Puan vermedi·240 syf.··
2026 162. kitabı
Ferenc Molnár’ın o içten, çocuksu ama bir o kadar da derin ve sarsıcı kalemiyle, Budapeşte’nin o tozlu sokaklarında bir avuç çocuğun oyun alanlarını korumak için verdikleri o devasa onur mücadelesini gözlerim dolarak okudum. Yazar; Boka’nın bilge liderliğini, Nemecsek’in o küçük bedenine sığdırdığı kocaman, sadık ve cesur yüreğini anlatırken, arkadaşlığın, vatan sevgisinin ve çocukluk masumiyetinin ne kadar kutsal olduğunu muazzam bir dille işlemiş. Pal Sokağı çocukları ile Kırmızı Gömrekliler arasındaki o amansız arsalar savaşını sadece bir çocuk oyunu olmaktan çıkarıp sadakati, ihaneti, gururu ve büyümenin o sancılı gerçekliğini yüzümüze vuran, bittiğinde ise Nemecsek’in o unutulmaz fedakarlığıyla kalbimizde ömür boyu geçmeyecek o derin sızıyı bırakan, dünya edebiyatının en zamansız ve en dokunaklı başyapıtlarından biriydi.
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
!Spoiler!
6/10
·320 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 14:00
Çerelik bir kitaptı benim için o yüzden hemen bitirdim. Genel olarak fena değildi. Güzel ve çirkin uyarlaması diye geçiyor sözde ve bunun hakkında adam gibi bir şey görmedik. Sadece +18 sahnelerden ibaretti. Yani bir anlamı amacı yoktu. Ana erkek karakteri de sevmedim, ilgi çekci bir yanı asla yok. Basit biri. Nedensiz kurguda okuduğum her şey pis hissettirdi. Yani okuyacaklara söylüyorum, tavsiye etmiyorum. İndirim olduğu için almıştım. Değmez. Son bölümde Nyfain hiçbir neden yokken Finley'nin evinden çekip gidiyor. Daha net bir neden olsa mesela iblis kral falan gelecek olsa ve onunla savaşsa insan der ki geçerli bir neden ama durduk yere gidiyor. Bence yapılan her şeyin amaçsız olduğu boş bir kitaptı. devamını okumam.
Güllerin YıkımıK. F. Breene · Olimpus Yayınları · 2023512 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Nasıl bir hayal gücü bu???
Puan vermedi·238 syf.·
2026 3. kitabı
Puslu Kıtalar Atlası uzun zamandır okuduğum en farklı kitaplardan biri oldu. Kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey, "Nasıl bir hayal gücü bu?" oldu. Okurken sürekli şaşırdım. Bir yerde karşıma çıkan bir karakterin ya da küçük bir detayın ileride bambaşka bir anlam kazanması çok hoşuma gitti. Olaylar ve karakterler birbirine öyle ustalıkla bağlanıyor ki sonlara doğru parçalar yerine oturdukça hayran kalmamak elde değil. Kitap; tarih, fantastik unsurlar, gizem ve macerayı bir araya getirirken hiçbirini diğerine feda etmiyor. Bir sayfada gülümserken başka bir sayfada "Acaba burada anlatılmak istenen ne?" diye düşünürken buldum kendimi. Tam da bu yüzden sadece bir hikâye okumuyorsunuz; yazarın kurduğu o sıra dışı dünyanın içinde dolaşıyorsunuz. Dili nedeniyle ilk başlarda biraz zorlanacağımı düşünmüştüm ama birkaç bölüm sonra kendimi tamamen hikâyeye kaptırdım. Bitirdiğimde ise geriye sadece güzel bir hikâye değil, hayranlık duygusu kaldı. Bana göre Puslu Kıtalar Atlası, okuru şaşırtan, düşündüren ve kendine has atmosferiyle hafızada yer eden kitaplardan biri. İyi ki okumuşum dediğim eserler arasına rahatlıkla girdi.
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Mazideki kalan okumalarımdan
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
TANRI CLAUDIUS ROBERT GRAVES Tanrı Claudius, Robert Graves’in Ben, Claudius romanının devamıdır. Roma İmparatorluğu’nun en çalkantılı dönemlerini, bizzat Claudius’un ağzından dinleriz. Çocukken geçirdiği hastalıklar nedeniyle kekeme, topal ve içine kapanık bir çocuk olan Claudius, ailesi tarafından hor görülür. Herkes onun akılsız ve önemsiz biri olduğunu düşünür. Ancak bu dışlanmışlık aslında onun en büyük koruyucusu olur; çünkü Roma sarayındaki iktidar mücadelelerinde dikkat çekmez ve hayatta kalmayı başarır. Claudius aslında bir budala değildir; aksine tarih bilen, düşünen, insanları iyi gözlemleyen biridir. Kitaplara, tarihe ve öğrenmeye tutkuyla bağlıdır. Roma sarayında herkes onu küçümserken o çevresindeki insanların gerçek yüzlerini görür. En büyük avantajı ise kimsenin onu ciddiye almamasıdır; böylece zekâsını gizleyerek hayatta kalır. Roman boyunca Claudius bize Roma’nın büyük isimlerini anlatır. İlk imparator Augustus, güçlü ve siyasi zekâsıyla öne çıkan Livia, kuşkucu ve acımasız Tiberius, deliliğiyle Roma’yı dehşete düşüren Caligula ve diğer birçok tarihî kişilik Claudius’un gözünden hayat bulur. Özellikle Caligula dönemi, sınırsız gücün bir insanı nasıl değiştirebileceğini gösterir. Roma’nın korku, suskunluk ve çıkar ilişkileriyle nasıl çürüdüğünü Claudius’un gözlerinden görürüz. İktidar için yapılan entrikalar, cinayetler ve ihanetler arasında Claudius hiç istemediği halde Roma tahtına yükselir. Herkesin küçümsediği bu adam artık imparator olmuştur. İmparator olduktan sonra halkın sorunlarını gören, devlet işleriyle ilgilenen ve bazı önemli reformlar yapan bir hükümdar olur. Britanya’nın fethi onun döneminin en önemli olaylarından biridir. Ancak içinde taşıdığı eski Roma Cumhuriyeti sevgisi ile sahip olduğu imparatorluk makamı arasında büyük bir
Tarihi Roman
Tanrı ClaudiusRobert Graves · Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları · 2022271 okunma
Babamın Bavulu
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Babamın Bavulu bence Orhan Pamuk’un yazdığı en samimi, en insani şeylerden biri. Hani o devasa, katmanlı romanlarındaki o mesafeli, entelektüel yazar tiplemesi var ya; işte bu konuşmada o zırhı tamamen indiriyor. Karşımıza sadece babasının gölgesinde büyümüş, onun takdirini kazanmak istemiş, içi içine sığmayan bir çocuk ve bir oğul olarak çıkıyor. Beni bu metinde en çok vuran şey, o meşhur bavulun etrafında dönen o "dürüstlük" hissi oldu. Düşünsene, baban ölmeden önce sana içi el yazmalarıyla, defterlerle dolu bir bavul bırakıyor ve sen o bavulu açmaktan korkuyorsun. Pamuk orada çok acayip bir itirafta bulunuyor; "Ya babam benden daha iyi bir yazarsa?" diye gizli bir kıskançlık ve korku hissettiğini söylüyor. Bir yazarın, hele ki Nobel almak üzere olan bir yazarın, kendi egosunu, o insani zayıflığını ve kıskançlığını bu kadar çıplak bir şekilde ortaya koyması bence muazzam bir cesaret. Bir de tabii o odalara kapanma meselesi var... Yazmayı, dünyadan kaçıp bir odaya gizlenmek ve orada sabırla iğneyle kuyu kazmak olarak anlatıyor ya, insan ister istemez kendi hayatına dönüp bakıyor. Biz bugün neye bu kadar sabır gösterebiliyoruz, hangi masada saatlerce tek başımıza kalabiliyoruz diye düşündürüyor. Doğu ile Batı arasında sıkışmışlık hissini, o "taşralı" olma duygusunu anlatırken de o kadar bizden, o kadar içeriden konuşuyor ki, hani o ödülü alırken aslında hepimizin hikayesinden bir parça taşıdığını hissediyorsun. Okuyucu yorumlarına baktığında da zaten genel hava hep bu yönde. İnsanlar Orhan Pamuk’un o ağır roman dilinden sonra bu metni okuyunca "Aaa, o da bizim gibiymiş, onun da babasıyla, kendisiyle dertleri varmış" diyorlar. Kitap bitince insanın içine tuhaf bir hüzünle karışık üretim arzusu doğuyor; gidip eski aile albümlerini karıştırmak, babanın ya da annenin
Babamın BavuluOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20193,359 okunma
Sadece düşünceler
Puan vermedi·448 syf.··
2026 4. kitabı
bu kitabı birden fazla kez okumuş birini görürseniz onu olduğu yerde bırakıp kaçmanızı öneriyorum. kötü bir kitap diye düşündüğümden değil asla bu kitap insanın en karanlık duygularını farketmesini en istemediğiniz duygular ile karşılaşmanıza olanak sağlıyor. kitabı okurken ilk başlarda ne kadarda iğrenç insanlar bunları nasıl yapabiliyorlar diye düşündüm hiç etik değerleri yok mu acaba gibi ardından kitabın ortalarında insan olup olmadıklarını sorgularken onlarında bunu sorguladıklarını farkettim.kitabı bitirdiğim gibi okumuş birine rastlamak ve onunla bu kitap üzerine uzun uzadıya tartışmak istedim bende kapanmış bir kitap gibi hissettirmedi uzun bir süre düşündüm hatta en son okuması için arkadaşıma verdim son bir umutla ve o bitirdiğinde benimle aynı kafa karışıklığına sahipti sanki bir takım şeyler bile isteye havada bırakılmış gibi herkesin okuması gerektiğini düşünmüyorum bence okumanız gereken zaman diliminde karşınıza kendiliğinden çıkacaktır bende öyle oldu en azından
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 201835,4bin okunma