Serpinti! Serpinti! Serpinti!
Dersler tüm hızıyla sürüyor. Sabah ağır spor etkinliklerinden sonraki derste "Nükleer saldırı alarmı ve kimyasal saldırı alarmı" eğitimi veren Serdar Yüzbaşı, uygulamalı olarak konuyu anlatıyor. "Sarı alarm, turuncu alarm ve kırmızı alarmda siren seslerinin aralıkları değişir. Kimyasal silah saldırısındaki hareket tarzı farklıdır. Fark edilmesi ile ilk yapılması gereken var gücümüzle üç defa 'Serpinti!' diye bağırıp yere yatmak ve yüzümüzü, solunum yollarımızı korumaktır." Defalarca yaptığımız uygulamadan sonra 10 dakika dinlenmemizi söylemek için "Rahat! Hazır ol! İstirahat et!" diye emir verdi. Bizler de hazır ol vaziyetinde "Sağoool" diye kükredik. Tüm bölük, geniş bir gölgeliğin altına yerleştik. Bulunduğumuz yerin etrafı ve üstü yarı kapalıydı. Kimi sigaraya, kimi suya, kimi çaya saldırmışken muzip arkadaşlardan birisi var gücüyle "Serpinti! Serpinti! Serpinti!" diye bağırarak yere atladı. Gürültülü bir şekilde çıkarttığı gaz sesinin ardından ortalığa yayılan inanılmaz kötü koku bütün dengelerimizi allak bullak ederek burnumuzun direğini sızlatmıştı.
Sayfa 30
Weyyy babooo
Çalışma odasında, iki yıldır sürekli okuduğu, on dördüncü sayfasına ayraç konulmuş bir kitap vardı...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çeliği ok gibi biçimleyip sapa ekledikten sonra, zıpkına su vermeden önce son bir kez ateşe tutmak isteyen Perth, Ahab'a su fıçısını yaklaştırmasını söyledi. "Hayır, hayır... Bu çelik suya sokulmaz. Ölümün ta kendisiyle su vereceğim ona. Hey bana bakın! Tashtego, Queequeg, Daggoo! Hey, ne dersiniz, dinsizler! Bu zıpkına su vermeye yetecek kadar kan bağışlayabilir misiniz bana?" Zıpkını havaya kaldırmıştı bunu söylerken. Koyu renkli üç baş. "evet" der gibi eğildi. Putlara tapan zıpkıncıların etinde üç delik açıldı; ve Beyaz Balina'ya saplanacak zıpkının ağzına su verildi böylece. Lânetli demir, vaftiz kanını cızırdayarak emerken, Ahab kendinden geçmişçesine bağırdı: "Seni Tanrı adına değil, şeytan adına vaftiz ediyorum!"
Sayfa 587 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Michael Dibdin’in Dead Lagoon (Ölü La­ gün) adlı romanından “Gerçek düş­manlar olmadan, gerçek dostlar olamaz. Ne olmadığımız­dan nefret etmediğimiz sürece, ne olduğumuzu sevemeyiz.”
Gün batmak üzereydi. Birden Ahab, küpeşteye yakın durdu; takma bacağını orada burguyla açılmış deliğe koydu, bir eliyle çarmığa tutunup, Starbuck'a, tüm tayfayı kıç güverteye çağırmasını buyurdu. Çok büyük bir şey olmadıkça gemide hemen hiç verilmeyen bu kumanda karşısında, ikinci kaptan iyice afalladı: "Ne dediniz?" "Herkes kıç güverteye!" dedi Ahab yeniden. "Hey, direk başındakiler, inin aşağı!" Gemiciler toplandı. Herkes şaşkınlık ve nerdeyse korkuyla Ahab'a bakıyordu; çünkü fırtına çıkacağı sırada ufukta biriken bulutları andırıyordu Ahab. Bir denize, bir de tayfaya baktıktan sonra, yerinden ayrıldı. Tek başınaymış gibi, gene bir aşağı bir yukarı, takur tukur yürümeye başladı. Başı eğik, şapkası gözlerine inmiş yürüyor; şaşkın gemicilerin fısıltılarını duymuyor gibiydi. Stubb, Flask'ın kulağına, Ahab'ın, herkesi, bir yürüyüş gösterisi seyretmeye çağırdığını mırıldandı. Ama bu gösteri uzun sürmedi. Ahab birden durup bağırdı: "Bir balina görünce, ne yaparsınız, çocuklar?" Yirmiye yakın ses hep birden yükseldi: "Haber veririz!" Ahab, yabanıl bir sevinçle, "güzel!" diye bağırdı. Ve beklenmedik sorusunun herkesi büyülemesinden yararlanarak, konuşmasını sürdürdü: "Sonra ne yaparsınız çocuklar?" "Sandalları denize indirip, ardına düşeriz." "Peki, kürek çekerken ne dersiniz, çocuklar?" "Ya geberir balina, ya dibe gider sandal deriz." Her bağırışmada, yaşlı adamın yüzü daha garip, daha yabansı bir hazla parlıyordu. Tayfalar merakla birbirlerine bakıyorlardı; böylesine anlamsız soruların kendilerini neden bu denli heyecanlandırdığına şaşar gibiydiler. Ahab, takma bacağını güvertedeki delikten çıkarmadan, yarı dönerek, yüksekteki bir çarmığı sıkı sıkı yakalayıp konuşmaya başlayınca, adamlar onu can kulağıyla dinlediler: "Gözcüler, bir beyaz balina için verdiğim emirleri
Sayfa 220 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
İblisler gibi insanların da ruhu çürüyor.