anti-emperyalist, anti-kapitalist, anti-sosyalist, anti-nazist, anti-siyonist, en önemlisi de; türkiye`ye özel ve ait olmak üzere anti-firavunist.
bir Müslümanım
Asıl bu çağda, Tanrı'nın öldürüldüğü savlanan bu çağda çıkıyor Tanrı gerçeği ortaya. Anlıyoruz ki o 'ölmedi', 'öldürülmedi. İnsan öldürüldü sürekli bu çağda. Ölümler o denli yoğunlaştı ki göremez olur gibi olduk Tanrı'yı. Sürekli bir korku içinde insanlık... Neden korkuyoruz, hepimizin bir korku su var, söyleyelim ıssızlıklarda bunu kendi kendimize. Tanrısızlıktan koгkuyoruz. Tanrı'ya inanmadan hangi insancıl değer kalıyor savunulacak?
.. Benim bilinç kaynağımı Tanrı oluşturuyor çünkü. O'nsuz bilinç kaynağım kuruyor benim, anlamsızlaşıyorum ben.
Konya Cezaevinde, vaktiyle Bursa hapishanesinde bulunmuş, Nâzım Hikmet'i gayet iyi tanıyan mahkumlardan biri anlatmıştı: Ben Bursa'da iken mahkum arkadaşlardan biri komünizmi merak eder. Doğru Nâzım Hikmet'in yanına gider. Sorar Nazım Hikmet'e: "Ağabey, komünizm nedir?" Nâzım, cebini göstererek: "Sok elini buraya"
der. Mahkum çekinerek sokar. Ne kadar para varsa al der Nazım. Mahkum alır. İki yirmibeş kuruşluk varmış. Kızıl şair, 25 kuruşluklardan birini ona verir, birini kendisi alır. İşte, der, komünizm budur. Bu hareket mahkumun hoşuna gider. Nâzım Hikmet'le lâubali olmaya başlar. Bir gün elini cebine sokuverir. Bakar ki iki elli liralık var. Birini Nâzım Hikmet'e verir, birini kendi almak ister. Fakat komünist şair dehşetli kızar, adamı yanından kovar ve elli lirayı zorla alır. Bu hadiseyi dinledikten sonra, meğer dedik, komünizm ne kadar da ucuzmuş: Olmuşu 25 kuruş.
Güçlü toplumlar, geleceklerini kurtarmak için geçmişlerini acımasızca eleştirmekten kaçınmazlar, zayıf toplumlar güncel sorunlarla yüzleşmekten ve geleceğe adım atmaktan kaçmak için geçmişlerini müdafa ederler.