Puan vermedi·59 syf.··
2018 89. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2018 00:00
José Saramago ile tanışma kitabım oldu Bilinmeyen Adanın Öyküsü. Yazarın kitapları hakkında okuduğum yorumlar sebebiyle bir süredir çekinerek yaklaşıyorum, çünkü hep zorlanacağımı düşünüyorum. Bu yüzden, bu masalımsı kısa kitapla başladığıma çok memnunum. Sade bir öykü, oldukça basit bir dille yazılmış. İçinde ki çizimlerle daha keyifli bir hale getirilmiş. Bir oturuşta rahatlıkla okuyabileceğiniz bir kitap. Bir adamın kralın kapısına dayanıp, bilinmeyen adayı aramak için tekne istemesiyle başlıyor ve onunla birlikte gitmesi gerektiğine inanıp peşine takılan bir kadınla su gibi ilerliyor konu... "Ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum, o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum. Bilmiyor musun ki, kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin..." "Rüya hünerli bir sihirbazdır, varlıkların boyutlarını ve birbirlerine olan uzaklıklarını değiştirir. Yan yana uyuyan kişileri ayırır, birbirine uzaktaki kişileri kavuşturur... " Keyifli okumalarınız daim olsun...
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202127bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 36. kitabı
Kitap Kinik okulunun sarsıcı düşünce dünyasını günümüze taşır. Sinoplu Diogenes gibi figürlerin sokaktaki hazırcevap diyalogları ve çarpıcı aforizmaları üzerinden şekillenir. İnsanın doğaya uygun, sade ve erdemli bir yaşam sürmesi gerektiğini savunur. Bu dağınık metinler, okuyucuyu modern yaşamın kabullerini sorgulamaya ve entelektüel bir dürüstlükle yüzleşmeye davet eder. Geleneksel felsefe tarihinin en kışkırtıcı ve eğlenceli muhalefet biçimini anlamak için temel bir kaynaktır...
Kinik Felsefe FragmanlarıDiyojen · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020407 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 00:00
Şeyler, ilk bakışta çok sade görünen ama zor kitaplardan biri. Bir kere yazarın deneyimine sahipseniz onu daha iyi anlayabilirsiniz. Çünkü dile getirdiği duyguları hissedebilmek için yaşamak gerekiyor. Perec, bu kısa romanda büyük olaylar anlatmıyor aksine, modern insanın gündelik hayatını, tüketim arzusunu ve eşyalara yüklediği anlamları mercek altına alıyor. Jérôme ve Sylvie adlı genç bir çift vardır. İyi bir hayat yaşamak isterler; güzel mobilyalar, şık evler, zarif eşyalar hayal ederler. Ancak zamanla okur şunu fark eder: Aslında onların peşinde koştuğu şeyler yalnızca nesneler değildir. O nesneler aracılığıyla saygınlık, mutluluk, aidiyet ve kimlik aramaktadırlar. Perec'in başarısı, bir vitrinin ya da bir oturma odasının tasvirinden toplumsal bir eleştiri çıkarabilmesi. Kitap boyunca uzun eşya betimlemeleriyle karşılaşılır. Başta bunlar gereksiz gibi görünebilir fakat yazarın amacı tam da budur. Okur, karakterlerin dünyasının nasıl yavaş yavaş nesneler tarafından işgal edildiğini hissettirir. Perec'in anlattığı arzu döngüsü hâlâ devam etmektedir: Bir şeyi elde ederiz, kısa süre mutlu oluruz ve sonra yeni bir şeye ihtiyaç duyarız. Bu nedenle Şeyler, sadece 1960'ların tüketim toplumunu değil, günümüz insanını da anlatan bir eser olarak okunabilir. Şeyler, "İnsan sahip olduklarıyla mı yaşar, yoksa sahip olmak istedikleriyle mi?" sorusunu soran bir roman. Bitirdiğinizde aklınızda karakterlerden çok, kendi arzularınız ve evinizdeki eşyalar kalıyorsa işte o zaman yazarla aynı deneyimi yaşadığınızdan emin olabilirsiniz.
ŞeylerGeorges Perec · Metis Yayınları · 20161,357 okunma
8/10
·155 syf.··
Beğendi
·
2026 80. kitabı
İnsanın Anlam Arayışı İnsanın Anlam Arayışı, yalnızca bir savaş anısı değil; en ağır acıların içinde bile yaşamın anlamını bulmaya çalışan insanın hikâyesidir. Viktor Frankl, toplama kampında yaşadıklarından yola çıkarak, insanı hayatta tutan şeyin umut ve anlam duygusu olduğunu anlatır. Sade ama etkileyici anlatımıyla, okuru kendi yaşamını ve amaçlarını sorgulamaya davet eden unutulmaz bir eserdir.
Alıntı
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Hayır Diyebilme Sanatı Hayır Diyebilme Sanatı, başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendimizi nasıl ihmal ettiğimizi gösteren etkileyici bir kişisel gelişim kitabı. Gerektiğinde “hayır” diyebilmenin bencillik değil, özsaygının bir göstergesi olduğunu hatırlatıyor. Sade anlatımı ve düşündüren örnekleriyle, sınır koymayı öğrenmek isteyenler için değerli bir eser.
Alıntı
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 6. kitabı
#ki̇tapyorumu #kimsesizlercoğrafyası Hem bir yıkımın hem de bir varoluş hikayesinin aynı kitapta buluşturmuş yazarımız. 6 Şubat depreminde kuzenini bulmak için yola çıkan karakterimiz Hatay'da bir can pazarına şahit oluyor ve insanların çaresizliğini, insanlık savaşını ,Can pazarını ,duygu yoğunluğunu kitabına aktarıyor. Aynı zamanda orada yan yana olduğu Ali adındaki bir depremzede Bir mülteci ile sohbete başlıyor kitapta depreme dayanırken bir yandan da Irak İran savaşında savrulmuş bir çocuğun yaşama tutunması, mülteci olmanın zorlukları ,insan duyguları ,psikolojik tutumlar ele alınmış aslında ikisi de kanayan iki yara ikisine de dokunmuş. Akıcı bir kitap, dili sade zaten çok kalın bir kitap değil film tadında bir kitap elinize aldığınızda hemen bitirebileceğiniz bir eser. Altını çizdiğim satırlarda oldu beni üzen noktalarda. İnsana dair iki yarının ele alındığı bir kitaptı. Yazarımızın kalemi daim olsun ... Keyifli okumalar dilerim. Hayat buydu galiba... İnsan, en sevdiği öldüğünde toprakta açılan Bir çukura koyar; üstüne soğuk, ıslak toprağı serpiştirir. En hüzünlü anında midesinin kazındığını hisseder ;Zor da olsa bir parça ekmek yer, su, çay ya da kahve içer. İlk gün olmasa da ertesi gün bayılırcasına uyur acısı yüreğine ağır geldiğinde ; ekmek parçası elinden düşer, içtiği su boğazından geçmez ama bir süre sonra normale döner çünkü diğer taraftan hayat devam ediyordur. Yüreğindeki acıyla Yaşar, sızısı gün be gün hafifler, en sevdiğinin hatıraları kalır geriye nokta insanlık, böyle olmasaydık nasıl dayanırdık bunca acıya? Hayat, bazıları için hep böyleydi; "başıma gelse ölürdüm " dediğin her şey bir bir başına gelir, yine de ölmezdin. Bu da altın vuruş olurdu yaşamın. Nefes aldığın sürece devam ettirdiğini hatırlatır da sana .
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026102 okunma