. Okurla kurması gereken ilişkiyi daha en baştan kaybeden bir metnin, sonradan bunu telafi edebilmesi pek mümkün değil; burada da tam olarak olan buydu. Metin boyunca tekrar eden bir ruh hali var: bitmek bilmeyen bir memnuniyetsizlik, sürekli kendini yineleyen bir iç sıkıntısı ve neredeyse refleks hâline gelmiş bir sızlanma dili. Bu, derinlikli bir varoluş sancısı değil; daha çok yüzeyde dolaşan, kendi etrafında dönüp duran bir huzursuzluk. Üstelik bu zayıf duygusal omurga, nesne betimlemeleriyle doldurulmaya çalışılmış. Masa, sandalye, parke, tabak… Bitmek bilmeyen bir eşya envanteri. Ancak bu detaylar dünyayı zenginleştirmek yerine metni ağırlaştırıyor; çünkü arkasında gerçek bir anlam, bir duygu yoğunluğu ya da karakterle kurulan organik bir bağ yok. En temel problem ise şu: ortada ne doğru dürüst bir hikâye var ne de tutunabileceğim bir karakter. İnsan zihni boşlukla değil, anlamla beslenir; burada ise boşluk bile yeterince sahici değil. Okur olarak ne bir dönüşüme tanık oluyorum ne de bir içsel yolculuğa dahil ediliyorum. Geriye sadece zaman kaybı hissi kalıyor. Açık konuşayım: Bu kitaba verdiğim parayı sokaktaki hayvanlara mama olarak harcasaydım, en azından somut bir karşılık alırdım. Burada ise geriye kalan tek şey, gereksiz yere tüketilmiş bir dikkat ve sabır. Okur kalın...
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026178 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2022 17. kitabı
Bugünün kayınvalideleri dünün gelinleriydi. Bugünün gelinleri de yarının kayınvalideleri olacaklar. Ey yâr, Allah seni senin gibi gelinlerle lütuflandırsın.(Koca Duası ) ​İlk öğreteceğiniz kelime "Allah" olsun. İlk cümle ise "La ilahe illallah." Çocuğun tertemiz zihni kelime-i tevhid ile beslensin. Yıllar geçse bile tevhidin eseri görülecektir. Onu kötü sözden ve arkadaştan, ateşten korur gibi koruyun. Hayat boyu lazım olacak en önemli mutluluk azığı olan iffetini unutma. Onu da sandığına koy. Koy ki hem sana hem de senden olanlara lazım olacak. İffet ve hayâ erkeklere ve kadınlara en çok lazım olan erdemdir. Günlerden bir gündü. Günlerden o gün geldi ve sen de hayata gözlerini açarak dünya tarihine adını kazıdın. Senden önce dünyaya gelenler gibi ve senden sonra dünyaya gelecek olanlar gibi, sen de yaratılanların arasında yerini aldın. Annene, babana Allah'ın lütfuydun. İstedikleri, bekledikleri, dualarıydın. Sen eşinle geçireceğin zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor musun? Onunla muhabbet etmek, verimli zaman geçirmek ona yapabileceğin en büyük ikramdır. Dünyaları versen elde edemeyeceğin sevinci, birlikte geçirdiğin o tatlı vakitle elde edersin. Mutlu edersen mutlu olursun. Giderek sana benziyor değil mi? Aynı baban gibisin, diyerek ona bir kere daha sarılıyorum hep. Sana kızarak, bak işte senin çocuğun, demedim hiç sana. Sende olan her güzeli ona verdin hep. Sen de bana benzetirsin hep biliyorum, annen gibisin, dersin, annen gibi saf ve duru. Şımartır beni sözlerin, şımarmayı bile beceremeyen beceriksiz halimle şımarmayı denerim. Eşinin davetini geri çevirme. Onu şeytanın tuzağına düşürmüş olursun. Eşlerin birbirinin ihtiyacına cevap vermemesi onları yanlışa sürüklemektedir. Bir anlık gafletle eşini aldatmaya kadar gidebilir. Burada sebep olan da yapan
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018869 okunma
6/10
·80 syf.··
2026 12. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 00:14
Çaresaz, modernleşme sürecindeki İstanbul’u; ikili ilişkiler, imam nikâhı–resmî nikâh çelişkisi ve toplumsal beklentiler üzerinden Mediha öğretmen karakteriyle anlatan, akıcı bir novella. Halide Edip Adıvar burada yine gündelik hayatın içinden bir hikâye kuruyor ama o “sıradan” görünen hayatın altı epey dolu. Aşk, mantık ve evlilik gibi meseleler doğrudan sorgulanıyor. Eğitimli, ekonomik özgürlüğü olan güçlü bir kadın olan Mediha’nın, açıkçası hiç hak etmeyen Münir’in duygularına kapılması beni gerçekten üzdü. Okurken en çok takıldığım şey de buydu: Bu kadar susmak gerçekten erdem mi? Mediha sustukça herkes rahat ediyor ama olan ona oluyor. İçten içe tükeniyor ve bunun farkına bile varmıyor. Münir’in hem ilişkilerinin hem de evliliğinin toplum tarafından bu kadar kolay kabullenilmesi de ayrı bir sinir bozucu nokta. Benim okurken hissettiğim şey şu oldu: Halide Edip burada sadece bir kadının hikâyesini anlatmıyor, aynı zamanda “güçlü kadın” dediğimiz şeyin ne kadar kırılgan olabildiğini de gösteriyor. Yani mesele sadece Mediha’nın zaafı değil, onu bu noktaya getiren düzenin kendisi. Kitap bittiğinde bende hüzünden çok öfke kaldı. Bu yüzden Çaresaz bana göre sadece duygusal bir hikâye değil; kadına yüklenen “sabret, idare et” beklentisini sorgulatan, yer yer de insanı rahatsız eden bir metin.
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20171,444 okunma