Son olarak size, vatanınıza ve halkınıza karşı sonsuz bir sevgi hissetmeniz gerektiğini söylemek istiyorum. İki efendiye birden hizmet eden, halkından nefret eden ve onları aşağılık ve barbar olarak gören entelektüeller vardır. Bu doğru değildir. Halkı olduğu gibi sevmeliyiz. Çünkü halkın kalpte, ruhta ve şahsiyette harikulade olduğunu, kültürel ve ekonomik yönden ise geri olduğunu biliyoruz. Bu durum, halkın suçu değil talihsizliğidir. Suç, eski liderlerin ve yabancı emperyalistlerindir. İnsanın halkına ve vatanına olan sevgisi, zorluklara karşı verdiği mücadele sırasında ve karşı karşıya kaldığı sefalette ona güçlü bir manevi destek sunar. Aynı zamanda halkın düşmanlarından, faşizmden, gericilikten ve emperyalizmden güçlü bir şekilde nefret etmelisiniz. Kimse, halkın düşmanlarına karşı verilen mücadelede yer almayıp duruma kayıtsız kalmamalıdır.
"Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen"
"Bazı geceler uyanıp sigara içiyorum karanlıkta
Odamdaki aynada yanıp sönen küçük kırmızı bir yıldızım
Musevi bir kadının ruhu dolaşıyor evde, ya da Müslüman
Ya da ateist bilmiyorum
Gelip yamuk tabloları düzeltiyor, biraz çorba içiyor mutfakta
Sanırım yağmuru yapısalcı bir yaklaşımla karşılıyor
Saçma bir kadın, anlaşılmaz
Ama iyidir saçmalamak dostlarını satmaktan
İyidir adanmak, yalandan
Bir çocuk romanı olarak anlaşılmıştım artık."
“Her şeyin kırığının alındığı
Voltajı düşük fakirhaneler gibiydik.
Kırık pirinç, kırık yumurta..
Semt pazarından ucuza.
Kalbin kırığından söz etmeye sıra bile gelmiyordu..”