Depresyon ne zaman geçecek o halde ?Uğraşarak ,savaşarak değil ;vakti gelince geçecek.Bir süreçten çıkmak sadece sizin mücadelenize bağlı değildir;bu sürecin doğasına bağlıdır.
İncinmenin birçok çeşidi vardır. Hani böyle küçük farklar... Biri bir şey biliyordur, çünkü daha şanslı koşullarda doğmuş ve gerçek eğitimi oluşturan o ince sırra vâkıf olma fırsatını yakalamıştır. Öte yandan diğeri sadece dersini öğrenmiştir. Bu da vardır. İnsan her şeyi öğrenene dek ömür geçip gider.
Günün birinde uyandım, yatağımda doğrulup oturdum ve gülümsedim. Artık en ufak bir acı çekmiyordum ve birden, doğru insan diye bir şeyin olmadığını idrak ettim. Ne yeryüzünde ne de cennette. Öyle biri, öyle tek bir kişi yok. Sadece insanlar ve her insanın içinde bir tutam doğru insan var ama kimsede, bizim diğerinden beklediğimiz ve umduğumuz şey yok. Kusursuz insan diye bir şey yok ve o mutluluk veren, harikulade tek adam aslında hiç var olmadı. Sadece içlerinde ışık kadar moloz da olan insanlar...
Japonya, bugün, dünyanın en müreffeh ülkeleri arasındaki konumunu, sadece beşeri kaynaklarıyla yerinde ve zamanında kaliteli mallar (ürünler) üretip ihtiyaç duyulan pazarlara uygun fiyatlarla satarak elde etmiştir denilebilir. Eğer bir gün Japonya beşeri kaynakların, onun kalitesini yitirirse, ülkenin elde etmiş olduğu bugünkü refahiyeti kaybedeceğinden şüphe yoktur. Bu nedenle, üçüncü bir faktör devreye girmek durumundadır ki o da çalışmadır.Evet, Japonlar oldukça çok düzenli ve beklenenden fazla çalışıyorlar. Kendileri de bunu itiraf ediyorlar. Fazla çalışmadan dolayı intihar da ediyorlar aynı zamanda. Onlar gelişigüzel çalışmıyorlar. Tecrübelerini, ustalıklarını, akıllarını ve yeteneklerini en verimli şekilde kullanıyorlar.Pazarda rekabet edecek ürünü üretmek için hiçbir şeyden çekinmiyorlar, esirgemiyorlar. Teknolojiyi ve insanı zamanında ve yerinde kullanıyorlar; zaten bundan başka da yol yoktur; bu anlamda çalışıyorlar ve çalıştırıyorlar. Teoriyi çok hızlı bir şekilde kavrayıp hazmedip ustaca pratiğe dönüştürüyorlar. Sanayide Japonlan diğerlerinden ayıran en büyük özellik de budur.
Mekkeli müşrikler Allahı yaratıcı olarak kabul ediyorlardı. Hatta bundan çok daha fazlasını da ikrar ediyorlardı. Mazide kalmış kavimlerin çoğunun yaptığı gibi, kureyş de rububiyet tevhidini kabul ediyordu. Buna rağmen Allah rasulu(sav) onlara İslam hükmü vermedi ve onlara karşı savaştı. Bunun nedeni basittir. Allahı sadece yaratıcı olarak kabul etmek İslamın istediği teslimiyet şekli değildir.
Kişi Allahın yaratıcı olduğunu ifade etmekle Müslüman olmaz, aynı kureyşin bundan dolayı müslüman kabul edilmediği gibi.
" Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir? Diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. O hâlde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar. "Ankebut,61