S İ G M A
Yaşatan gücünü seven ellerini ayırdetmiş durmadan
Parklardan boşalan, fabrikalardan ve lokantalardan
Her şeye uygun ve habersiz kesin bando-mızıka kalabalığından
Ev adamları lâtince sulara başladığı zaman
Aydınlıkta üç kişi yanyana geçince beyaz sokaklardan
Karpuz marpuz gibi yemişleri düşünüp rahatlayan
Dışarlıklı sularla ceneviz korkusundan
Mutluluğuna surlar çekmiş en sahi byzantion
O Kankentlerinde her orman sonu
Korkup kapandıkça kanakoşan adamlardan
Sıkıntılı bira şişelerine bıkkın dadanan
Elleri boşalınca kalemden tornadan kağıt ve demir paradan
Duyguları aşktandı çok aşktan
Mozayık göklerinde yabancı akşam kuşları falan filan
Bakır kapıları örtünce subaşıları son avcının ardından
İznikli teslisçilerden ve adalarlı hekimlerden daha avutkan
Bütün kurtuluşu başlardı ondan
Bütün kurtuluşu ondan yani aşkî karanlıktan
Ne hayallere daldım yine, görüyor musun
Yine umutlarım şiir oldu kalemimde bak
Nereden nereye götürdü beni aklım?
Bir varmış, bir yokmuş
Evvel zaman içinde
Sahi, sana bir masal anlatacaktım