“Bugün dünyanın kaybolduğuna inandığı birçok değerli kitap ve şaheser, burada orijinal metinlerinden asıllarına uygun olarak titizlikle klasik Ermenice’ye tercüme edilmiş ve saklanmış bulunuyordu.”
Kör Baykuş, "Ben ne okudum şimdi?" şaşkınlığı ile "Aman Allah'ım, bu bir şaheser!" hayranlığı arasında mekik dokutan bir labirent. Kitabı kelimenin tam anlamıyla çok beğendim, ama yalan söylemeye gerek yok: Anlamakta yer yer o kadar zorlandım ki, bir ara kitabın beni okuduğunu ve üzerimde psikolojik bir deney yaptığını düşündüm.
Hidayet, "Oysa benim hayatımda tek bir mevsim oldu ve hep aynı haldeyim" derken sanırım benim kitabı okurken içine düştüğüm o sabit "Anlamaya çalışan insan" ifadesinden bahsediyordu. Bir sayfada gerçek hislerini aşkın ve ilahiyatın ardına saklamak istemeyen cesur bir anlatıcı görüyorsunuz, diğer sayfada ise beyninizin içinde adeta mavi ekran veriyor. Sayfalardaki o yoğun melankoli arasında kaybolurken tıpkı yazarın özlediği gibi hissettim: "Keşke her şeyden habersiz olduğum çocukluk zamanlarımdaki gibi usulca uyuyabilseydim! Sakin, huzurlu bir uyku..." Ama ne mümkün!
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,5bin okunma
Sinekli Bakkal (1936), Halide Edib Adıvar’ın en önemli ve en çok okunan romanlarından biridir. Yazarın olgunluk dönemi eseridir ve Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alır. Roman, ilk olarak
Hikayemiz, Aiden Bishop adlı karakterin, Blackheath Malikanesi’nin karanlık ormanında, hafızasını tamamen kaybetmiş bir halde ve "Anna!" diye bir ismi sayıklayarak uyanmasıyla başlıyor. Kim