10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 141. kitabı
Bugün sizlere sevgili yazar Oya Mumcuoğlu kaleminden çıkan Atlasın Kızları ile geldim. Bu kitap benim için sadece kadın seyyahların anlatıldığı bir eser değil; tarihin gölgelerinde bırakılmış cesur kadınların izini süren ilham verici bir yolculuk oldu. Yıllardır bize keşiflerin, büyük yolculukların ve maceraların hep erkeklere ait olduğu anlatıldı. Oysa bu kitap gösteriyor ki kadınlar da yüzyıllar boyunca hayallerinin peşinden gitmek için büyük mücadeleler vermiş. Kimi erkek kılığına girerek gemilere binmiş, kimi tek başına bilinmeyen coğrafyalara yolculuk etmiş, kimi ise toplumun tüm baskılarına rağmen özgürlüğünden vazgeçmemiş. Kitapta en çok etkilendiğim isimlerden biri Jeanne Baret oldu. Erkek kılığına girerek dünya turuna çıkan ilk kadın olması gerçekten hayranlık uyandırıcıydı. Catalina De Erauso’nun sıra dışı hayatı, Isabella Bird’ün keşif tutkusu, Alexandra David-Néel’in Tibet yolculuğu ve Freya Stark’ın Anadolu üzerine yaptığı çalışmalar ise kitabı daha da etkileyici hale getiriyor. Her bölümde farklı bir kadının hikâyesini okurken hem şaşırıyor hem de o dönemin şartlarını düşündükçe hayran kalıyorsunuz. Üstelik yazarın dili oldukça sade ve akıcı olduğu için tarihi bilgiler yoğun olmasına rağmen kitap hiç sıkmıyor. Atlasın Kızları; cesaret, özgürlük ve hayallerinin peşinden gitmek üzerine çok güçlü bir eser olmuş. Kadın tarihi, biyografi ve keşif hikâyeleri okumayı sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. “Bazı kadınlar bavullarına sadece eşyalarını değil, cesaretlerini de koyup yola çıktı…”
Atlasın KızlarıOya Mumcuoğlu · Ceres Yayınları · 20257 okunma
10/10
·216 syf.··
2026 24. kitabı
Bu kitabı ders kapsamında okumaya başladım ve açıkçası ilk başta başlığına karşı biraz önyargılıydım. Çok ilgimi çekeceğini düşünmüyordum. Ama daha ilk sayfalardan itibaren fikrim tamamen değişti. Yazarın “Ben dedikoduyu kuramsallaştırıyorum.” dediği bölüm özellikle çok dikkatimi çekti. Hatta henüz evli olmamasına rağmen kayınvalide ya da görümce ilişkileri hakkında sanki bunları yaşamış gibi kafasında yüzlerce hikâye ve yorum olduğunu, üstelik bunların çoğunun olumsuz olduğunu söylüyordu. Bu kısım bana çok tanıdık geldi. Çünkü aslında hepimiz daha yaşamadan birçok ilişki hakkında fikir sahibi oluyoruz ve bu fikirler genelde çevreden duyduklarımızla şekilleniyor. Kitap boyunca kadınların, genç kızların evlilik sürecini nasıl deneyimlediği çok farklı açılardan ele alınıyor. Yazar sadece kendi düşüncelerini anlatmıyor; yaptığı görüşmelere, okuduğu kaynaklara ve hatta romanlardaki kadın temsillerine de yer veriyor. Bu yüzden okurken tek bir bakış açısıyla karşılaşmıyorsunuz. En çok hoşuma giden noktalardan biri de evlenmenin sadece iki kişinin bir araya gelmesi olarak değil, bir genç kız için aslında “gelin gitmek” anlamına geldiğinin anlatılmasıydı. Aile kavramının evlilik öncesinde ve sonrasında nasıl değiştiği, kalabalık aileler, aynı evi paylaşan akrabalar, birden fazla gelinin birlikte yaşadığı evler gibi birçok farklı konuya değiniliyor. Bunun yanında kadınların kimlikleri, kendilerini nasıl algıladıkları ve bu süreçte yaşadıkları değişimler de oldukça etkileyici bir şekilde işlenmiş. Kitapta beden ve güzellik algısına da değiniliyor. Güzelliğin ya da maddi durumun evlilik sürecinde nasıl bir avantaj ya da dezavantaj olarak görülebildiğini anlatan bölümler vardı ve bunlar bana toplumun kadınlara yüklediği beklenteleri yeniden düşündürdü. Genel olarak kitabı
Kaynana Ne Yaptı, Gelin Ne Dedi?Dikmen Yakalı Çamoğlu · İletişim Yayıncılık · 201735 okunma
Reklam
8/10
·325 syf.··
2026 8. kitabı
Kitap düşük IQ’lu bir birey olan Charlie’nin ve bir denek faresi olan Algernon’un hikayesini anlatıyor. Hikayeyi takip ederken Charlie’ye üzülmemek elde değil. Düşük IQ’lu, yani gerçek anlamda saf olmak gerçekten üzücü bir şey. Charlie’nin bu süreçteki en yakın arkadaşı ise bir fare olan Algernon oluyor. İkisinin de ortak noktası, en azından bilim insanlarının gözünde birer denek olmaları. Charlie onu çok seviyor ve kendini sürekli onunla kıyaslıyor. Kitap, ayrıca bu tür önemli deneylerdeki bilim insanlarının farklı yaklaşımlarını ve farklı etik değerlerini de başarıyla ortaya koyuyor. Bilim insanları Charlie’yi bir insan olarak değil, bir denek olarak görüyorlar ve bu durum Charlie’yi çok rahatsız ediyor. Çünkü Charlie’nin asıl öğrenmek istediği, gerçekte kim olduğu; yani nasıl bir insan olduğuydu. Dünyaya diğer insanlar gibi normal bir zekayla gelseydi ne tarz bir insan olacağını merak ediyor ve bunu öğrenmeye çalışıyor. Kitabı okurken bir Amerikan romanı olduğunu (pragmatik/faydacı) hissediyorsunuz. Teknik bir eleştiri; başkahramanımız IQ’su düşük olduğu için birçok kelimeyi yanlış söylüyor ve yazar da bunu belirtmek için kitapta yanlış yazılmış kelimelere yer vermiş. Doğrusu ben bu tarzı pek beğenmedim; okurken akışı kesiyor ve "Acaba kelimeyi yanlış mı okuyorum?" diye sürekli duraksamama neden oluyor. Yine de bu teknik tercihin arkasındaki dünya, bizi oldukça derin bir hikayeye götürüyor. Kitabın temposu, Charlie’nin Algernon ile beraber yaşamasından ve ardından ayrı eve çıkmalarından sonra hızlanıyor, daha keyifli bir hal alıyor; tıpkı Charlie’nin zekasının hızla artması gibi. Ameliyattan sonra o kadar çok gelişmişti ki, artık kendi eski halini farklı bir insanmış gibi görüyor ve ona dışarıdan bir gözle "Charlie" diyordu, bu gerçekten enteresandı.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Atlasın Kızları benim için sadece kadın kaşiflerin anlatıldığı bir araştırma kitabı değil, tarihin satır aralarında unutulmuş cesur kadınların izini süren etkileyici bir yolculuk oldu. Yazarın yaklaşık on yıllık araştırmasının ürünü olan bu eser, "Keşif denince neden hep erkekler akla geliyor?" sorusunun peşine düşüyor ve bize bambaşka bir tarih penceresi açıyor. Kitabı okurken en çok şaşırdığım şey, kadınların seyahat etmesinin bile büyük bir mücadele gerektirdiğini görmek oldu. Hayallerinin peşinden gitmek için erkek kılığına giren, isimlerini değiştiren, toplumun dayattığı sınırları aşmaya çalışan kadınların hikâyeleri hayranlık uyandırıcıydı. Özellikle keşif yapabilmek için tüm hayatını erkek kimliğiyle sürdüren Catalina De Erauso, erkek kılığında dünya turuna çıkan botanikçi Jeanne Baret ve keşif tutkusu sayesinde İngiliz Kraliyet Coğrafya Topluluğu'na kabul edilen ilk kadın olan Isabella Bird beni en çok etkileyen isimler arasındaydı. Fanny Bullock Workman'ın Mont Blanc'a tırmanışı, Alexandra David-Néel'in Tibet'e ulaşma mücadelesi ve Eva Lindström Dickson'ın Sahra Çölü'nü tek başına arabayla geçmesi ise kadınların kararlılıklarının ve cesaretlerinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha gösteriyor. Üstelik kitap sadece kaşif kadınlarla sınırlı kalmıyor; korsan kadınlardan, keşifleri destekleyen güçlü kadınlardan ve doğayı korumak için mücadele eden öncü isimlerden de bahsediyor. Bu kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Tarih kitaplarında adlarını çok az duyduğumuz ya da hiç duymadığımız bu kadınlar, aslında dünyanın keşfedilmesinde ve şekillenmesinde önemli roller üstlenmişler. Hatta belki bilmeden tarihin yönünü değiştirmişler. Ne yazık ki çoğu zaman gölgede bırakılmışlar. Atlasın Kızları, o gölgede kalmış hikâyeleri gün yüzüne çıkaran, hem öğretici hem de ilham
Atlasın KızlarıOya Mumcuoğlu · Ceres Yayınları · 20257 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:45
YAZGI, üç kuşağın iç içe geçen hikâyesi. Hatice’nin suskun direnişi, Reyhan’ın yarım kalan gençliği ve Melis’in parlayan geleceği… Büyük bir çoğunluğumuz; kendi yaşadığımız sıkıntıları, acıları çocuklarımızın yaşamasını istemeyiz. Bazen de; çocuklar ailelerin yaşadıklarından ders alıp, ben böyle olmayacağım diyebiliyor. Başarabilenlere ne mutlu... Hayat adil değil. Kimisine her şey altın tepside sunulurken, kimisi tırnakları ile kazıyarak bir yerlere gelmeye çalışır. Bunu da herkes başaramaz. İmtihan dünyası... Yazgı; Nebiye Sevük kaleminden, Parlayan Kitap yayınlarından basımı yapılan, 222 sayfadan ibaret roman. İstanbul' un taşı toprağı altın diyerek, Zonguldak' ın Ağaçbükü köyünden İstanbul' a gelen bir ailenin hikayesi. Hatice her ne kadar istemese de; eşi Selim' in baskısı ile İstanbul' a gitmek üzere yola çıkarlar. İşler istediği gibi gitmedikçe, fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalan Hatice' nin, en büyük dayanağı çocukları, Mehmet ile Reyhan olmuştur. Oğlu Mehmet, iş için İzmir'e gitmiş, kızı Reyhan ise ortaokuldan sonra okuyamamıştır. Hatice, temizlik için bir evde çalışırken, uğradığı iftiradan dolayı işten ayrılmak zorunda kalır. Selim; bulduğu hiçbir işte düzen tutmayan, kendisini a** e verip, eve hiç bir zaman ayık gelmeyen karakter. Reyhan; çok sevdiği arkadaşı Ayşe ile her şeyini paylaşırdı. Sevdiği Ali' den sadece Ayşe' nin haberi vardı. Ali ile gizli bakışmalarının kendisini ne kadar etkilediğinden bahseden Reyhan' ın, başka konu konuşmaması Ayşe' nin canını sıkmaya başlar ve Reyhan ile arasına mesafe koyar. Ta ki; gerçek sebebi ortaya çıkana kadar... Reyhan sevdiğine kavuşabilecek miydi? Annelerinin yaşadıkları, Mehmet ile Reyhan' ı ne kadar etkiledi? Ayşe, neden Reyhan' dan uzaklaştı? Ruhumun yorgunluğu çoktan çökmüş omuzlarıma. Acaba yıllarımı
YazgıNebiye Sevük · Parlayan Kitap · 202522 okunma
8/10
·328 syf.··
2026 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 19:41
John Logan, arkadaşının yurt odasında olan partiye gitmek istemiştir. Ancak yanlışlıkla kapısını çaldığı Grace Ivers hayatına bomba gibi düşmüş ve anında bütün her şey alt üst olmuştur. Grace, sadece birinci sınıf öğrencisiydi ve bir gün kapısında ünlü hokey oyuncusu Logan’ı görmeyi asla hayal bile etmemiştir. Sadece bununla da bitmemiştir. Birlikte vakit geçirmeye başlamış ve Grace Logan’dan gerçekten hoşlanmıştır. Ancak bir gün Logan’ın her şeyi batırması üzerine Grace Paris’teki annesinin yanına gitmiş ve Logan’ı tamamen hayatından çıkarmıştır. Yaptığı hatanın farkında olan Logan, Grace’e ne kadar ulaşmaya çalışırsa çalışsın başaramamıştır. Ancak bir sonraki yıl okulun açılması ile birlikte Grace okula geri dönmüştür lakin o eski naif, kırılgan Grace artık yoktur. Daha güçlü ve serttir. Ve Logan ikinci bir şansı hak ettiğine Grace’i inandırmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Bu serinin herbir karakterine bayılıyorum.Logan ve Grace’te, Hannah ve Garrett kadar sevdiğim bir çift oldu.Grace’in sonradan kendine güveninin gelmesi ve Logan’a kendisi ile çıkabilmesi için bir liste vermesi beni çok güldürdü.Logan gerçekten çok inatçı biri ve Grace için yaptıkları beni etkiledi.İkili arasındaki uyum ve çekim de beni eritti bitirdi.Aynı zamanda Logan’ın ailesi için yaptığı fedakarlıklar ve o hokey oyuncusu kimliğinin altında olan kişiliğini çok sevdim.Grace’in gevezelikleri ve babası çok iyiydi.Aynı zamanda Logan’ın kitabın sonunda Grace’e yaptığı jeste bayıldım.Aşık bir adam oldu çıktı.Bu arada kitapta kısımlar olduğunu da belirteyim. Sıradaki çift ise en bomba çiftlerden çok bekletmeden onları da okuyacağım.Sizler de spor romantizmi okumayı seviyorsanız acilen bu seriyi okumaya başlamalısınız.
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,119 okunma
Reklam
Reklam