Puan vermedi·583 syf.··
2026 4. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:33
Muhteşem bir kitaptı. Yazar, aşkın farklı yüzlerini anatomik bir titizlikle incelemiş. Stendhal’in kadın karakterleri yaratmadaki ustalığı hayranlık verici. Madame de Rênal’in şefkatli, suçluluk duygusuyla kavrulan ama bir o kadar da saf aşkı ile Mathilde de la Mole’ün aristokratik, gururlu, bir tiyatro sahnesini andıran entelektüel tutkusu arasındaki kontrast muhteşemdi. Veee  Julien Sorel, yükselmek için dünyanın en ikiyüzlü insanı olmaya çalışan ama ruhunun derinliklerindeki gurur, saflık ve tutku yüzünden bu ikiyüzlülüğü sonuna kadar götüremeyen trajik bir kahraman. Tam da bu kusurları ve yenilgisi, onu edebiyat tarihinin en kusursuz karakteri yapar. Kırmızı ve Siyah", sadece 19. yüzyıl Fransa’sının bir eleştirisi değil; insanın sınıf atlama çabasının, güç arzusunun ve sevgiye olan açlığının zamansız bir destanı. Stendhal’in ironik, mesafeli ama bir o kadar da keskin üslubu, bu romanı bir kez bitirdikten sonra bile zihnimizde yaşatmaya devam edecek. Edebiyatın insanı dönüştürme gücüne inanan herkesin, bu şehesere hayran kalmaması imkansızdır.
Kırmızı ve SiyahStendhal · Kum Saati Yayıncılık · 201812,7bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 08:15
İmkânsızın Şarkısı benim için olayların peşinden sürüklendiğim bir kitap olmadı. Hatta dürüst olmak gerekirse, kitabı “acaba sonra ne olacak?” diye değil, karakterleri izlemek için okudum. Murakami’nin en sevdiğim yanı da bu zaten. Bir karakterin ne dinlediğini, ne okuduğunu, odasında ne olduğunu, hatta bazen nasıl oturduğunu bile anlatıyor. Bazı okurlar için gereksiz olabilecek bu detaylar benim zihnimde kocaman bir dünya kuruyor. O dünya kurulunca da karakterler sadece isim olmaktan çıkıyor, gerçek insanlara dönüşüyor. Bu kitapta da aynen öyle oldu. Toru’yla kilometrelerce yürüdüm ama itiraf etmeliyim ki kendisiyle çok da anlaşamadık Sürekli geçmişte yaşayan, her şeyi fazla düşünen, kendini mutsuz edeceğini bile bile o duyguların içinde kalan insanlara karşı sabrım pek yok Bir noktada “Tamam kardeşim, anladık üzgünsün ama biraz da yaşa artık.” deme isteği uyandırdı bende. Naoko’ya üzülmemek elde değil ama daha ilk sayfalardan onun hikayesinin çok zor bir yere gideceğini hissettim. Onunla ilgili hissettiğim şey sevgi değil, daha çok endişeydi. Sanki yanında otursam sürekli yanlış bir şey söylemekten korkacaktım. Camdan yapılmış gibi hissettirdi bana. Reiko’yu merak ederek okudum ama ona da çok yaklaşamadım. Hikayesini ilgiyle dinledim ama duygusal olarak yanına oturamadım diyebilirim. Sonra Midori geldi. Ve kitap benim için başka bir yere geçti. Midori bana göre romanın en gerçek karakteriydi. Çılgın, komik, dürüst, bazen saçma, bazen kırılgan… Ama hepsinden önemlisi yaşayan bir karakterdi. Ailesini kaybetmiş, yalnız kalmış ama yine de hayata küsmemişti. Onun içinde sürekli bir sevgi açlığı vardı ama bunu acındırarak değil, yaşamaya devam ederek gösteriyordu. Belki de bu yüzden kitap boyunca en çok ona bağlandım Karakterlerin derinliği, müzikler, kitaplar
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Bir Paltoyla Gelen Değişim”
Puan vermedi·56 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:47
Nikolay Gogol’un “Palto” adlı hikâyesi benim için hem sade hem de biraz iç burkan bir hikâye oldu. Hikâyede Akakiy Akakiyeviç adında, çok kendi halinde ve sessiz bir adam var. İnsanlar tarafından pek fark edilmiyor, hatta çoğu zaman yok sayılıyor. O da buna alışmış, kendi dünyasında işini yapıp hayatını sürdürüyor. Bir süre sonra eski paltosu iyice kullanılamaz hale geliyor. Yeni bir palto yaptırmak onun için basit bir ihtiyaçtan çok, hayata tutunma sebebi gibi oluyor. Çünkü o palto sadece bir kıyafet değil; biraz değer görmek, biraz da “varım” diyebilmek gibi bir şey oluyor onun için. Uzun uğraşlardan sonra yeni paltosunu yaptırıyor ve onu giydiğinde ilk defa insanlar ona farklı davranıyor. Sanki o da önemli biriymiş gibi hissediyor. Bu durum onu çok mutlu ediyor ama bu mutluluk çok uzun sürmüyor. Bir gün paltosu çalınıyor. Ve bundan sonra hayatı tamamen değişiyor. Kimse onu ciddiye almıyor, yardım etmiyor ve o da yavaş yavaş içine kapanıp hastalanıyor ve ölüyor. Bana göre bu hikâye şunu anlatıyor: İnsan bazen sadece görünüşüyle bile değerlendirilebiliyor. Oysa bir palto ya da dış görünüş değil, insanın kendisi önemli olmalı. Kısacası “Palto”, çok sıradan bir insanın bile değer görmek için ne kadar kırılgan bir durumda olabileceğini anlatan çok etkileyici bir hikâye.
PaltoNikolay Gogol · Karbon Yayınevi · 201746,2bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Bir kitaba yapılabilecek övgülerden biri o kitabı tekrar okuma isteğidir. Şeyh ve ayna, Bir ses gelseydi eğer, doğmak ve ölmek, Deli Dumrul ve dünyeviliğin ötesi, Türk ve müslüman olmak , Solaris, Üçüncü Sır başlıklı bölümler bulunmakta . Kitapta en çok öne çıkan ve beni etkileyen tasarımsal bir vaka " Bir Ses Gelseydi Eğer " idi. Diğer kısımların dili çok akıcı değil ve özellikle Türk-müslüman kimliği ve vahiy konusunda tekrar tekrar okunmalı. Çünkü bazı yerler çok subjektifti. Baştaki vakalardaki terapist kimliğinin öne çıkmasından sonra dini konulardaki öznelliği yer yer rahatsız etti . Kitap baştan sona doğru bireyin bu dünyadaki 'kim'liğinden hareketle 'ne'liğine doğru bir anlatı yaparak ve yazarın da ifade ettiği gibi, insanın hayatında aşkın bir anlam bulmadan psikiyatrinin de çaresiz kaldığı anlamsızlık ve boşluk hislerinin tam anlamıyla giderilemeyeceğini söylüyor. Okunmaya değer, sadece Bir ses gelseydi eğer kısmı için bile değer.
Şeyh ve ArzuSaffet Murat Tura · Metis Yayıncılık · 2002145 okunma
6/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:26
Ünlü Alman yönetmen, yapımcı ve yazar #WernerHerzog’un kaleme aldığı #BuzdaYürüyüş kitabı çok sıradışı bir deneyimi konu alıyor. 1974 yılının Kasım ayının sonuna doğru bir haber alıyor. Geçen yüzyılın en önemli sinema eleştirmenlerinden yakın arkadaşı Latte Eisner, Paris’te hasta yatağında ölmek üzere. Bunu duyan Herzog şöyle der: Olamaz, şimdi ölemez, Alman sineması şu an onsuz yapamaz, bu önemli kadının ölmesine izin veremeyiz. Bir karar alıyor; belki bir totem, oraya yürüyerek giderse Eisner’in ölmeyeceğine, adımlarının onu iyileştireceğine dair çılgınca bir inançla Münih’ten 23 Kasım’da sert kışta 21 gün sürecek olan o yola koyuluyor. Bir sırt çantası, bir harita ve bir çift yeni bot ile çıktığı bu yolculukta köylerden, tarlalardan, dağ yollarından, kar buz içinde geçerken karşılaştıklarını kendine has üslubu ile kağıda aktarır. Sadece çok özel olan kısımları çıkartarak bu notlarını herkesle paylaşmaya karar verir ve ortaya bu kitap çıkar. Bu kitap; dostluğa, ölüme meydan okumaya, inanca ve insan iradesine dair yazılmış bir eylem kitabı aslında. Herzog için yürümek fiziksel bir eylem olmaktan çıkmış, her adım ölümden bir saniye çalıyor. Bu yönüyle kitap aslında kaçınılmaz olan sona karşı çekilen bir rest gibi. Nitekim Lotte Eisner bu yürüyüşün ardından iyileşmiş ve yıllarca daha yaşamıştır, bu da kitaba efsanevi bir hava katar. Kitap günlük formunda. Herzog yol boyunca maruz kaldığı amansız doğa şartlarını; fırtına, çamur, kar, buz, ayaklarındaki yaraları ve sığındığı terk edilmiş ya da boş evleri, ahırları, barınakları anlatır. Ancak dışarıdaki bu kasvetli, ıssız ve donmuş coğrafya, aslında yazarın iç dünyasındaki kaygının, delilik sınırındaki yalnızlığın ve dostunu kaybetme korkusunun bir yansıması. Buzda Yürüyüş, Werner Herzog sinemasını anlamak için de bir
Buzda YürüyüşWerner Herzog · Jaguar Kitap · 2016508 okunma
Fikrimce
Puan vermedi·336 syf.··
2026 42. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:53
Göl İnsanları, sadece bir hikâye kitabı değil, aynı zamanda Anadolu’nun bir aynasıdır. Kemal Tahir, süslü anlatımlar yerine gerçek hayatı göstermeyi tercih etmiştir. Kitabı okurken köylerde yaşayan insanların karşılaştığı zorlukları daha iyi anlayabiliyoruz. Eserdeki karakterler kusursuz değildir; bu da onları daha gerçekçi yapar. Bana göre kitabın en önemli yönü, insanların yaşam mücadelesini samimi ve doğal bir şekilde anlatmasıdır.
Göl İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020548 okunma